Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '15

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
1164
 

Analar Dağı ve terk edilmek korkuları üzerine

Analar Dağı ve terk edilmek korkuları üzerine
 

Kayseri'de bir tek Erciyes Dağı’nı biliyordum. Bu bölgede bana gelen çoğu danışanımdan öğrendim ki bir de "Analar Dağı" varmış. Çocukken yaramazlık yaptıklarında annelerinin onları kapıyı çarpıp gitmekle tehdit ettikleri dağ'ın adı… Anneleri kapıyı çarpıp hiç gitmedi belki ama ne acı ki o çocuklar şimdi birer yetişkin olduklarında psikoterapi için bizim kapımızı çalmak zorunda kalıyorlar. Hemen hepsinin de korkuları aynı; terk edilmek ya da yalnız kalmak.

 

Bir çocuğun ruhsal olarak sağlıklı bir zeminde yetişebilmesi için iki temel duygusunu karşılanmasına ihtiyacı vardır. Bunlar; sevgi ve güven duygularıdır. Bu duyguları çocuğa verebilecek en önemli kişiler ise yetişme döneminde en fazla ilişki halinde oldukları kişiler olarak anne ve babalarıdır. Bu duygulardan herhangi bir ya da her ikisi de eksik kaldığı takdirde çocuğun benliğinde -izleri uzun yıllar hissedilebilecek- bir boşluk, değersizlik, yetersizlik, yalnızlık ve güvensizlik duygular oluşacaktır.

 

Çocuklar yaklaşık 12 yaşına kadar soyut olan kavramları algılayamazlar. Onların soyut olan deyimlere yükledikleri somut anlamlar bunun bir örneğidir. “Etekleri zil çalmak” deyimini duyduğunda çocuğun zihnine üzerinde ziller olan ve hareket ettikçe zil sesi çıkaran bir etek gelecektir ve bu sözün neden kullanıldığında pek bir anlam veremeyecektir. Çocukların bu özellikleri ebeveynler tarafından bilinmediğinde ya da göz ardı edildiğinde ortaya çok ciddi iletişim çatışmaları ve yanlış anlamalar doğabilmektedir. Çocuğa şaka yollu ya da onu korkutmak amaçlı söylenen birtakım sözleri, çocuk kendi düşünce dünyasında çok farklı şekilde kurgulayabilir ve olumsuz bir duyguyla bilinçaltına kaydedebilir.

Adı “Analar Dağı” olmasa da birçok anne çocukları istedikleri gibi davranmadıklarında onları sevmemek ya da bir gün ansızın çekip gitmekle tehdit edebiliyor. Bunu yaparken çocuklarının daha uslu ve disiplinli davranmalarını amaçlıyorlar muhtemelen ancak olayları hep somut olarak yorumlayan çocuklar açısından bu maalesef hiç de öyle olmuyor. Annelerinin bir gün ansızın kendilerini gerçekten terk edebileceği kaygısı çocukların benliklerinin en derinlerine kazınıyor.  Bu çocuklar, ileride çocukluk dönemlerinde yaşadıkları bu tarz travmaların izdüşümlerini -başta ilişkileri olmak üzere- birçok alanda yaşıyorlar. Ya terk edilme korkusuyla hiç kimseyle ilişki kuramıyorlar, ya terk edilmemek için bir başkasına bağımlı bir hayatlar yaşıyorlar ya da terk edilmek duygusunu yaşamamak adına ilişkilerinde terk eden taraf olmayı tercih edebiliyorlar.

Siz siz olun -ne kadar sinirlenseniz de- çocuğunuzu onu sevmemekle ya da bir gün çekip gitmekle tehdit etmeyin. Çocuk, bunun bir şaka ya da blöf olduğunu anlamayacaktır. Kendi iç dünyasında bu tehdidi gerçekleşmesi her an mümkün olabilecek bir durum olarak yaşayacak ve gelecekte hissettiği olumsuz duygularla ilişkilerinde yaşatmaya devam edecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 86
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3445
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster