Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
729
 

Anayasa Mahkemesi kararını uygulamamak

Anayasa Mahkemesi kararını uygulamamak
 

Hukuki düşüncelerini siyasi düşüncelerine tutsak etmiş bir kişi Osman Can. İsminin önünde "hukukçu" yazıyor olması daha da acı verici öte yandan. Dışarıdaki halkın düşüncelerini yansıtır gibi "dan dan" söylemiş söyleyeceğini, öyle ki AKP'nin anayasasını hazırlayan Ergun Özbudun bile isyan etmiş "olmaz böyle şey" diye.

Osman Can'ın gazetelere konu olmuş, "Anayasa Mahkemesi olur da bu değişiklikleri iptal ederse meclis kararı yok saysın..." demecini okumuşsunuzdur.

Öncelikle bir konuda hemfikiriz: 12 Eylül anayasası değişmelidir, çünkü bu anayasa özgürlükleri kısıtlayan ve birçok antidemokratik düzenlemeler içeren bir anayasadır. Öte yandan 12 Eylül ürünü darbe anayasasının ikamesi bir sivil darbe anayasası olmamalıdır. Dolayısıyla referandumdaki oyumu açık etmekten çekinmiyorum: HAYIR diyeceğim.

Sonuç ne olur şimdiden bilmek pek mümkün değil, araştırmalar kah evet, kah hayır sonucunu çıkarıyor. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin kararı da beklenemeli. Bu noktada bu yazı Osman Can'ın sözlerini konu edinecek. Anayasal bağlamda Osman Can'ın söylediklerini tartışalım.

Anayasa'nın 148. maddesini inceleyelim ilk olarak:

"Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler, Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. (...)"

Madde 153:

"Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir."

Madde 2:

"Türkiye Cumhuriyeti (...) bir hukuk devletidir."

Madde 4:

"Anayasanın (...) 2'nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri (...) hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez."

AKP'nin hazırladığı anayasa değişiklik paketinin söz konusu düzenlemeleri açıkça yargı bağımsızlığını tehdit eder boyuttadır. Anayasa Mahkemesi eğer iptal etmek isterse değişiklikleri "esas" bakımından inceleyemeyeceği için iptal gerekçesini bu şekil şartına dayayıp, "2. madde nitelikleri değiştirilmeye çalışılıyor, teklif edilemezler teklif edilmiş ve bu da şekil şartlarına aykırı olduğundan iptali gerektirir" diyecektir. Bu sadece benim tahminim, fakat Anayasa Mahkemesi yorum düzeyini aşıp esasa girmeye de karar verirse ve yetki düzeyini yorumla yükseltirse verdiği karar yine de kesin olacaktır. Burada Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın doğruluğu ya da yanlışlığı ayrıca tartışılabilir ve elbette tartışılacaktır, fakat asıl olan o kararın kesinliğidir ve Osman Can'ın bahsettiği durum hukuksuzluğa çağrıdır ve gerçekleşirse her türlü hukuksuzluğun yolunu açar, devamı gelir. Bundan sonra her iktidar her aleyhlerine kararı uygulamamaya kalkar ve devlet iyice çığrından çıkar.

Daha önce de Anayasa Mahkemesi kararları için meclise veto yetkisi verilsin denmişti. Meclisin yaptığı yasaları, kanun hükmünde kararnameleri ve anayasa değişikliklerini denetleyen bir kurumun kararları için meclise veto hakkı verilmesi de nasıl bir çarpıklık gayet açık görülüyor.

Osman Can'ın bahsettiği durum kesinlikle dikkate alınmamalıdır. Hukukun üstünlüğü gereği Türkiye'nin en üst yargı organı Anayasa Mahkemesi'nin kararları doğruluğu yanlışlığı bir yana aynen uygulanmak zorundadır. Osman Can'ın bahsettiği -teşbihte hata olmaz, sadece bir atasözü- eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şu konuda biraz açıklama ya da blog yazabilirseniz yararlı olacak sanırım. Bu konuları öğrenmenin tam da zamanı kendi açımdan. Ropörtor kim seçer, sorumluluk ve görevleri nedir? Dokunulmazlığı mı vardır? Anayasa mahkemesinden çıkacak kararlara uyulmaması önerisini göreviyle ilgili bi görüş mü yoksa herhangi bir vatandaşın açıklaması mıdır? Herhangi birisi aynı sözleri sarfetse suçlu durumuna düşmez mi? teşekkürler.

Ezgi Umut 
 18.06.2010 4:55
Cevap :
Merhaba, öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. O konuda ayrıntılı bir yazı yazacak kadar vaktim bugün için maalesef yok, yarın da on gün süreyle şehir dışına çıkacağım. Fakat Anayasa Mahkemesi'nin sitesi www.anayasa.gov.tr'ye girdiğinizde orada mevzuat bölümündeki kanunda gerekli bilgi mevcut. Raportörlerle ilgili nasıl seçildiklerine dair düzenlemeler de var kanunda doğal olarak. Hem Anayasa Mahkemesi'nin içtüzüğü hem de Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'da bu sorunuzun cevaplarını bulabilirsiniz. (Örneğin Kanun'un 16. maddesi doğrudan raportörlerle ilgili...) Umarım yardımcı olur bunlar. İsteğinizi tam olarak karşılayamadığım için kusura bakmayın. Yeniden teşekkürler. :)  18.06.2010 12:42
 

Ropörtör denilen kişinin beyanını okuyunca çok şaşırdım. Hukuk eğitimi almış olan bir kişi hukuksuzluğa davetiye çıkarabilir mi yoksa ben mi yanlış anlıyorum diye düşündüm. Anayasa ve diğer yüksek mahkemelere kişilerin atanması onca yıllık süreçler sonucunda varılan bir nokta sanıyorum ancak Ropörtörleri kim nasıl seçiyor. Yoksa bunlar hukuk eğitimi almadan seçilen gönüllü vatandaşlar mı? Teşekkürler.

Ezgi Umut 
 18.06.2010 4:32
 

Valla aynı şeyi konuşmuyoruz. Açık ve neye delâlet ettiği belli olan bir kanun maddesi niye yorumlansın ki? Böyle bir yorumlama ancak, amaca uygun sonuç çıkarmaya yarar. Yorum, müphem veya birden fazla anlama gelebilecek maddelerde ve mümkünse davalının lehinde olur. AYM ise bunun aksini yapıyor. Sonuçta, sırf bu keyfi yorum ve içihatlar yüzünden hukuk tanımaz hale gelmiş ve yargı adalet dağıtıcı kurum olmaktan çıkmıştır. İsterseniz boş zamanlarınızda yüksek yargıçların, "adam kurtarmayla ilgili ortam kaydı konuşmalarını" bir dinleyin. O zaman hukukla ilgili anlattıklarınızın neyin üstünü örtmeye yaradığını daha iyi anlarsınız. Bir zamanlar bilim adamı, yargıç, uzman, prof dediklerinde dikkat kesilirdim. İçi ideolojiyle doldurulmuş adamları gördükten sonra artık bundan vazgeçtim. Osman Can, en azından bir çıkış arıyor. Sizin savunduklarınız ise, tüm kapıları kapatarak, insanımızı statükoya mahkum ediyor. Cevabınız anlattıklarımla sınırlı olsun ki tekrar yazmak zorunda kalmayayım.Selam

Hüseyin Atacan 
 17.06.2010 22:15
Cevap :
Osman Can'ın aradığı çıkış "kanuni" bir çıkış değil. Siz ya da ben beğensek de beğenmesek de Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını uygulamamak diye bir şey söz konusu bile değildir. Durum ve görüşüm bu kadardır ve hukuki olan da budur. AYM'nin verdiği karar ne olursa olsun... Artık bir tek bunu söylemekle bırakacağım. İşin özü bu. Diğer görüşlerinize ise katılmadığımı belirtmekle yetiniyorum. Yargının adalet dağıtımı ile ilgili olarak ise kastettiğiniz konuda değil ama başka konularda kısmen katılıyorum. Adalet çok zamanlar gecikiyor, gecikmekte... Türkiye'nin bir yargı reformuna elbette ihtiyacı var, fakat bu şekilde olmaması gerektiğini düşünüyorum. On gün süreyle herhangi bir şey yazsanız da cevap yazamayacağımı da yanlış anlaşılmalara sebep olmamak adına belirtmek istiyorum. Teşekkür ederim.  19.06.2010 1:08
 

Burada, beğenmediğimiz değil, mevcut yasal düzenlemelere uymayan durumlardan ve mahkeme kararlarından sözediyoruz. Osman Can'a katılıyorum. Evet, mesnetsiz ve yanlış kararlara direnilmelidir. Bu gidişle, adil bir yargı sistemini rüyamızda bile göremiyeceğiz. Bu şuna benziyor. İstemediği yere tayini çıkan memur, ayarladığı doktordan rapor alıyor. Herkes te biliyor ki, memur sağlamdır, doktor bu sağlam adama hasta raporu düzenlemiştir. Amir raporun sahteliğini bilmektedir ama bile bile kabul etmek yani yutmak zorundadır. İşte bu ikiyüzlü anlayış her kurumu sarmıştır. Bu sistem sağlam adamı hasta, haklı adamı haksız yapmaktadır. Geleceğin hukukçusu bu durumdan memnunsa, ben ne söyleyebilirim ki? Selam.

Hüseyin Atacan 
 16.06.2010 17:09
Cevap :
Sizin dediğiniz gibi hukuk sadece kanunla yürüyen bir şey değildir, hukuk toplumun gerisinde kalabilir, boşluk bırakılmış olabilir ve elbette o zaman hukukta yorum vardır, yoktur denemez, Osman Can'ın yaptığı da bir yorumdur. Şu koşullarda Anayasa Mahkemesi kararını uygulamamak diye bir şey söz konusu değildir. Anayasa Mahkemesi "benim esasa girme yetkim yok" diyebilir de, fakat "bu değişikliklerle 2. maddede yer alan hukuk devleti ilkesi çiğneniyor ve bunun değiştirilmesi de yasaktır, teklif edilemez, şeklen aykırı buldum bu teklifi" diyebilir yorumla. Ben bugün gazetede de demeci yer alan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ulusoy'un sözleriyle cevap veriyim isterseniz: “Hayatımda duyduğum en saçma, en abuk sabuk hukuk yorumlarından biri. Hukuk fakültesi öğrencisi sınavda böyle bir yorum yapsa doğrudan sınıfta kalır. Bunu söyleyen yargıç değil de başka biri olsa üstünde bile durmam, ‘mahallenin delisi’ der geçerim."  16.06.2010 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1043
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülteliyim. Seyahat benim için bir tutku, her fırsatta bir yerlere ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster