Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '14

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
121
 

Analarımız

Analarımız
 

pembesiyah.cm


 Bu güzel gün bütün güzel analarımıza armağan olsun.

Ne kadar çok anamız var, bir bilsek… Zaten tümünü de tanısak, bilsek, bizden daha mutlu insan olamaz.

Sadece bizi doğuran büyüten bir tek anamız mı var sanıyoruz. Yetmez. Onun büyük kolları bile bir gün kapanıverir bizi yine diğer analarımıza  bırakıp gider.

Kibele anamız…
Bu toprakların, insanların ve dişi erkek bütün tanrıların anasıdır… Tam onbin yıldır, bu topraklarda gezip durur. Tam dokuz memesinden akan sütüyle bıkmadan, usanmadan bütün Anadolu’daki evlatlarını sular, besler, büyütür. O bu toprakların anasıdır. Anaların anasıdır hepimizin anasıdır. Zeus, Hera, Poseidon, Apollon, Aphrodite, Hermes, Ares, Hestia, Hephaistos, Athena, Hades’in de anasıdır… O tümünden eskidir ve Anadolu’nun yerli tanrısıdır.

Kibele, “antik Anadolu'da Bereket Tanrıçası'nın adı. En eski heykelciklerinde devasa kalçaları, Volkswagen iriliğinde göğüsleri, sekoya kalınlığındaki baldırları rahatlıkla görülebilir. Daha günümüze yakın olan heykellerinde vücut olarak incelmiş olsa da üzüm salkımı gibi göğüsleriyle bereketi ve üremeyi, çoğalmayı temsil edegelmiştir.”(Ekşi sözlük)

Dünya üzerinde kadının üretkenliğini ve önceliğini vurgulayan Ana Tanrıça kavramı ilk defa Anadolu'da gelişmiştir. İlk tanrı inancının oluşmaya başladığı antik çağlarda insanlar dev Büyük Anne heykelleri yaptılar. Neden? Kadının karnının birden şişip, içinden bir insanın çıkması,  kadını bir yaratan yapmak için yeterli olmuştu; onu tanrı olarak kabul ettiler. Ve durmadan çeşitli boyutlarda kadın heykelleri yaptılar. Kocaman, şişman, üremeyi ve bereketi simgeleyen bu heykellere asırlarca taptılar; hatta toplu yaptıkları törenlerde erkekler Büyük Anne’ler için cinsel organlarını kurban ediyorlardı…” (Ekşi Sözlük)

“Bu büyük tanrıça bölgeye ve kültüre göre farklı adlarla çıkar karşımıza: Kapadokya ve Lidya bölgeleri arasındaki Phrygia’daki adı Kyble, Semele, Kubele‘dir. Lykia’da ise Kibele, Kubele, Dinda ve Leto. Hitit kaynaklarında rastladığımız adı ise Arinna, Hepat, Kubaba’dır. Efes’te ise Artemis’tir…” (derki.com)

Kibele ana üreye çoğala, Anadolu’daki 75 milyon evladını, ve dünyadaki milyonlarca evladını artık besleyemez olmuştur. !

Doğa anamız

Doğa Anamız Nerede mi?

Her yerde : Dağları tepeleriyle, denizleriyle, ormanlarıyla,  nehirleri ve gölleriyle ağaçları , hayvanları, kuşları ve çiçekleriyle … O her zaman her yanımızda, hep yanımızdadır. Doğa Ana… Bizi hiç yalnız bırakmaz.

Ama durmadan da kendisine yaptığımız kötülükler için kafası kızar; kızdıkça da ateşini, depremini, selini, toprak kaymasını, her türlü felaketini insanoğlunun yanı başından eksik etmez. Biz ona envai tür kötülükler yaparız. O cevap vermez mi? Nasıl vermez…

“Doga anayı ehlillestirmede belli bir ölçüde başarılı olan insan beyni, kendi yarattığı kavram ya da nesnelere karsı aynı şekilde başarılı olamamaktadır. Belki de doga insana en büyük rakibi olarak yine insanı yaratarak, ona en büyük kazığı atmış ve herhalde cok eğlenmiştir.”

Ama insanoğlu da ona en kısa zamanda yanıtını vermiş; kendi anasını, doğayı cezalandırmak için türlü yollar seçmiştir…

“Ormanlar vermiş bize, bizim yanıtımız orman yangınları …
Irmaklarını vermiş bize, yanıtımız su  ve çevre kirliliği
Güzelliklerini vermiş bize, yanıtımız onları betondan binalara çevirmek olmuş ….
Karalar, denizler, dağlar …. Vermiş. Biz tümünün ağzına atom bombasını dayamışız …”

İnsan bu kadar nankör olabilir mi? İnsan anasına bunları yapabilir mi? Yapmıştır. Hatta daha da kötüsünü… Anasına ihanet ettiği gibi, kendi kendisine de ihanet etmiş; bir an önce geberip gitmek için envai türlü zehiri kullanmıştır. Bu kadar akıllı, güzel bir Ananın, Doğa Ananın bu kadar akılsız evladı olabilir mi? Ne yazık ki vardır.

Peki, bir soru: Frigyalıların, en büyük tanrıları kimdi?
Onu bilmeyecek ne var:  Friglerde en büyük tanrı tabiat tanrıçası Kibele idi.. Görüyorsunuz Kibele her yerde karşımıza çıkıyor.

Diğer yandan bir de “Pan” var… kimdir o?

Pan, mitoloji'de kırın, satirlerin ve çobanların tanrısıdır. Bu tanım, Pan'ı doğa ile doğrudan ilişkili kıldığı için pastoral bir nitelik arzetse de Pan'ın bütün mitoslarda yarı keçi yarı insan suretinde betimlenmesi onu tabiat tanrısı olmaktan çok, korkutucu bir figür haline getirmiştir”

Ayrıca eski Türklerde Dağların ayrı, göklerin ayrı tanrıları vardı.. Tanrı mı istersin say sayabildiğin kadar … Ama biz burada Ana’dan söz ediyoruz.

Gün Ana:

Gün Ana  - “Türk ve Altay mitolojisinde Güneş Tanrıçası. Kün Ana veya Güneş (Küneş) Ana olarak da bilinir. En büyük tanrılardan biridir. Moğollar  ona biraz dişil nitelik katmışlardır: Nar (Nara) Ece derler… Günümüzde kızlara Güneş adının verilmesinin nedenlerinden birisi de belki de budur.”

Ziya Gökalp şöyle demektedir: “Eski Türk anlayışına göre, hakanla hatun gök ile yerin evlatlarıydı. Güneş ana ile Ay ata onların gök yüzündeki temsilcileri idi. Hakanın temsilcisi olan ay ata, gök yüzünün altıncı katında, hatunun temsilcisi olan gün ana ise daha üstte, gökyüzünün yedinci katında idi” . (wikipedia.org)

Çok uzaklarda olan ve bir türlü yeryüzüne inip insanlara yardım edemeyen Güneş Tanrı insanlara yardım için ışıklarını göndermektedir.

Sonunda insanların da akılları başlarına gelir. Son derece güzel bir rapor var:

New Lens Scenarios raporunda fotovoltaik panellerin 2070’te dünyanın ana enerji kaynağı olacağını vurgulaması ve dünya enerji talebinin neredeyse bütününü karşılayacağı açıklaması şaşırtıcı oldu… Gördünüz mü Güneş’in marifetlerini. Yeter ki siz biraz akıllı olun… O size neler vermez ki..  (akradyo.net)

Ra, Mısır mitolojisinde güneş tanrısıdır. Kutsal merkezi Heliopolis'dir. Genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır. Eski tanrı Atum'la bir tutularak; IV. sülale döneminde devlet tanrısı olmuştur. Ama moda tanrılardan biridir; Kral Kefren öldükten sonra gözden düşmüştür. Ondan sonra hadi bakalım, eski tanrılara inanmaya devam (wikipedi.org)

Kent Ana…

Ne bakıyorsunuz. Şaşırdınız değil mi ? Elbette “Kent Ana” diye bir şey yok… Olsaydı şehirlerimizin hali böyle mi olurdu? Kentler galiba kendi hallerine bırakılmış durumda; ancak Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen gibi bir BABA gelse de bize baksa diye feryat edip duruyorlar. Anaların sözü burada geçmiyor.

Kent Ana yok ama… “Ana kent”  var! Onu da bilen bilir. Ni iş yapar ;  üstadına sormak gerekir.

Toprak Ana:

Türk ve Altay mitolojisinde ve halk inancında Toprak Tanrıça. Topra (Tobra, Tobura, Tovura, Toburah, Tuprak, Tufrak) Ana da denir. Moğollar Gazar Eçe derler. Eşanlamlı olarak Yer Ana (Cer Ana) tabiri de kullanılır.(wikipedia)

Yani öyle bir şey var… Atmıyoruz.

Buna göre Toprak Ana : Besleyici, barındırıcı ve yaşam vericidir. Göğün üçüncü katında oturur. Anavatan kavramı ile bağlantılıdır. Evi sekiz köşelidir. Kutlu, güçlü bir kadındır. Evrenin ruhudur…

Aşık Veysel toprağı insan biçimli olarak ele alıp şöyle der.

“Karnın yardım kazmayınan bel ilen,
Yüzün yırttım tırnağınan el ilen,
Gine beni ı karşıladı gül ilen,
Benim sadık yarim kara topraktır.”

Haydi buyurun. Gördünüz mü Toprak Ana’yı… Siz ne yaparsanız yapınız, o iyiliğine sayıp, size her türlü nimetini önünüze serer… Güller verir. Ve ölünce yine sizi koynuna alır.

Eninde sonunda gideceğimiz yer toprak ananın yanıdır, bağrıdır. Onun için onun önünde saygı ile eğilelim ve toprağına biz de alması için rica edelim.

Başka anamız var mı? Bir tane daha vardı ama. O da şimdi Toprak Ana’nın temiz kollarında. Ne yapalım herkesin gideceği yer orası. Ondan dolayı biraz saygılı davranalım. Olur mu?

Ha bir de Anadolu var. Son yurt. Gideceğimiz başka yer kalmadı. Buraya sığındık; son anamıza, son yurdumuza. Anadolu’yu saymadan geçmeyelim. Çünkü o anaların anasıdır. Hepimizin anası. Nasıl unuturuz!

 

 

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Dostum, Yazında,"Anneler Günü"nü ilginç örneklerle ele alarak işlemiş; mitolojik öğelerle zenginleştirmişsin.Kutlarım. Saygılarımla.

Hüseyin Başdoğan 
 19.05.2014 18:28
Cevap :
Her anneler gününde ben de bir halt etmek isterim; bazen yazı; bazen bir şiircik... Bu kez böyle bir şey çıktı... Kusura kalma. Saygılarımla Hüseyin kardeş.  20.05.2014 10:09
 

Her şeyiyle analarımız, ne kadar övünsek azdır.

Şahin ÖZŞAHİN 
 12.05.2014 11:37
Cevap :
Analarımız ve büyük analarımız...  12.05.2014 14:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 771
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster