Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
191
 

Anayasa değişikliği

Anayasa değişikliği
 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk


Anayasa değişikliği önemli bir konudur. Mutlaka uzun uzun konuşulmalı, tartışılmalı, üzerinde mutabakata varılmalı, ondan sonra yapılmalıdır. El-Hak doğru. Pekala!  Daha evvel anayasa değişikliği teklifi meclise getirildi mi? Getirildi. Uzun uzun tartışıldı mı? Tartışıldı. 62 Madde üzerinde mutabakata varıldı mı? Varıldı. “Haydi şu mutabakata vardığımız maddeleri yasalaştıralım” denildi mi? Denildi. Peki, bugün “anayasa değişikliği önemli konudur, uzun uzun tartışılmalı, mutabakata varılmalı, sonra yapılmalı” diyenler ne yaptı? Söylediğiyle yaptığı birbirini tuttu mu? Anayasa değişikliği yapılabildi mi? Anayasa değişikliğinin böyle konuşarak, tartışarak, mutabakata varılarak yapılamayacağı (tekrar ediyorum yapılamayacağı) görüldü mü? El- Hak görüldü. Anayasa değişikliğinin, konuşarak, görüşerek, tartışarak, hatta üzerinde mutabık kalınarak yapılamayacağı (tekrar ediyorum, yapılamayacağı) görüldükten sonra, iktidar partisi ne yaptı? “Bu iş böyle olmuyor, olamıyor, bari millete gidelim, millet karar versin” dedi. Tıpkı Cumhur-reisi seçiminde daha önce olduğu gibi.

Biliyorsunuz Abdullah Gül cumhur-reisi seçileceği zaman muhalefet türlü yollarla bunu engellemeye çalışmıştı. Sonra usta hukukçu Sabih Kanadoğlu 367 formülünü öne sürmüş ve sanırım anayasa mahkemesine başvurulmuştu. Yanılmıyorsam, buna göre 226 oyla karar verilebiliyor ama bu kadar oyla toplanılamıyor, dolayısıyle, seçim yapılamıyordu. Yani, nasıl bir mantıksa, 226 oy seçmek için yeterli oluyordu da toplanmak için yeterli olmuyordu. İktidar partisi de, baktı bu işler böyle olmuyor veya çok yokuşa sürülüyor, “bari millete gidelim de millet seçsin” dedi de, başkanlığın yolu da böyle açıldı. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, yasalarda ne yazarsa yazsın, kendini önceki cumhurbaşkanlarından daha güçlü gördü ve öyle de davrandı. Böyle böyle halk da buna alıştı ve başkanlık yolunun taşları birer birer döşendi.

Diyorlar ki bu yetkiler Mustafa Kemal Atatürk’e bile verilmemişti. Benim bildiği Mustafa Kemal’e Kurtuluş Savaşımızda Meclis’in yetkileri verilmişti yani verilen yetki şimdi tartışılan yetkilerle mukayese edilemeyecek kadar büyüktü. Şüphesiz Meclis bu yetkiyi kendisi vermişti ve M.K.Atatürk de bu yetkilere layikti.

Bir de diyorlar ki, partili cumhurbaşkanı olmaz. Hem Atatürk hem İnönü parti tüzüğüne göre CHP nin değişmez genel başkanı idiler ve o zamanki tek partinin bütün milletvekili adayları onların seçimiyle veya onayıyla olurdu. Celal Bayar da partili cumhurbaşkanı idi.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletin demek benim anlayışıma göre milletin seçtiğine saygı göstermek, milletin kabul ettiği yasa değişikliklerine saygı göstermek, dağdaki çobanla profesörün, veya orgeneralin veya başbakanın oyunu aynı değerde görmektir.

Sürç-ü lisan ettiysek affola. Kalın sağlıcakla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster