Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2308
 

Anayasa Mahkemesi verdiği kararla kendi ipini çekti: Vesayet rejimi çöktü!

Anayasa Mahkemesi verdiği kararla kendi ipini çekti: Vesayet rejimi çöktü!
 

Bürokratik vesayet kavramını hep kulanıyorduk ve bu konuda yoğun tartışmalar yaşanıyordu.

Bazıları "nereden çıkarıyorsunuz, yok öyle bir şey" deyip kökten inkar ediyorlarken.

Bazıları da bürokratik vesayetin Türkiye'nin yadsınamaz bir gerçeği olduğunu söylüyorlardı.

En son, bir kaç gün önce NTV'deki bir tartışma programında Nuray Mert'in, Nazlı Ilıcak'ın bürokratik vesayet sözüne tepki gösterip "yok öyle bir şey" demesine tanık olmuştuk.

Bürokratik vesayet soyut bir kavram olsa da, yakın tarihimize baktığımızda, sık sık demokrasimize yapılan müdahalelerden, yüksek yargının siyasetle ilgili hukukla izahı mümkün olmayan meşhur kararlarından, fiili bir durumun söz konusu olduğu anlaşılmaktaydı. Aslında darbe ürünü 82 Anayasası analiz edildiğinde de amaçlanannın bu vesayet rejiminı korumak olduğu görülecektir.

Başka bir açıdan baktığımızda da, mevcut rejimi savunanların, değişmemesi için direnenlerin halktan uzak kişiler olduğu, halkın verdiği bir iktidarı değil, sistemin verdiği iktidarı talep ettikleri yine görülecektir. Halkın kararları her zaman bunlara terstir.

Ama vesayet rejimi 21. yüzyıl Türkiyesine yakışmıyordu. Artık yürümesi de mümkün değildi. Değişecekti ama nasıl değişecekti. Hiç kimsenin sahip olduğu iktidarı kendi gönül rızasıyla bırakması mümkün olmadığına göre büyük bir gerilimin yaşanması mukadderdi.

Önce, bunca tecrübeden sonra en uzman olunulan hukuk dışı müdahale denenmek istendi. Yaşanan olaylar daha taze ve halen görülmekte olan Ergenekon Davası'nın konusunu teşkil ediyor. 27 Nisan e-muhtırasına verilen sert tepkiden, bu sokağın artık çıkmaz sokak olduğu ispatlanmıştı. Demokrasi tarihimizde ilk defa bir hükümet rest çekiyordu. Hükümet bununla da kalmadı ve yine ilk defa sorumlulara hesap sormaya kalkıştı. Şaşkındılar! Daha on yıl öncesine kadar istedikleri gibi siyasi beyanatlarda bulunan, başbakanlara laf sokuşturan ve gizli dokunulmazlığa haiz kişiler, apoletlerindeki yıldız kalabalğına bakılmadan sorguya çekiliyorlardı. Sadece onlar değil, kamuoyu da şaşkındı!

82 Anayasası yine vesayet rejimini koruma adına cumhurbaşkanına çok önemli yetkiler vermişti. Bundan dolayı bu makama kale gözüyle bakılıyordu. Düşmek üzereydi. Yüksek yargı 367 kararını verdi. Seçime gidildi, halk bu kararı oylarıyla bozdu ve bu kale de düştü. Türbanla ilgili Anayasa değişikliği yapıldı. AYM Anayasa'nın 4. maddesine atıfta bulunarak esas incelemesine girdi ve iptal kararı verdi. Türbanla ilgili Anayasa değişikliğini öne süren Yargıtay Başsavcısı da Ak Parti hakkında kapatma davası açtı. AYM 6 ya 5 kapatılsın kararı vermesine rağmen, nitelikli çoğunluk sağlanamadığından Ak Parti kapatılamadı. Bu, hukuk alanındaki ikinci yenilgiydi.

Göreve başlayan Cumhurbaşkanı, vesayet rejiminin değiştirilmesi noktasında geniş yetkilerini sonuna kadar kullanıyor. Üniversite yönetimi de vesayet rejiminin önemli bir baskı unsuruydu. Yeni YÖK Başkanını ve yeni rektörleri atıyor. Ama Cumhurbaşkanı eski rejimi kökünden yıkıcı esas atamalarını yüksek yargıda yapıyor. Özellikle de boşalan AYM üyeliklerine yeni üyeler atıyor. Bu şekilde 2 üye atanmış durumda. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için son Anayasa değişikliklerinin iptali isteminin kabulüne bakmak gerekir. Sadece bu iki üye iptal davasının "görüşülmeden reddi" yönünde oy kullandılar..

Demek ki, bu şekilde devam etmesi halinde, Anayasa değişiklikleri olmadan da, 3 - 5 yıl içerisinde AYM'nin yapısı kendiliğinden değişecekmiş.

Yüksek yargıda bir de HSYK vardı. 82 Anayasasına göre, yine vesayet rejimini koruma adına, HSYK, Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçiyor, Yargıtay ve Danıştay da HSYK üyelerini seçiyor. Yani tam bir kapalı devre uygulaması. Bu sistemde mesleki başarının ve kariyerin gözetildiğini iddia etmek için aşırı iyiniyetli olmak gerekir.

Yüksek yargıyla 1. derece mahkemeleri arasında Ergenekon Davası kapsamında tam bir kapışma yaşandığına tanık olduk ve oluyoruz. HSYK'nın davanın hakimlerini ve savcılarını değiştirme girişimlerinde bulunması, yeni hakim ve savcılar ataması, atanılan hakimlerin nöbetlerinde toplu tahliye kararları vermeleri, Erzincan ve Erzurum adliyelerinde yaşananlar, bir sanığa tutuklama kararı verdiler diye mahkeme hakimlerine tazminat ödeme kararı verilmesi sıradan yaşanacak hukuk olayları değildir.

İktidar Partisi son bir manevrayla, sorunu temelinden halletmek için Anayasa değişiklikleri ile ilgili bir paket devreye soktu. CHP'nin, MHP'nin, BDP'nin muhalefetine rağmen, bu paket referandum şartlı 330 oyu aşarak Meclisten geçti. MHP, referandumda halk kararını versin, diyerek onurlu bir davranış sergileyip konuyu gerçek sahibine havale etmişken, CHP AYM'de iptal davası açtı.

Yukarıda da değindiğim gibi, şimdiki Cumhurbaşkanı'nın atadığı iki üye iptal davasının kabul edilmemesi yönünde oy kullanmalarına rağmen, dava kabul edildi ve incelemeye geçildi. AYM raportörü, Anayasa'ya göre anayasa değişiklikleri kesinleşmeden iptal davası açılamayacağından ve yine Anayasa'ya göre anayasa değişiklikleri ancak şekil yönünden incelenir açık hükmünden bahisle iptal davasının reddi yönünde görüş bildirmişken, AYM toplandı ve beklenildiği gibi esasa girdi. Esasında 4. maddeye atıf yaparak daha önce de girmişti. Bu, yasama yetkisine açık bir müdahaledir. Ayrıca vesayet rejiminin de açık bir göstergesidir.

Ama gücü yetmedi. Can alıcı iki madde olan 16. ve 22. maddelerde, oylamalarla ilgili düzeltmeler yapılmışsa da, tamamen iptal söz konusu değildir. Yani paketin referandumda kabul edilmesi halinde, eskisiyle hiç ilgisi olmayan yeni bir HSYK ve AYM yapısıyla karşılaşacağız. Henuz oylama sonuçları açıklanmadı ama tahminimi söylüyorum; tıpkı Ak Parti kapatma davasında olduğu gibi 6 ya 5 iptal kararı çıkmasına rağmen, nitelikli çoğunluk 7 ye 4 çıkmadığından iki maddenin iptali reddedilmiş olmalı.

16. ve 22. maddelerin yani HSYK ve AYM'nin yapıları ile ilgili değişikliklerin mükemmel olduğunu iddia edemeyiz, mutlaka sorunlu noktaları vardır ama bu değişikliklerle vesayet rejiminin tamamen ortadan kalkacağı bir gerçektir. Nasıl olsa yeni değişikliklerle öngörülemeyen sorunlar, ileride yapılacak anayasa değişiklikleriyle rahatlıkla düzeltilebilir.

Engin sağduyuya sahip olduğuna inandığım halkımızın huzurunda cereyan eden bu olaylardan sonra referandumda "hayır" oyu çıkacağını kesinlikle beklemiyorum.

Vesayetçilerin son bir gayretle, Ak Parti'yi öne çıkararak Anayasa değişikliklerini gölgelemeye kalkışacakları öngörülse de, referandumda verilen "evet" oyları hiçbir zaman Ak Parti'ye "evet" anlamına gelmeyecektir.

Ak Parti, iki maddede yapılan değişiklikleri yasama yetkisine müdahale olarak görüp karara tepki gösterse de, esas itibariyle kazançlı çıkan taraf olmuştur. Ama gerçekte kazananın millet olduğu çok açıktır. Ak Parti bugün için iktidardır, yarın bir başkasıdır.

CHP'nin ufak değişikliklerle avuntu duyması kendisini aldatmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. CHP kesinlikle kaybeden tarafındadır.

Bunu anlamak için, kararın açıklanmasından sonra, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ve YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan'ın beyanlarına bakmak yeterlidir. Kadir Özbek: "Beklediğimiz karar değldi. Yazık oldu." derken YARSAV Başkanı da: "Karar beklentimizi karşılamıyor. YARSAV olarak bizim mücadelemiz sürecek." dedi.

Adının olmadığı, ama varlığını hücrelerimize kadar hissettiğimiz vesayet rejiminin can cekiştiğini ve son çırpınışlarını yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çok sancılı bir süreç yaşadık ve bir müddet daha da yaşamaya devam edeceğiz.

Milletimize hayırlı olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biryerlere götürecek olan Türk halkının bilinçlenmesi, milli mücadele yıllarımızdaki ortak ruh ve anlayışa yeniden sahip olmamız ile mümkün olur. Sadaka politikaları, korku ve yıldırma amaçlı yönetimlerle gelen hiç bir yenilik bizi değiştiremez. Bu ülkede Kena Evren anayasasına % yüze yakın evet diyenlerin şimdi demokrasi havarisi kesilmesini kimse kabul etmez ve etmeyecektir. Bunu da halk sandıkta gösterecektir. Bana göre Atatürk döneminin zor koşulların olan ilk 15 yıl hariç, ilk defa sandıkta ezber bozulacaktır. Ve bozulma kişisel insan haklarıyla özgürlüklerinin, toplumsal barışın da açılış yolu olacaktır. Selam..

Yalnıztürk 
 09.07.2010 9:25
Cevap :
... toplumdaki olumsuzlukları asgariye indirecektir. Örnek hemen yanıbaşımızdaki Avrupa ülkeleridir. Yapılan müdahaleler demokrasimizin gelişimini de olumsuz etkilemiştir. Demek ki çok eleştirdiğimiz sivil siyasetin yanlışları da özünde vesayet rejimine dayanmaktadır. Mahkemenin aldığı karar bir devrim kararıdır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi'nin bizzat kendisi de artık keyfi bir şekilde yasamanın yaptığı anayasa değişikliklerinin esasına giremeyecektir. Bürokrasiye ve yargıya belli bir ideoloji değil, mesleki başarı, kariyer ve hukukun üstünlüğü egemen olacaktır. Halkın özgür iradesine ipotek koyulamayacaktır. Ben sandıktan "evet" çıkacağını yazdım. Siz ise "hayır" çıkacak diyorsunuz. Eniyisi bekleyelim ve halkın iradesine saygı gösterelim. Selam ve saygılarımla...  09.07.2010 13:56
 

Bu yazıoyı okuyan veya gören de kendini dğlarına bahar gelmiş bir memlekette yaşadığını zanneder. Demokrasilerde halkın kuvveti olur. Gelir dağılımı eşit ve ortak paylaşılır. Eğitim şartsız, koşılsuz ve eşit imkanlarda olur? Köylüler , esnaf ve orta sınıf ayrımlarıyla ülke kan ağlamaz. Üreten bir eğitimin üreten gençleri olur. Oysa bizde bunların yakınına dahi yaşamamız hayal neredeyse. Fakat bunun nedenini br kuruma bağlar, statiko deyip geçersek veya öyle görülürse yanlış olur. Çünkü Mustafa Kemal'in çok temiz ve topyekün ortak bir mücadeleyle , tam bağımzıslık şiarıyla kurduğu cumhuriyete sadık kalan tek bir kurum var ise o da TSK dir. Zaman içerisindeki hata ve yanlışları olmasına rağmen sivil otoriteyle mukayese edildiğinde binlerce kat daha olumlu bir süreç yaşadığı görülmüştür. Siyasetin kirli emel ve yanlışlarını, günlük çıkar ve kişisel hesaplarını birimlere mal etmemek lazım. Bir mahkemenin aldığı bir karar da ülkemizi olumlu veya olumsuz anlamda hiç bir yere götürmez

Yalnıztürk 
 09.07.2010 9:19
Cevap :
Demokrasilerde halkın kuvveti olur, diyorsunuz. Peki neden halkın iradesine saygı gösterilmez, neden neredeyse on yılda bir halkın iradesine müdahale edilir? Mustafa Kemal, üniformalarınızla topyekün siyasete bulaşın mı demişti? Yanlış hatırlamıyorsam tam tersini demişti. Siyaset kurumunun mazisinin de çok temiz olmadığı konusunda sizinle hemfikirim. Partizanlıklar, rüşvet ve yolsuzluklar, adam kayırmalar, kişiliksiz politikalar bir bakıma ülkede gelir adaletini bozup ülkeyi krizlerden krizlere sürüklerken müdahalelere de zemin hazırlamıştır. Bunda tam demokrasiye geçilmemesinin, halkın iradesinden korkulmasının ve örtülü bir vesayet rejiminin tercih edilmesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü anayasalar, ve temel kanunlar hep darbe dönemlerinin eseri. Toplum sözde demokrasi adı altında kontrollü bir kalıba sokulmaya çalışılmış. Oysa ki daha fazla demokrasi, daha fazla şeffaflık ve daha fazla hukukun üstünlüğü sivil siyaseti de hızaya çekecek ve... devam edecek.  09.07.2010 13:48
 

Sevgili dostum , Hasan Basri, Herzamanki gibi akıcı ve anlaşılır , güzel yazını zevkle okudum.Kalemin güçlü bahtın açık gönlün doğrudan yana olsun. Bu arada Miraç kandilini tebrik ediyorum. Saygılarımla Alaettin DEMİRCİOĞLU

Alaettin Demircioglu 
 08.07.2010 15:17
Cevap :
Güzel sözleriniz ve temennileriniz için çok teşekkür ederim. Ben de sizin Miraç kandilinizi tebrik ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum, Sevgili Alaettin Kardeşim...  08.07.2010 17:04
 

Son durumu objektif yansıtan değerli görüşlerinizin hepsine, EVET, EVET, EVET...Olay partiler üstüdür. Olay, rejim meselesidir. Olay, yapılacak atılımlarda önü kesilmek istenen ülkemizin meselesidir. Olay, yap-boz oyununun sonunun gelmesidir. Karar, milletimiz için, Türkiye'miz için hayırlı olsun, dileğim, 13 eylülde de hayırlı olsun diyebilelim. Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 08.07.2010 13:44
Cevap :
Değerli katkılarınız için çok teşekkür ediyorum, Yurdagül Hanım. Selam ve saygılarımla...  08.07.2010 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3199
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster