Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
708
 

Anayasalar anaları ağlatırsa

Anayasalar anaları ağlatırsa
 

Sivil Anayasa


Anayasaların temel görevi aynı devlet çatısı altında yaşayan bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almalarıdır. Bu görevi üstlenirken devletin bütünlüğüne zarar vermeme adına vatandaşları arasında herhangi bir ayrım yapmazlar. Böylece ülke sınırları içinde yaşayanlar “vatandaşlık” bilinci ile devletin onlara sağladığı imkânların devamı için sorumluluklarını yerine getirirler. Bu döngü sağlıklı bir ülkenin de temel şartını temin eder. Sistem çalıştığında ülkede huzur artar, refah seviyesi yükselir; medeniyet üretimi hız kazanır.

Ülkemizde bu döngüyü test etmek -test edememek- çok kolaydır. Vatandaşını birinci sınıf, ikinci sınıf ve hatta üçüncü sınıf diye ayrıma tabi tutan bir devletçi yapı içinde döngünün sağlanması mümkün değildir. En bilineninden başlarsak başını herhangi bir nedenden dolayı örten kızları yüksek öğrenimin dışında tutan anlayış onlara eşit vatandaş olma imkânını sağlamaz. Fakat diğer taraftan da sorumluluklarını yerine getirmediklerinde kimi zaman hukuki yaptırıma başvurarak su faturasını ödemeyen başörtülü vatandaşı cezalandırır. Kimi zaman da sosyal projeler ile kamusal alana dâhil olmayan başörtülü vatandaşları için çalışmalar yapar.

Bu ilginçlik birçok alanda kendini hissettirir. En önemlisi de yaşama hakkı olsa gerek. Doğal olarak birey içinde doğduğu ülkede güvenli bir hayat sürmeyi hak etmiştir. Bu hakkı da anayasal sistemce desteklenir. Peki, yazılı olduğu halde anayasa bu sorumluluğunu yerine getiremezse o zaman ne olur? Basit: iç çatışma olur, kavga olur, kan dökülür, darbeler olur; ‘60’lar, ‘70’ler, ‘80’ler, ‘98’ler, 2007’ler olur bu ülkede.

Her oluşun sonucunda da analar gözyaşına boğulur. Gözyaşları ile sulanır kara toprak. Servi boylu delikanlılar duvara asılı siyah beyaz fotoğraflarda kalır. Ateşler düşer Anadolu’nun gözü yaşlı analarının bağırlarına. Olan olur. Fakat devlet ağlamaz. Devletin gözyaşı yoktur literatürde. Devlet ağlarsa şehitlerine, yiğitlerine, masumlarına derler ki devlet tükenmiştir… Tüketmek istemezler devleti içten içe. Bu yüzden ölene rahmet, kalana selamet derler.

Peki, bunca kabahati anayasaya yüklemenin sırası mı şimdi? Evet. Temel hak ve özgürlükleri özgürlük olsun diye değil de vatandaşı kontrol etmek babından oluşturulmuş bir anayasanın bu işlerde kabahati çoktur. Çoğulculuğu değil de devlet destekli tekelciliği temin ediyorsa ne işe yarar ki anayasa? İşçiyi tek bir sendikanın koyunu yapan, anayasa mahkemesini vatandaşına kapatan, kadın ve çocuk istismarına göz yuman, parti kapatmalarına destek veren, iş adamını ülke sınırlarına hapseden, darbeciliği meşru kılan, YAŞ kararlarına çelik zırh giydiren üstelik vatandaşını da fişleyen bir anayasa ne işe yarar sorusunun cevabını net verir: Bu anayasa anaları ağlatmaktan başka bir işe yaramaz.

Şimdi anaların anayasaya müdahale etme fırsatı gelmiş durumda. Ama bu fırsat bir öç almak olmamalı veya öyle de anlaşılmamalı. Zaten hazırlanan anayasa taslağı incelendiğinde öyle olmadığı da görülmektedir. Öyleyse, aklıselim davranarak kendimizi ilgilendiren konularda ne iktidar açısından ne de muhalefet tarafından düşünelim. Bugünden itibaren daha ne kadar ağlayacağımız açısından 12 Eylül referandumunda kararımızı verelim.

26 altı maddelik anayasa paketi değersizmiş gibi görülebilir. Unutmamak gerek ki bu millet ilk defa yirmi altı madde de olsa kendisi olarak anayasa yapmaya yeltenmiş durumda. Ya bunu biz yapacağız ya da bizim adımıza niyetini, mahiyetini, kıyafetini ve şeklini bilmediğimiz bir zümre yapacak. Ülkemiz adına güzel günlerden geçiyoruz. Ümidimiz bu güzelliklerin bizimle beraber gelecek kuşaklara daha geniş imkânlar ile ulaşması için tarihin lanetine uğramamış bir kuşak olarak yerimizi tarih içinde almak. Bizim medeniyet tarihimizde anaların gözyaşlarından çok onların kalplerindeki şefkat vardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3214
Kayıt tarihi
: 08.02.07
 
 

Bilgi hegemonyasında her türlü medya araçlarında onbinlerce bilgi ile günlük yaşantımızda karşılaşma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster