Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
314
 

Anaksagoras ve Felsefesi

“Ben, dünyaya güneşi hayran hayran seyretmek için geldim.”

Anaksagoras

M.Ö. 500-428 yılları arasında yaşamış olan Anaksagoras’ın doğduğu yer bugün İzmir-Urla yakınlarında bulunan Güladası'dır. Sokrates öncesi düşünürlerden olan Anaksagoras’ın zengin bir aileden geldiği ama bütün servetini bilimsel araştırmaları için tüketmiş olduğu söylenir. Anaksagoras genç yaşta doğduğu kenti terk edip felsefesini yaymak üzere Atina’ya gitmiş ve orada otuz yıl kadar kalmıştır.

Anaksagoras Atina’da kaldığı sürece Atina’nadaki yerel dini otoritelerin görüşleri ile ters düşmüştür. Örneğin Atina’daki yaygın inancın aksine Anaksagoras için güneş, tanrı falan değildi; kocaman, kor halinde bir taş parçasıydı. Anaksagoras, güneşin, dört atlı arabasının üstündeki Apolion tarafından yönetilmediğini ileri sürmeye cüret etmesiyle ateist ilan edilmiş ve Atina’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Bu bağlamda Anaksagoras için görüşleri nedeniyle dinsizlikle suçlanan ilk filozof da denilebilir. Anaksagoras, kaçtıktan sonra Çanakkale Lapseki'ye gelmiş ve burada bir okul kurarak öğrenci yetiştirmiştir.

Felsefeyi Atina’ya getiren kişi olarak da bilinen Anaksagoras’ın felsefe tarihindeki bir diğer önemi ‘eklektizm’ temsil etmesidir, yani ona göre doğada gözlenen her şey aslında iç içedir ve “her şeyde her şey vardır". Anaksagoras’a göre dünyanın kaynağı birkaç unsurdan ziyade birçok unsurla açıklanabilir, Anaksagoras, maddeyi oluşturan bu unsurlara tohum anlamına gelen ‘spermata’ adını vermiştir. Ona göre evrendeki her şey sonsuz sayıdaki küçük tohumcuktan, yani Yunanca ifadesiyle ‘spermatalar’dan oluşmaktadır ve değişim denen olgu, bu sonsuz sayıdaki ‘spermata’nın bir araya gelmesi ve ayrışmasıyla meydana gelmektedir. Anaksagoras'a göre nasıl bir balçık yığını kendiliğinden heykel olamazsa ‘spermatalar’ da kendiliğinden varlıkları meydana getiremez. Bunun için düzenleyici, biçimlendirici, yönlendirici olan ve mutlak akıl ve irade anlamına da gelen  ‘nous'un olması gerekmektedir. Bu bağlamda Anaksagoras’ın ‘nous’a bir tür tanrısallık atfettiği de görünmektedir ve burada kendisinden önceki bazı düşünürlerin izinden gittiği anlaşılmaktadır. Nitekim ‘nous’ kavramı, ontolojik açıdan bazı felsefe sistemleri içinde tümel akıl, kozmik zihin ya da dünya ruhu olarak tanrıyı göstermek için kullanılmıştır.

Anaksagoras farklı felsefi görüşleri ile bulunduğu çağa damga vurmuş filozoflar arasındadır. Onun bazı görüşleri şu şekildedir:

- Anaksagoras'a göre bir benzer başka bir benzeri algılayamaz, aynı olan şeyler birbirini idrak edemez. Algı, karşıtların meydana getirdiği uyarımın bir sonucu ortaya çıkmaktadır.

- “Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olanlar yok olmaz, ancak şekil değiştirir.” düşüncesini ortaya atarak bin yıllar öncesinden bugünkü ‘termodinamik’in birinci yasasını ifade etmiştir.

- Duyularımızın zayıflıkları nedeniyle gerçeği idrak edecek durumda değiliz.

- Varlıkların en son parçaları yoktur, sonsuza kadar bölünebilirler.

- Her şeyde her şeyden bir parça vardır. Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar.

- Küçük olan şeyler içinde bir en son küçüklük derecesi yoktur, tersine daima bir daha küçük vardır. Var olanın bölme yoluyla varlıktan kesilmesi imkânsızdır. Aynı şekilde her zaman, büyük olandan daha büyük olan bir şey vardır ve o nicelik bakımından küçük olana eşittir. Her şey aynı zamanda hem küçüktür hem büyük.

- Önceleri her şey bir aradaydı, sonra Akıl gelip onları düzene soktu.

- Seyahat etmek, düşüncelerinizi değiştirmek, önyargılarınızdan kurtulmaktır.

-  Anaksagoras'a, insanın neden doğmayı doğmamaya yeğlemesi gerektiği sorulduğunda: "Başka hiçbir şey değerli değilmişçesine, gökleri ve oradaki şeyleri, yıldızları, ayı ve güneşi seyretmek için" demiştir.

- Oğlunun ölüm haberi kendisine bildirildiğinde gayet sakin bir şekilde; "Ölümlü birisini dünyaya getirmiş olduğumu biliyordum zaten" demiştir.

- Son olarak Anaksagoras'a ölmeden önce son dileği sorulur ve cevabı söylentilere göre şu şekilde olur: “Öğrencilere özgür bir gün verin."

 

Faydalanılan Kaynaklar:

Ahmet Cevizci (2015). Felsefe Tarihi, Thales'ten Baudrillard'a. İstanbul: Say Yayınları.

Şengör Celal ( 2016). Bilgiyle Sohbet. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.


https://www.felsefe.gen.tr/anaksagorasin-nous-ve-spermata-anlayisi/

Ümit AKÇAKAYA
Uzm. Psikolojik Danışman & Online Terapist

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3429
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster