Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

23 Haziran '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
427
 

Analarla birlikte babalar da ağlıyor

Analarla birlikte babalar da ağlıyor
 

Terör ve terörün arkasında olanlar yine kan döküyor. Her gün şehit haberleri geliyor, gencecik fidanlar toprağa veriliyor.

Terörle mücadelede geçmişte belli başarılar elde edilmiş, özellikle 2000 yıllarda terör neredeyse yok denecek noktaya getirilmişti.

Terörle mücadelede kesin sonuç almak, terörü tamamen yok etmek mümkün değildir. Ancak, alacağınız tedbirlerle terörü en asgariye indirmek mümkündür.

2002 de AKP iktidarı devralırken neredeyse sıfır terörle devralmıştı. Bölücü terör sabırla yürütülen çalışmalarla inine hapsedilmiş, kolu kanadı kırılmış, psikolojik olarak da çökertilmişti.

Aradan geçen sekiz yıla yakın süre de is, PKK yeniden toparlanmış, siyasal iktidarın yanlış politikaları eşkıyaya cesaret vermiş, İmralı, Kandil ve TBMM deki yasal oluşum adeta “Bermuda Şeytan Üçgenini” kurarak hain emellerini kabul ettirmek için terörü ve kanlı eylemleri gerçekleştirmekten hiç geri kalmamıştır.

“Anaların göz yaşını dindireceğiz, ülkede iyi şeyler olacak” sloganlarıyla açılımlara yönelen ve yol haritalarına sarılan iktidar ise beklide en büyük politik yanlışlığını yapmış, iktidarın “açılım” çabaları terör örgütünü daha da cesaretlendirmiş, iktidara ardı arkası gelmeyen taleplerde bulunma ve tehdit etme cesaretini göstermiştir.

Akan kanı siyasal ekonomik ve demokratik tedbirlerle durdurabileceğini sanan iktidar, elindeki silahı bırakmayan hiçbir terör örgütüyle müzakere yapılmayacağını görememiş, ya da görmek istememiştir.

AKP İktidarı yol haritasını çizdiği açılım projelerinin nelerden oluşacağını, neler yapılacağını net, açık bir şekilde ortaya koyamamış, bu konuda yaptığı birkaç düzenleme ise, ne İmralı canisini, ne Kandil’i nede meclisteki yasal görüntüyü memnun etmemiştir.

Hükümetin açılımla ilgili müzakereleri Bermuda Üçgeni figüranlarını daha da cesaretlendirmiş, işi hükümeti ve devleti tehdit eder noktasına getirmiştir.

PKK ve İmralı canisi açımdan beklediklerinin;

*Başta Öcalan da olmaz üzere tüm PKK için genel af çıkarılması.

*Ulus devlet yapısının değiştirilerek, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu unsurlarının Türk ve Kürt milleti olduğunun Anayasa’da yer alması.

*Şimdilik “Büyük Kürdistan” sevdasından vaz geçtiklerini, bunun yerine Güneydoğuda “Otonom veya federatif” bir yapının yasallaştırılması.

*Kürtçenin de resmi dil olarak kabul edilmesi ve Kürtçe eğitimin resmi olarak başlatılması.

İşte Bermuda Üçgeninin figüranlarının temel talepleri bunlar. Bu taleplere gitmeyecek “yol haritaları ve Açılım projeleri” nin öyle çok da bir anlamı olmayacaktır.

PKK sorununu siyasetle, sosyal ve ekonomik yollarla çözeceğini düşünen AKP iktidarı, PKK ya sabırlı olmasını, biraz zamana ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalışsa da;

“Açılımı millete hazmettire hazmettire yapacağız, acelemiz yok” söylemlerinin PKK tarafından pek de kabul görmediği, figüranların ise beklemeye tahammüllerinin olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır.

Baş figüran İmralı canisi: “31 Mayısa kadar Türkiye’de olumlu gelişmeler olmazsa savaş çıkar, böyle bir savaş sadece dağda değil, şehirlerde de olacaktır” tehdidini savurarak yandaşlarına gerekli mesajları gönderme cesaretini bulabilmiştir.

BDP figüranları ise: “Şimdiye kadar Kürtlere diz çöktürüldü, şimdiden sonra artık Kürtlerin diz çöktürülmesi geride kalmış, Kürtler Türklere diz çöktürecektir”.

İktidarın “Anaların gözyaşını dindireceğiz, artık analar ağlamasın” sloganlarıyla yola çıktığı “demokratik açılım” macerasının PKK ve yandaşlarını getirdiği nokta ortadadır. Birisi “Türkiye’nin her yerinde savaş çıkarırız” diyebiliyor, diğeri; “Artık Türklere diz çöktürme zamanı gelmiştir” diyebilecek cesareti kendinde bulabilmektedir.

PKK yı bu derece azdıran, kirli salyalarını akıttıran ise ne acıdır ki bu iktidarın yanlış politikaları, tavizleri olmuştur.

PKK işi söylemlerde bırakmamış iktidara isteklerini kabul ettirmek pes ettirmek için düğmeye basılmış, ülkenin her tarafını “kan gölüne çevirme” eylemlerini ardı arkasına gerçekleştirmeye vatan evlatlarının kanlarını dökmeye başlamıştır.

Her gün onlarca şehit haberlerinin geldiği, şehit cenazelerinin kaldırıldığı bu ülkenin başbakanı halen düştüğü yanlışı görmediğini ispat edercesine; “Bizi kimse yolumuzdan alıkoyamaz, biz bedeli ne olursa olsun Demokratik açılımdan vaz geçmeyeceğiz devam edeceğiz” deme cesaretini göstermekte, içine düşülen yanlıştan şereflice geri dönüş yapamamaktadır.

Oluk gibi akan kanı durdurmak için acil tedbirler alarak harekete geçmesi gereken iktidar, yine muhalefetle kavga etmeye, taşeron tartışmalarını arkasına saklanmaya çalışmaktadır.

Hafta içinde ki en olumlu gelişme ise Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün muhalefet liderleriyle “terör konusunu görüşmek olmuştur.

Öncelikle MHP lideri Sayın Bahçeli’yle görüşen Gül, Bahçelinin terörü sona erdirilmesi için sunduğu yedi maddelik raporu değerlendirecektir.

Gül’le görüşen Bahçeli terörü sona erdirmek için acilen alınması gereken tedbirleri özetle söyle sıralamıştır.

*PKK bataklıklarının kurutulması için acilen Kuzey Irak’a PKK ya yönelik harekât yapılarak, kalıcı tedbirlerle birlikte sınır güvenliğinin sağlanması.

*Anayasanın 120. maddesi uygulamaya konularak gerekli bölgelerde “Olağanüstü Hal” uygulamasının başlatılması.

*Artık gücünü yitiren bu iktidarın muktedir olması mümkün gözükmediğinden derhal erken seçime gidilmesi.

*PKK nın TBMM çatısı altında barınan mihrakların çıkarılacak bir kanunla vekilliklerinin düşürülmesi.

*Bölücülük ve terörle mücadele için yörede ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel tedbirlerin alınması.

*Sorunların çözümünde “Başkent Ankara Vizyonunun” esas alınması.

* Bölücü terörle mücadele için “Stratejik Tedbirler Planı” hazırlanarak hayata geçirilmesi.

Sayın Bahçeli’nin Cumhurbaşkanına sunduğu raporda ki öneriler bunlar.Bahçeli’nin sunduğu önerilerle birlikte CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçtaroğlu’nun bugün sunacağı önerilerde “değerlendirilmek ve görüşülmek” üzere Sayın Gül tarafından hükümete bir rapor halinde sunulmalı, hükümette gerekirse konuyu daha da detaylı görüşmek üzere TBMM’de gerekirse gizli bir oturumla sorunları ele almalıdır.

İktidara düşen görev vakit geçirmeden muhalefetle ağız dalaşı yapmaktan vaz geçerek, muhalefetle birlikte alınabilecek tedbirleri ortak akıl, ortak siyasi kararları alma yollarını sağlamalıdır.

Aksi takdirde “Anaların gözyaşını dindireceğiz” diyerek gidilen bu yolda, bırakın anaların gözyaşını dindirmeyi, artık analarla birlikte babaların göz yaşı sel olup akacaktır.

Osman Özeker 21.06.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..bilmem; Diyarbakır'da bir mitingde ECEVİT, "Haklar verilez, alınır!" demişti. Pekçok grevlerin şarteli o yıllar muhalefette olan Karaoğlan'ın elindeydi. 76 yılında TÖB-DER Diyarbakır yönetiminin Eğitim Enstitüsündeki Sivas'ın batısında doğan öğrencileri döverek, korkutarak okuldan kaçırdığına bizzat şahit oldum ve söz konusu okulda İng.Bölüm Bşk.olan Hataylı bir okutmana ayrımcılığın devrimci-ülkücü olarak değil, doğulu-batılı olarak yapıldığını söyledim. Aynı yıllar İzmir'deki öğretmenler için TÖB-DER üyesi olan bir öğretmenin yaz kampı açtığını ve "Doğuda kurtuluşları için savaşan ve ölenlere saygı duruşunda bulunulduğunu duydum. Ecevit'in Güneydoğu'da da hayli sempatizanı vardı. Bilhassa Alevi vatandaşlarımızın oyları da kendisine akıyordu. Daha sonra MHP ve ANAP'la koalisyon kurunca bir noktada terör yavaşladı. Doğuda milliyetçi akımı dünlerde körükleyen legal ve illegal kuruluşlara bir göz atınız lütfen.

Yüksel ÖNAÇAN 
 29.06.2010 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 286
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3008
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster