Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1743
 

Analiz: Amerika' da toplumsal yapının dünya siyasetine yansıması

Analiz: Amerika' da toplumsal yapının dünya siyasetine yansıması
 

Amerikan toplum yapısı ve 2004 başkanlık seçimleri

Dünyadaki olayları ve bu olayların sonucunda ortaya çıkan siyasi gerçekleri anlamak için, çağımızın ‘dünya imparatorluğu’nda bölgesel güçlerin kimlerin elinde olduğunu bilmemizin yanısıra, bu güçlerin iç ve dış siyasetine şekil veren unsurları da iyi analiz etmek gerekir. Şu anda, bu güçlerin en büyüğü ABD’dir. Dünya siyasetinin “kukla tiyatrosu”nda iplerin geneli, Amerikan dış siyasetini yapan gücün elindedir. ABD Başkanı ve Kongresi bu temel olarak alınan siyasetle - buna Yuanlıların dediği gibi Megalo İdea (Büyük İdeal) da denilebir.- belirlenen kararları alırlar ve uygularlar. Bu kararları alıp uygulayan siyasetçi ve bürokratları seçen Amerikan halkıdır. Peki, aklımıza şu sorular gelebilir: Amerikan halkının “küresel siyaset”e etkisi neden bu kadar önemlidir? Amerikan halkı, dünyanın hiç sevmediği ve saygı duymadığı bir kişiyi, kendi oylarıyla dünyanın karşısına “devlet başkanı” olarak neden çıkarıyor? Bu tür sorular, Türkiye de dahil olmak üzere diğer pek çok ülkede olduğu gibi ABD’de de kafaları meşgul ediyor. Böyle sorulara cevaplar ararken o ülkelerin halklarının toplumsal yapılarını da çok iyi değerlendirmek gerekir.

Amerika’nın New York, New Jersey ve Connecticut eyaletlerindeki (ABD’nin kuzeydoğusundaki) seçmenler, 11 Eylul 2001’deki terör saldırısından en ağır darbeyi almalarına, maddi ve manevi sıkıntıları en çok çekenler olmalarına rağmen, 2004 yılında yapılan genel seçimlerde, cumhuriyetçilerin başkan adayı Bush’a “hayır”, demokratların başkan adayı Kerry’e “evet” demişlerdi. New York, Boston, Chicago, San Francisco gibi kuzeydoğunun kalabalık şehirlerinde yaşayanların aksine, terör saldırılarına doğrudan hedef durumda olmayan yerleşim yerlerinde, hayatı bilmem kaçıncı boyutta yaşayan muhafazakar Amerikalılar arasındaki büyük malikanelerinde, çiftliklerinde refah ve güven içinde bir hayat sürenler, kendi kasabalarının hatta arazilarinin dışında bir şehir bile görmeyenler, dünyada kendi inandıkları dinlerinden başka dinler olduğunu dahi bilmeyenler, bilse bile yokmuş gibi hareket edenler; ellerinde, bellerinde kovboylar gibi silah taşıyanlar, avlanmaya düşkün olanlar, avlayacak hayvan bulamazlarsa yanlışlıkla arazilerine girenleri vuranlar (buna başkan yardımcısı Cheney de dahil) da vardır.

Amerika’nin orta-batısındaki eyaletlerin halkları, Altin’a Hücum deyip kendi anavatanlarında varolma savaşı veren kızılderililerle barışçı bir şekilde yaşamayı başaramazken, Güney Çanı (Southern Bell) adi verilen güney ve güneydoğudaki eyaletlerde de, kölelik, ırk ayrımı ve Kuzey-Güney Iç Savaşı gibi Amerika’nın yakın tarihini yönlediren ve insan hakları konularında sorunlara odak noktası olmuşlardır. İçerilere doğru uzanan ve Batı’nın Sibiryası da diyebileceğimiz, bu uçsuz bucaksız toprakların güneyinde ve güneydoğusunda çoğunlukta olan “Red Neck” adı verilen son derece dindar ve tutucu insanlar, daha da orta-batısında petrol zenginleri ve sığır çobanlarının da aralarında olduğu yaklaşık 60 milyon Amerikalı (İngiltere ya da Fransa’nin nüfusu kadar), getirdigi bütün olumsuzluklara ve yaşamalrını kaybeden, 3000 kadar Amerikan askerine, 60,000’in üzerindeki Iraklı asker ve sivile rağmen, savaştaki siyasetinden hiç ödün vermeyen cumhuriyetçi bir başkanın ve hükümet içindeki dış siyaseti kontrol eden sevimsiz grubunun, yıllarca iktidarda kalmasını sağladı. Savaşa da en çok asker gönderen eyaletler iç-orta batı, güney ve güneydoğuda yeralmaktır. Sosyal hayatın fazla renkli olmadığı, kuş uçmaz kervan geçmez bu kırsal kesimlerde yaşayan Amerikalıların, dünyanın bilmem neresindeki bir ülkede, 21 .yüzyılda bile gönüllü olarak savaşmaya gitmeyi göze almalarının, dünya halklarının barış arzusuna hiçbir katkısı olmadı ama insanlığı savaşa götüren bir dünya siyesetine iyi hizmet etti.

Cumhuriyetçiler savaşa destek çıkarken, Demokratlar savaşı protesto edip, gitmemek için ellerinden geleni yapmışlardı. Entellektüel ve aydın nüfus, ne yazık ki, iç bölgelerde çok etkisiz kalmıştı. Çünkü göçmenler de dahil olmak üzere, halkın çoğunluğu, “Amerikan Hayali”ni gerçekleştirmek uğraşısı içinde, yıllardır sadece paraya, mala, mülke ve iş dünyasına odaklanmışlardı. Dünya batsa, zaten bu gerçekleri görecek durumları olamazdı. Zaten, gelişmis ülkeler içinde çalişma şartlarının en acımasız olduğu ABD’de, insanlar, yaşamlarını meşgul eden seks, para ve din dışında, siyasi görüş açısından yaratıcı bir şekilde ‘küresel’ düşünmek yeteneğine sahip değillerdir. Siyasetçiler bile bütün umut ve planlarını Hollywood yazarlarının hayal gücüne bırakmışlardır. Dünya, gerçek yaşamı bir filmden farklı göremeyen ve kendini bu filmin başoyuncusu sayan insanlar yüzünden, şimdi bu durumda…

Alp İçöz
Eğitimci Yazar

(Devam edecek…)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazinin ikinci bolumunu merakla bekliyorum,iyi bir analiz ne yazikki bu analizi ancak bu ulkede yasamis belirli kultur hamuruyla yogurulmus siz biz anliyabiliriz duz turk vatandasi icin biraz utopya.Onlar icin biz bile cirkin amerikaliyiz. Sevgi ve saglikla

Newyorker 
 27.01.2007 19:50
Cevap :
Sayın newyorker,Gözleminiz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Çok haklısınız. Türkiye'dekiler ya bizi anlayamıyor, ya da anlamak işlerine gelmiyor. Öğrendiği bilgileri sosyal ortamda paylaşmasını bilmeyen maço kılıklılardan çok çekiyor memleket. İki ülkeyi tanımak ve iki ayrı toplum yapısının tecrübesini yaşamak çok önemli bir adımdır. Birkaç cahaleti az biraz aşabilmiş ama kıroluğu aşamamış kişilerden tepkiler gelmiyor da değil. Hatta bir tanesi, onun sevdiği bir yazarı vatan hainliği eğiliminde olması açısından eleştirdiğim için "Kraldan çok kralcı" olup hemen hemen sizin söylediğiniz gibi yaptı, kişiliğime de saldırı da bulundu. Ama onun gibilerin düzeyine inmekle zaman kaybetmek istemediğim için cevap bile vermeyi uygun bulmadım. Sular zaten hendeğine doluyor. Aynı şekilde, size de sevgi ve sağlık diliyorum.  01.02.2007 4:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 1744
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

"İnsan, aslinda gönül gözüyle görmeli dünyayı. Herşey, o iç dünyanin merkez olduğu kişiliğine şek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster