Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
154
 

Anayasa değiştikçe her şey güzelleşecek mi?

Anayasa değiştikçe her şey güzelleşecek mi?
 

İkisi de değişecek olan iki üst yapı kanunu:1987'den beri değiştirilen 1982 Anayasası ile 1973'ten beri değişikliklere uğrayan TBMM İç Tüzüğü


Bilindiği gibi Türkiye yeni bir sürece girdi. Bu sürecin toplumsal, kültürel, ekonomik, hukuki ve eli kanlı olduğu da vurgulanan saldırgan teröre dönük pek çok sosyolojik temellendirilmesi yapılmaktadır. Yapılacaktır da. 

Aylardan beri açıklandığına göre TBMM çatısı altında yeni anayasa tartışılarak yazılacakmış. Bu arada 1987'den beri  pek çok maddesi yirmi kez değiştirilen 1982 Anayasası gibi 1973'ten beri değiştirile değiştirile kalbura çevrilen TBMM İç Tüzüğü de değişecekmiş. Sağlıklı, kişilikli, adil, yansız, eşitlikçi, kişilikleri de toplumu da koruyucu her eylem gibi bu tasarının da hayırlara vesile olmasını dilerim şimdiden. Bence 'yeni anayasa' için tutulan 'tartışma ve müzakere yolu' pek de akıllıca bir seçim değil. Bu süreçte ne gibi uyuşmazlıklar doğacak ve kimi tartışmaların kamuoyunu nasıl gerebileceğini yakında göreceğiz. Anlaşılan o ki 'çala çala bir havaya döner' diye düşünüyor siyasi irade sahipleri.

1982 Anayasasına oy vermedim. 2010 Referandumunda 'havet' diyecektim ne yazık ki YSK dahil  'kanun koyucuların' kimliği göstererek oy kullanma hakkımı elimden almalarından dolayı yaşlı annemin hastalığı için gittiğim yerde oy kullanamadım. Oyumu kullanmak için son üç gün içinde çırpınsam da sürenin dolduğunu söyledi yetkililer. Anladım ki yolcuların oy kullanma hakları yok. Yolcu bu ya belki yorgunluktan yalan yanlış bir işler çevirir ya da kimliğinde en umulmadık bazı değişiklikler yaparak referandum sonuçlarını ters yüz edebilir, diye geçirdim aklımdan. Çok da üzüldüm bir 'seçmen olarak varlığımı' gösteremediğim için. Bunun hesabını ne yazık ki hiç kimseye soramıyorum. Bu bakımdan manevi yönden 'mutazarrır' (zarara uğramış, itelenmiş, ötelenmiş) ve yurttaşlık görevlerimden birini daha yerine getirememiş olmanın ezikliği içindeyim.

Bence seçilmişlerin 'kürsü dokunulmazlığı' dahil bütün ayrıcalıkları kaldırılmalıdır. Çünkü düşünce özgürlüğü kapsamında da olsa TBMM çatııs altında içilen Milletvekili Yemini'ne göre kanunlara bağlı olması gereken her kes gibi milletvekili de o kanunları çiğneyecek söz ve eylemlerde bulunamaz. Çünkü her şeyin bir ölçüsü vardır. Ayrıca ne benim vekilim ne de arkadaşımın vekili benden  üstün olamaz. Benim duygularımda insanlık tarihi de bunun pek çok örnekleri ile doludur.

Biliyoruz ki yürürlükteki Anayasa'nın 10. maddesinde geçen yıl değiştirilmiş olduğu biçimi ile herkes 'kanun önünde eşittir' diye yazılmış olsa da gerçek anlamda 'eşitlik' sağlamaktan uzaktır. Bu kapsamda 'milletvekili' de 'memurlar' da en küçük bir duyumda ya da ihbarda bir yurttaşın sorgulanmaya alınması gibi sorgulanmalı ve yargıç karşısına çıkartılmalıdır. Zaman aşımı, makam, işim gücüm var kardeşim gibi adaletten kaçmaya dayanak teşkil eden durumlar da ortadan kaldırılmalıdır. Savcının ya da yargıcın kararına göre her kim ki bir zanlı durumıunda ise bir an önce sorgulanmalıdır. Olur ya deliller karartabilir, yurt dışına uçabilir söz konusu zanlı kişi. 'Kanun önünde eşitlik' bu olsa gerek.

Yine de şunu söylemeliyim: Anayasa parça parça ya da bir bütün olarak değiştikçe her şey güzelleşecek, hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak değil mi?

Umarım her şey 'süt liman' olmasa da adalet yerini bulacak, adil paylaşımın nimetleri her işimize her düşüncemize yansıyacaktır, değil mi?

Yeni yepyeni bir anayasa ya da 'yeni Türkiye' ile 'yeni Ortadoğu Projesi' için umarım yeni yepyeni bir oyuna getirilmek istenmiyoruz!

Ah Anayasa ah; değiştikçe güzeleşeceğine inanmasam senin için kılımı bile kıpırdatmam biliyor musun?

Şunu da bil ki eğer istediğim gibi değişmez, istediğim gibi terbiyelenmez, istediğim gibi eşitlikçi olmaz isen karşında beni bulursun; bunu da unutma emi? Çünkü senden ve seni yazanlardan ve seni değiştirmek kararlılığı gösterenilerden neler neler çektiğimi bir ben bir de ALLAH bilir.

2012 Anayasası haydi  yolun açık olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yok be arkadaşım bir yazımın başlığında söylediğim gibi "Türkiye değişmeden Anayasası değişemez" Adamlar içkiyi yasaklamaya kalkıyor ateistlerle ilgili Anayasaya madde mi koyacak.Oysa din,vicdan ve düşünce ifade özgürlükleri nedeniyle koyması gerekir.AKP kendi zihniyetine göre Anayasa çıkarırsa, ki öyle olacak,özellikle özgürlük konusunda fazla bir şey beklemeyin.İnterneti yasaklamaya kalkanlar Anayasa yapsa nolur.20 yıl sonra bu Anayasayı da kaldırırız.Ben AKP lideğilim.Karşı da değilim.Diğerlerini de sevmiyorum.Onlarda aynı.Bağımsızım.Ama inanın boşuna umutlanıyorsunuz.

Kerim Korkut 
 28.10.2011 7:43
Cevap :
Kerim Bey yorumunuz için teşekkürlerimi sunarım. Yaklaşımımız ne olursa olsun Anayasa konusu giderek ülkeyi sarsacak. Çünkü kurt bulanık havayı sever. Ülkemizde bir anayasa sorunu var. Çünkü değiştirile değiştirile kevgire çevrilen bu anayasa giderek tombişleşti.Teşbihte hata olmaz derler ya işte öyle: İhale Kanunu ile TCK gibi bir şey oldu! Bu konuda geçen yıl bir iki yazı yayınladım. Bana göre anayasalar toplum yapısını belirler.Oysa bizde kimi arpalık kurumların kurulması ile tahkiminden başka bir şey yapılmıyor.Gerçekte AB Uyum Yasaları ile kabul edilmiş olan kimi uluslararası anlaşmalara göre, değiştirilmiş biçimi ile de olsa şu an kendinden menkul bir anayasa var ortada. Bana göre yeni bir anayasa on iki maddeyi geçmemeli. Ötesi boş. Belki de bu oyuna gelenlerin kimi düşlerinin derinlemesine sorgulanabilmesi için kimi düşlerinin ya da siyasi sayıltılarının yorumlanabilmesi gerekiyor.Bunun için Yeni Freud yandaşları ile Eric Fromm yerine Sigmund Freud'un yöntemelri bile yeterli!  29.10.2011 1:32
 

Yok be arkadaşım bir yazımın başlığında söylediğim gibi "Türkiye değişmeden Anayasası değişemez" Adamlar içkiyi yasaklamaya kalkıyor ateistlerle ilgili Anayasaya madde mi koyacak.Oysa din,vicdan ve düşünce ifade özgürlükleri nedeniyle koyması gerekir.AKP kendi zihniyetine göre Anayasa çıkarırsa, ki öyle olacak,özellikle özgürlük konusunda fazla bir şey beklemeyin.İnterneti yasaklamaya kalkanlar Anayasa yapsa nolur.20 yıl sonra bu Anayasayı da kaldırırız.Ben AKP lideğilim.Karşı da değilim.Diğerlerini de sevmiyorum.Onlarda aynı.Bağımsızım.Ama inanın boşuna umutlanıyorsunuz.

Kerim Korkut 
 28.10.2011 7:43
Cevap :
02 / Her şeyin çok iyi olacağı gibi bir umudum yok. Öyle mi görülüyorum oradan? 'Ameller niyetlere göre' olduğuna göre, bu için önerilen yöntemindeki yanlış yüzünden nice kavgalar olabileceğini de vurguluyorum. kaldı ki bu süreçte Etnik Milliyetçilik ile yandaşı durumundaki sinsi terörün (ne yazık ki) nasıl azgınlaşacağını hep birlikte göreceğiz. Ayrıca bu süreçte terör, ayrılıkçılık, işsizlik ve hayat pahalılığı ile on beş yılda bile ödenemeyecek olan Cari Açık gibi bir sorunumuzun da karartma altına alınacağını biliyor ya da tahmin edebiliyor musunuz? Ayrıca 'özgürlükler' konusunda hiç kimse yırtınmasın. Ki AİHM Kararlarına düpedüz aykırı olan 301 kaldırılsın yeter! Atalarımızın kimi sözleri doğrultusunda söylenecek çok söz var...'Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz' ya da 'Doğdaç oğlak b..'dan belli olur'... Esen kalınız.  29.10.2011 1:42
 

Metinlerden öteye, beyinler düzelmeli. Mesele metinlerse hangi parti, programına uyuyor ki? selamlar...

Kadri KANPAK 
 09.10.2011 23:26
Cevap :
Dokunulmazlık yakıştırması kalkmadan bu ülkeye ADALET gelecek diye beklememeliyiz. Bütün olumsuzluklar,bütün meydan okumalar, bütün yolsuzluklar ile talanların ve son moda 'özerklik' saldırılarının özünde DOKUNULMAZLIK zırhı vardır.Yeni ANAYASA eğer dokunulmazlık zırhı ile halk oyuna sunulacak olur ise oyum HAYIR olacaktır. Bana göre şu an beklemekte olan Dokunulmazlık Dosyaları bir an önce TBMM'ne sevk olunur ise Hükümet'in eli güçlenir. Yoksa Erbakan Hoca'nın yakıştırdığı gibi GUGUK DEVLETİ olarak kendisine küfredilen bir soyut varlık ile yaşamaya devam(!?) ederiz gibi...Bu da TC'nin Avrupa'dan kopuşu için en önemli gerekçe olacaktır Almanya ile Fransa açısından. Çünkü 'kanun önünde eşitlik' bulunmayan ülkelerde ne adalet ne siyaset ne mertlik ne de o çok sevilen(!?) DEMOKRASİ uygulanabilir. Hükümet'in işi zor bence Kadri Bey... En içten dileklerimle...  10.10.2011 0:47
 

iyi şeyler bekliyoruz arkadaşım

mehmet ali şirin 
 04.10.2011 23:46
Cevap :
Kısmet olur ise göreceğiz; neler olacak, nasıl gerilecek toplum.Tartışılarak Anayasa yazılması teşebbüsü bakalım neler getirecek TBMM'ne. Ortada bir kaç taslak olmalı ki onlar üzerinde tartışılsın. TBMM'de 'kanunlaştırma' böyle olur; taslak olmadan, teklif olmadan kim ya da hangi komisyon neyi karar bağlayacak? 'Abesle iştigal ile' geçirilecek günümüz var mı? Ateş bacayı sarmış: Adaletsizlikler, terör nedir görümüyor muyuz?12 Eylül Anayasası ki öncesindeki ortamların içinden geçerek geldin ben, nasıl ki silahların gölgesinde yazdırıldı ise bugün çok acı biçimde yaşanılan ve dayatıldıkça dayatılan terör saldırıları o günler ile karşılaştırıldığında nasıl bir aşamaya gelindiğini görüyoruz. Gerçekten eşitlikçi, dokunulmazlık zırhını kaldıran, avantajlı kurumları ortadan kaldıran; terörü de adaletsizliği de ekonomik paylaşımı da yerli yerine oturtan bir ANAYASA bekliyorum ben.İyi niyet yetmez Sayın Şirin! Umarım 'Hakk şerleri hayr'eyler' İbrahim Hakkı Hazretleri'nin söylediği gibi...   05.10.2011 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 992
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster