Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
622
 

Analar tahtını yaparmış, bahtını değil...

Analar tahtını yaparmış, bahtını değil...
 

görsel internetten...


Geçenlerde Milliyet Blog yazarlarından Cem Bey, ''Cillop gibi hatunlarsınız maşallah'' adlı blog yazıma yorum göndermiş...

Beni anlatmaya çalışmış yorumunda, iyi bir gözlemci olduğumu, empati yeteneğimin biraz eksik olduğunu ve feminist yanımın ağır olduğunu ve en önemlisi doğallığı yaşam tarzı olarak benimsediğimi v.s..

Cem bey siz de en az ben kadar gözlemcisiniz demek ki beni çok iyi anlatmışsınız.. Doğru empati yeteneğim biraz zayıftır, sadece oğluma karşı empati yapmaya bayılırım ama diğer insanlara karşı pek iyi değilim empati konusunda.. Bu yüzden bazen bencil olduğumu bile düşünenler olur..

Doğallık ve istediğim gibi olmak olmazsa olmazım, hayatta neyi beceremezsin deseler yapmacık olmayı derdim kesinlikle..

Bir seyi söylerken veya bir davranışta bulunurken başka bir insan benim hakkımda ne düşünecek hesabını hayatım boyunca yapmadım ve yapamam..

Kimin beni sevip sevmeyeceği, kimleri kaybedeceğim hiç ama hiç umrumda olmaz.. Ne isem o şekilde olmayı, kendim gibi olmayı her şeyden fazla önemserim hayatta..

Feministlik konusuna gelince, ne siyasi ne edebi ne de başka başka akımlarla pek işim olmadı şimdiye kadar.. Kısacası hiç anlamam, feminizm, kominizm, hümanizm... v.s

Fakat haklısınız belki de farkında olmadan feminist özellikler sergilemişimdir, eşitlikten yana  her kadının feminist olması gerektiğine inanırım..

Yazılarımı okuyanlar belki de benim kadınlara neden bu kadar acımasızca yaklaştığımı eleştirmiş ya da düşünmüş olabilirler..

Ben güçsüz ve ezik kadınları, kendini erkekten daha aşağıda gören ve hayatında hep bir erkek gereksinimi duyan, erkek olmadan bir halt olamayacağını düşünen, kendini korunmaya muhtaç bir varlık gibi gören kadınlara sinir oluyorum.. Kocasını hayatının merkezine yerleştiren kadınlara sinir oluyorum..

Kadın erkek ayrımı yapan kişilere sinir oluyorum..

Ne kadın erkekten üstün ne de erkek kadından.. Allah ikisini de eşit yaratmış ikisinin de iki bacaği, iki kolu, iki gözü, ikisinde doğustan sahip olduğu aklı ve duyguları var.. Neden ayrım yaparsınızda insan olarak bakmazsınız..

Cinsiyet ayrımı yoktur benim hayat felsefemde, bütün cinsiyetlerin ekonomik, politik ve sosyal özgülüğüne inanıyorum.. Belki de farkında olmadan feminist bir duruş sergilemiş olabilirim..

Kominizm dedimde aklıma geldi bundan yirmi yıl önce, okuldan mezun olduğum sene, mahallemizdeki ilk öğretim okulunda vekil öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştım.. Babam sıkı bir solcuydu o zamanlar.. Hala solcudur da, sıkı mı bilmiyorum...

Okulda yeni göreve başlamış sıkı milliyetçi bir öğretmen vardı..  Ataması yeni olmuş o da benim gibi çömez fakat aramızda altı ya da yedi yaş falan var.. 

Adana'dan gider gelirdi hergün, babası aşiret..

Ben yirmili yaşlardayım, o da yirmi altı yaşlarında falandı galiba..

Teneffüslerde bana bakarken yakalardım onu ve gözgöze gelirdik, aşık olmuştu galiba bana,  ben de aşık mıydım bilmiyorum..

Nereye gitsem adım adım peşimde.. Bir erkeğe körü körüne aşık olacak bir yapım yoktu ama belki de bana olan aşkına ve bağlılığına aşık olmuştum..

Arada bir masa tenisi oynardık, birkaç defa pastanede kahve içmeye falan gitmiştik, ama bana bu kadar sırılsıklam derecesinde aşık olcağı aklımın ucuna gelmedi.. Ben onun kadar olmasamda ben de onunla vakit geçirmekten hoşlanıyordum tabi..

Bir gün bana dedi ki, seni seviyorum ve ailemi göndereceğim seni istemeleri için..

Artık çalışmak yok, evinin kadını olacaksın ve bana çocuk doğuracaksın, çocuklarının anası olacaksın..Ben çalışır sana ve çocuklarımıza bakarım..

Hı ?

Anlamadım! 

Çocuk doğurmak mı!  Evinin karısı olmak mı!

En son o gün görmüştü beni..  Okulların kapanma haftasıydı.. Babamla ve annemle konuştum öğretmenlik galiba bana göre bir meslek değil ben Ankara'ya gitmek istiyorum, orada turizmle ilgili bir iş bulmak ve okuduğum bölümle ilgili iş yapmak istiyorum dedim..

Bizimkiler ikna edemediler beni kalmam konusunda ve ben annemle birlikte Ankara'ya giitim..

Gerisi uzun hikaye, ayrı bir yazı konusu olur..

Aylarca aradı beni, bıkmadan usanmadan yalvardı, ağladı... 

O zamanlar cep telefonu falan yok, teyzemlerde kalıyordum nereden bulduysa teyzemin ev telefonunu bulmuş.. Tekrar dönmem ve evlenmemiz konusunda çok baskı kurdu ve ısrar etti ama nafile..

Neyse geçenlerde cafedeyim, mutfakta bulaşık yıkıyorum.. İçeriye uzun boylu esmer  bir adam girdi.. Kafamı çevirdim elimde havlu, kalakaldım öylece..

Beni tanıdın mı dedi

Evet dedim tanıdım.. Hiç değişmemişsin..

Sen de hiç değişmemişsin dedi..

Yirmi yıl dile kolay..   hiç unutmadım seni...

Senden sonra kimseye aşık olmadım ve sevemedim..  Her yerde seni aradım, baktığım her kadında seni gördüm..

Geleceksin diye haftalarca Adana otogarında yatıp kalktım.. Ankara'dan gelip geçen otobüslerin hepsine baktım tek tek, deli divane gibiydim.. Okulu bıraktım kendimi alkole verdim.. 

Hiç ama hiç unutmadım seni.. 

Arkadaşlar, eş dost kendime gelmemi sağladı...  Oğlum manyak mısın, giden gitti artık, seni sevseydi bırakıp gitmezdi, kendine gel dediler..

Ama tam dört yıl bekledim seni, evlenmedim, gelirsin diye umut ettim hep..

Bir gün kızkardeşini gördüm ablam İngiltere'ye gitti dedi, ondan sonra umudum tamamen bitmişti..

Evlendim, 4 tane çocuğum oldu..

Herşeyim var, ama mutlu olamadım.. O aşk denen duyguyu bir daha yaşamadım..

Neden gittin? dedi. Sana hep bu soruyu sormak istedim..

Ulan geri zekalı, karşıma geçip çalışmayacaksın, evinin kadını olacaksın, çocuk doğuracaksın dedin ya!  Üstelik benim gibi birine!

Korktum işte ve gittim...

Bana göre bir yaşam tarzı değildi çünkü..

Kafadan böyle söylenir mi ya!

Evet haklısın cahillik işte, ben de çok olgun değildim nasıl konuşacağımı bilemedim demek ki...

Sonra çok pişman oldum seni ürküttüğümü, tedirgin ettiğimi anladım..

Beni tehdit ediyordun ya! Ya benimsin ya toprağın! Gelmezsen seni öldürürüm!...

Ben böyle bir adama boyun eğer miyim hiç..  Kader işte, kısmet değilmiş demek ki..

Kısmetten öte köy yok derler bilirsin...

Hem babam beni sana verir miydi sanıyorsun.. Sen aşırı milliyetçi, babam aşırı bir solcu, ikinizde korkunç derecede faşistdiniz o zaman.. Nasıl olacaktı..

Selda!  Sen istesen bunlar problem olmazdı biliyorsun dedi..

Neyse

Bak aradığın gibi bir kadın bulmuşsun işte, sana dört tane çocuk doğurmuş üstelik çalışmıyor, evinin çalışanı olmuş..

İstediğin bu değil miydi?

Değilmiş!  dedi..

Neyse

İşimize bakalalım, şu malzemeler taşınacak bunları taşıyabilecek bir arabaya ihtiyacım var.. dedim

Birini aradı, adam on dakika sonra geldi..

Eskimi eski, her tarafı dökülen, külüstür bir arabayla... ve malzemeleri arkaya yükledi.. Sığmayanları da onun arabasına koydum her iki arabada tıka basa doldu..

Sen bekle malzemeleri bırakıp gelir seni alırım dedi..

Ne gerek var tekrar gelmene, diğer arabada yer var orya binerim ben dedim..

Ustanın yanına mı? dedi

Ne olur ki!  Usta beni mi yer!

Öyle demek istemedim, araba çok pis,  er tarafı boya, kir toz içinde..

Olsun silkelerim geçer gider.. 

Aç usta şu kapıyı..

Abla yanlış anlama hocayı dedi, neden yanlış anlayacağım dedim.. Kadınlar pek bir çıt kırıldım ya, kaprisli  üstelik...  Aman ben o pis, eski püskü arabaya mı bineceğim, aman elin adamının yanına mı oturacağım..  Vızırdanıp dururlar..

Çoğu kadın böyle abla, hoca onu demek istedi aslında..

Hım anladım..  neyse...

Boşver usta,  diğer kadınları ya... Neyse ne!

(Konu yine dağıldı be!  Nereden nereye! Başlık da uymadı gibi yazıya, onu da anlamadım ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aysberg'in deniz üstünde görünen kısmının 8-10 katı suyun altındadır;) Aslında bu yazı bir aysberg'di..Suyun üzerindeki komik, suyun altındaki ise derin bir hüzündü..Derin ve hüzünlü bir aşk hikayesi yani;) Teşekkür ederim okuyan ve yorum yapan herkese..

Selda Çakmak 
 21.04.2017 22:02
 

Giriş, gelişme çok güzel de sonuç değindiğiniz gibi uymamış. Ama bir farklılık var yazınızda, zaman zaman okumak isterim, başarılar..

Fahrettin Çitil 
 11.04.2017 15:18
Cevap :
teşekkür ederim. Mutlu olurum..;))  17.04.2017 17:43
 

Kerim abi, sen şimdi de Cüneyt Arkın'a benziyorsun zaten! Ben, kendi gözlerimle gördüm seni. Aynen Cüneyt Arkın gibisin. Hatta, o sana benziyor da diyebilirim! İşin şakası bi yana... Cesaretin, korkusuzluğun, cüretkarlığın, pervasızlığın, meydan okuyuşların - her yazın, ayrı bir meydan okuyuş...- Ona bile nal toplatabilir. Blogların, bunun en güzel kanıtıdır çünkü. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 02.04.2017 11:54
Cevap :
Kerim bey adına teşekkür ettim o zaman;)) Selam ve sevgiler..  20.04.2017 19:35
 

Eşimi tanımadan önce ben de evinde oturacak biriyle evlenmeyi düşünüyordum.Ama o da öğretmen olan eşimle tanıştık evlendik.. Birlikte otuz yıl çalışıp emekli olduk..İki yetişkin kızımız var... Onların evde oturup koca eline bakmalarını asla istemem..:) Yani babalar da taht yapmaya çalışıyor artık .. Selamlarımla

ali açıköz 
 01.04.2017 18:36
Cevap :
Allah kızlarınızın bahtını açık etsin.. Saglık ve mutluluk versin sizlere.. Selam ve sevgiler.. Teşekkürler..  20.04.2017 19:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 826
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 22.09.15
 
 

11 Haziran 1975 Doğumluyum, Turizm Ve Otelcilik mezunuyum. Okumayı ve yazmayı, öğrendiklerimi, ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster