Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1714
 

Anayasa mahkemesi gerekli mi?

Anayasa mahkemesi gerekli mi?
 

Yargıç İdeolojilerin Değil Hukukun ve Demokrasinin teminatıdır!


Dünya , küresel ekonomik krizle meşgul, Türkiye bu küresel krizi en az hasarla atlatabilmek için gardını almak zorunda, ülkemizin artık görmezden gelinmesi mümkün olmayan Kürt, Güneydoğu, Terör sorunlarına acil çözümleri tartışması gerekli, Din ve Vicdan Hürriyeti açısından Dünyadaki kara listedeki ülkelerden birisi olmaya devam ediyoruz.

Ancak Anayasa Mahkemesi bu sorunların çözümüne dair Anayasa değişikliklerini TBMM’nin elinden alarak yarattığı sorunlardan çözümlere ulaşmaya mecal ve vakit kalmamaya başladı.

Anayasa Mahkemesi’nin Başörtüsünü eğitim kurumlarında serbest bırakan Anayasa değişikliğini yetkisi olmadığı halde bir hukuk ihlali yaparak esastan inceleyip iptal etmesi ülkemizde bir “Yargıç Egemenliği ”nin varlığını belgelemiş oldu.

1960 Askeri Darbesi sonrasında hazırlanan 1961 Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesi ‘nin görev ve yetkisi 147. maddeye göre “Kanunların ve TBMM iç tüzüğünün Anayasaya uygunluğunun denetimi”ni öngörüyordu.

1971 yılındaki değişiklikle Anayasa Mahkememsinin yetkisi Anayasa değişikliklerinin “şekil şartlarına uygunluk denetimi” ile sınırlandırıldı.

1982 Anayasasının 148. maddesi ile şekil denetiminin “teklif ve oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülme” ile sınırlandırılarak Anayasa mahkemesinin yetkisinin sınırları bir kez daha çizilmiş oldu.

(Bkz:http://www.anayasa.gov.tr/general/icerikler.asp?contID=247&menuID=43&curID=46)

Anayasa Mahkemesi 1970/1 E. Sayılı karartından başlayarak tıpkı Askerler gibi “durumdan vazife çıkarmaya” başladı ve Anayasa değişikliğinin Anayasaya uygunluğu denetimini yaparak Hukuk Biliminde rastlanmayan kararlara imza atmaya başlayarak TBMM’nin yetkilerini gasp etmeye başladı.

1970/1E., 1973/19E., 1976/38E., 1977/4E., 1977/82E., vesaire Anayasa Mahkemesi kararlarını egemenliğin millette yani TBMM’de değil Yargıçlarda olduğunun ilanından başka birer anlam taşımayan birer hukuki metin olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.

Hukuken yetkisiz ve görevsiz bir Mahkemenin kararı aslında “keenlemyekün” dür yani” yok”tur.

Anayasa’nın 148.inci maddesini çiğneyerek bir iptal kararı veren Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı hukuki olmadığı için aslında geçerli değildir.

Bir Mahkeme kararı sırf bir Mahkemenin kararı olduğu için hukuken geçerli olamaz. Bir Mahkeme kararının hukuken sonuç doğurabilmesi için o kararın hukuki olması gerekir.

Örneğin Ağır Ceza Mahkemesi “boşanma” kararı veremez.Çünkü yetkisi ve görevi değildir. Bir Ağır Ceza Mahkememsi bir “boşanma kararı” verirse bu karar eşlerin boşanmasıyla sonuçlanmaz.Bu karar “keenlemyekün” yani “yok” tur, hiçbir sonuç doğurmaz.

Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü” ile ilgili Anayasa değişikliğini iptal kararı da tıpkı Ağır Ceza Mahkemesi’nin boşanma kararı gibi hukuken “yok”tur.

Gerçekte Anayasa Mahkemesi’nin bu iptal kararı hukuken bir anlam bir sonuç doğurmayacağı için başörtüsü ile ilgisi Anayasa değişikliği geçerlidir, Anayasa değişmiştir..

Bu noktada sormak gerekiyor: Anayasa Mahkemesi gerekli ve demokrasinin, hukuk devletinin şartı mıdır?

Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan başlayarak 41 yıl boyunca hem Türkiye’mizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hem de sonra gelen süreçte gerekli görülmeyen Anayasa Mahkemesi 1960 Askeri Darbesi sonrasında ilk defa 1961 Anayasa’sı ile kurulan bir Mahkemedir.

2.Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’nın hiçbir devletinde Anayasa Mahkemesi yoktu.

Anayasa Mahkemesi Avrupa’ya 2.Dünya Savaşında yenik düşen Almanya, İtalya ve Avusturya’da ABD etkinliği altında kurulan yeni rejimlerle girdi.

Fransa’da 1958 yılında kurulan Anayasa Konseyi, bizdeki anlamıyla bir mahkeme olmadığını belirtelim.

Türkiye, 1961 yılında harpte ABD işgaline uğramadığı halde Anayasa Mahkemesi kuran ilk Avrupa devletidir.

Dünyada kabul edilen 22 köklü ve istikrarlı demokrasi vardır ve bunların çoğunda hala Anayasa mahkemesi yoktur.İngiltere, Hollanda, İsviçre, Finlandiya, Belçika, Lüksenburg, Yeni Zelanda Anayasa mahkemesi olmayan ülkelerdendir.

Dünyada “Yasama faaliyetlerinin Anayasaya uygunluğunun denetimi” 1803 yılındaki Marshall kararıyla ABD Yüksek Mahkemesi yapmıştır.

ABD kendine özgü sitemi olan bir devlettir.Federe devlet yargıçları bütün yargıçların %90nını oluşturur ve belirli bir süre için milletvekili gibi seçimle işbaşına gelir.Dolayısıyla ABD’de Yargıçlar doğrudan halk denetimindedir. Ayrıca “Halk Jürisi” sistemi de yargı ile halk arasında ciddi bir bağ oluşturur.

ABD’de yargıçların %10luk bölümünü ise Federal yargıçlar oluşturur ve federal kanunlarla stateler arasındaki ihtilaflar için görev yaparlar.

Federal Yüksek Mahkeme ise istisnai bir Temyiz Mahkemesidir.Bunun ülkemizdeki karşılığı Yargıtay veya Danıştay gibi düşünüle bilinir.

İşte bu Federal Yüksek Mahkeme 1803 tarihli kararıyla anayasa uygunluk denetimini üslenmiş oldu.Bir süre hakimler diktatörlüğü olarak eleştirildikten sonra Yüksek Mahkeme Roosevelt’in tehdidiyle yargıç diktatörlüğüne son verdi.

Günümüzde ABD Yüksek Mahkemesi kararlarında halk çoğunluğunun eğilimine saygı göstermekte, parlamento ve başkan ile ihtilaf yaratmamak için özenli davranmakta, parlamento ve başkanı engellemeden faaliyet göstermektedir.

Anayasa Mahkemesi Türkiye’de parlamento ve hükümeti maalesef engelleyen bir işlev görmektedir.Hak ve Özgürlüklerin güvencesi ve özgürlükleri geliştirici yorumlarıyla bu sürece katkı sağlaması gerekirken hak ve özgürlüklerin gelişimini engelleyen kararlar ve yorumlar ihdas etmesi doğru değildir. Kararlarındaki gerekçeler hukuki olmaktan ziyade devletçi geleneğin taleplerine göre oluşturulmuş ideolojik kararlara kılıf yazmaktan öteye gitmemektedir.

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi olmasını isteyenler Anayasa mahkemesinin bu yapısında değil tıpkı ABD örneğinde olduğu gibi Anayasa Mahkemesi üyelerinin halkın veya TBMM’nin seçmesini ve uygun yöntemlerle denetlemesini benimsemelidirler.

Bence tarifini bile doğru yapamadığı bir laiklik ilkesini korumak uğruna ülkeyi krize sürükleyen, anayasanın, ancak ihtilâl, darbe, iç savaş gibi kesintilerin ürünü olabileceği gibi, akıl ve mantığın kabul edemeyeceği bir fiili durum yaratan, kendini TBMM’nin üzerinde görerek yasama yetkisini ortadan kaldıran; Anayasanın 148. maddesini çiğneyerek yetkisi olmadığı halde karar vererek Anayasal düzeni farklılaştıran faaliyetlerin bir odağı haline gelerek ciddi bir sistem sorunu ortaya çıkararak Türkiye’yi “Yargısal Vesayet Rejimi” statüsüne sokan Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır.

TBMM’nin kapısına bir nevi kilit vuran Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını hazmedecek bir siyasi partinin demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, hukuk devletinden bahsedebilme imkanı kalmamıştır. Bu nedenle MHP’nin Anayasa Mahkemesi’nin statüsünün yeniden düzenlenmesi ve yeni bir Anayasa için AKP’ye yaptığı çağrı yerinde ve asla geciktirilmemesi gereken değerdedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi de, meclis anayasaya aykırı bir karar alırsa, ya da anayasada yaptığı değişiklik, anayasanın bir başka amddesine, ya da temel hükümlerine aykırı olursa, ne olacak o zaman? Meclisin bunu yapmaya yetkisi var mıdır?

Rifat Kohen 
 04.11.2008 7:33
Cevap :
Anayasa Maddelerinin değiştirilemez olduğunun kabulü Anayasayı kutsallaştırmak değil mi?Anayasa maddelerini değiştirme yetkisi kimde? Meclis Anayasa'yı değiştiremiyorsa Anayasa değişikliği için örneğin Askeri Darbe veya halk Ayaklanması ile iktidarı ele geçirmekten başka yol var mı? Anayasalar Tanrı Buyruğu değil ki.Elbette keyfilik yok değiştirmede.Ama nasıl değişeceğinin usulünü yolunu şartlarını Anayasa Mahkemesi denetliyor bizde, ABD'de bu işi Federal Yüksel mahkeme yapıyor.İngiltere'de Anayasa Mahkemesi bile yok.Anayasa Mahkemesi'nin yetkisini aştığının itirafı için kendi resmi sitesi olan anayasa.gov.tr den görevlerini okumanız yeterli.  04.11.2008 12:44
 

Hukuk, TBMM'yi de denetleyemez ise bu bir parlamenter meclis oluşumunu devam ettirir mi? Geçimişte hiç bir yerde yoktu demek, yeninin gereksizliğini mi dile getirir. Laikliği savunmak ne gibi bir kargaşaya yol açar? Yoksa sadece bizim istediğimiz mi olsun dersiniz? Anayasa en üst yasa olduğuna göre, bu yasa uygun denetimler de ilgili mahkemesinde karar verilir. Bunun üst mercini yaratmak sadece bir üstünlük yaratmaktan öte değildir. Üstünlük sadece yasalar ile olmalıdır. Her seçimde değişen TBMM'nin de bütünlüğü bu yol ile korunur. Saygılarımla...

Engin Şahin Karadeniz 
 30.10.2008 0:54
 

Teşekkür ederim...Ancak sizin referans aldığınız hukuçular kadar, aksi yönde görüş belirten hukukçular da var.Ayrıca, bu gün birçok demokratik ülkede Anayasa Mahkemesi benzeri kurumlar bulunmaktadır. Ve bir soru...Herhangi bir parlamentoda görev yapan parlamenterler aynı bu gün ülkemizde olduğu gizi liderlerinin talimatı doğrultusunda oy kulanırlarsa ve aldıkları kararla demokrasinin köküne kibrit suyu dökerlerse sistem kendini nasıl koruyacaktır..İkinci soru..AYM de 11 kişi karar veriyor...Parlamentoda ise sadece bir kişi:RTE..Nasıl olacak şimdi? Selamlar.

H.Levent 
 29.10.2008 22:57
 

Dünyanın R.A.Dahl, Lijphard, Sartori gibi önde gelen siyaset teorisyenleri de, AYM’nin demokrasiyle uzlaşabilirliğini ciddi biçimde sorgulamaktadırlar. Bu alandaki tartışmayı halktan gizleme gayretlerine rağmen, Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Prof. Dr. Ergun Özbudun, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan’ın akademik alana hitap eden eserlerinde görmek mümkündür. Kısaca halkın seçtiği parlamento, hükümet, çağdaş demokratik devletin vazgeçilemez organlarıdır. AYM ise demokrasinin vazgeçilemez, tartışılamaz şartı değildir.Demokrasi yerine totaliter bir rejim öngörüyorsanız size katılmak gerekir ama demorasi ve hukuk devleti'ne inanıyorsanız yetki ve görevlerini aşan kurumların Anayasayasal düzeni koruma iddiası ile ortadan kaldırdığını görürsünüz ve giderek bir veya 11 kişilik bir kurulun 70 milyondan daha doğru düşündüğünü iddia edersiniz ki bu kabul edilemez.

mehmetbirolsahin 
 29.10.2008 15:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1464
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yöneticili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster