Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3089
 

Andersen'den Masallar...

Andersen'den Masallar...
 

' Kibritçi Kız 'Masalını okumayan var mıdır ?..

O muhteşem masalın yaratıcısı Andersen'i tanımayan yoktur sanırım.

Masallarla büyümeyen,masalların renkli âleminde hayal dünyasını geliştiremeyen çocuklara ve onların içinde yaşadığı topluma acırım.

Kaliteli masal kitapları,çocuğun hayal dünyasına sevgi,empati,merhamet,yardımlaşma duygularını yerleştirir.

Hamurunun mayası SEVGİ olan çocukların yeni dünyası ne kadar güzel olacaktır kim bilir ?..

Yaşantımızı renklendiren,kimliğimizin ve kişiliğimizin oluşmasında önemli payı olan Andersenin önemli eserlerini tekrar hatırlayalım:

Küçükken dinlenen masallardan büyüdükçe uzaklaşmanın acıklı bir tarafı var.

Oysa masalların fantastik tarafı büyüdükçe de insanı cezbetmeye ne kadar uygun...

Çoğumuzun bildiği ünlü masalcı Andersen’i bu nedenle konu etmeye karar verdik.

Bir varmış bir yokmuş... Danimarkalı Hans Christian Andersen, 22 yaşındaki ayakkabıcı babası ile çamaşırcı karısının oğlu olarak 1805 Nisan’ında gelmiş dünyaya.

Bütün aile ancak minicik bir odada yaşayabilecek derecede yoksulmuş. Andersen’in büyürken hayal gücünden başka onu oyalayacak hiçbir şeyi de yokmuş.

Küçük Hans’ın babası, büyükannesinden eskiden soylu bir aileye mensup oldukları hikâyesini dinledikten sonra bu konuya kafayı takmış ve araştırmaya başlamış. Ailenin Danimarka’nın kraliyet soyu ile bağlantısı olduğu ortaya çıkmış ama Andersen’in atalarının kimler olduğu kesin olarak belirlenememiş.

Dedik ya, Andersen küçüklüğünden beri hayal gücü çok çalışan bir çocukmuş. Kendi kendine bir oyuncak tiyatrosu yapmış, kuklalarını giydirmiş, dekorları hazırlamış ve kendi uydurduğu ve Shakespeare’in yazdığı oyunları oynatmış. Edebiyata hep hayranlık duymuş. Shakespeare’in bazı oyunlarını ezbere bilirmiş.

1816 yılında babası ölünce çalışmaya başlamak zorunda kalmış. Bir dokumacı ve terzinin yanında çırak olarak işe girmiş. Ardından da bir sigara fabrikasında çalışmış. Neyse ki bu zorlu günler 14 yaşından itibaren geride kalmış. Çünkü Kopenhag’a giden Andersen, güzel sesi sayesinde Danimarka Kraliyet Tiyatrosu’na kabul edilmiş. Ama incecik sesi ergenlik çağına girince çatlak çıkmaya başladığında sahneden inmek zorunda kalmış ve kendini yazmaya vermiş. Bu alandaki ustalığı da kısa zamanda ortaya çıkmış.

Andersen’den masallar...Güzel bir tesadüf sonucu Kral VI. Frederick ile karşılaşma fırsatını bulan Andersen, yeteneğiyle kralı etkilemiş. Kral onu, bütün ücretlerini kendisi ödediği bir gramer okuluna göndermiş.

Andersen de bu arada “The Ghost at Palnatokes’s Grave” isimli ilk öyküsünü yazmış ve yayımlatmış. İki okulda birden okuyan Andersen, daha sonra bu yılları hayatının en karanlık ve sıkıntılı zamanları olarak tanımlamış. Zira okul yılları boyunca kendinden büyükler tarafından hep ezilmiş, üzücü olaylar yaşamış.

Farklı ve hassas yapısı yüzünden sürekli dışlanmış. Ama işte bilememişler itip kaktıkları çocuğun tarihe adını yazdıracağını... Neyse, farklılığı yüzünden zorluk çeken Küçük Denizkızı’nın hikâyesini de işte yaşadığı bu zorluklardan ilham alarak yazmış.

1839’da ilk fantastik hikâyesi olan “A Journey on Foot from Holmen’s Canal to the East Point of Amager” yayımlanmış. Aynı dönemde oyunları ve şiirleri de derlenerek basılmış. Çıktığı uzun Avrupa yolculuğu sırasında da “Agnete and the Merman”ı yazmış.

İlk romanı “The Improvisatore”, 1835 yılında büyük başarı kazanmış. Ardından da ölümsüz “Fairy Tales (Peri Masalları)” yayımlanmış. Ama bu masalların değeri ne yazık ki tam anlaşılamamış ve zamanında fazla satılmamış. O aralar Andersen “Only a Fiddler” isimli ikinci romanını bitirmiş ve bu da ilki gibi çok ilgi görmüş.

...........

Okullarımız açılırken,ilköğretim oklullarımızın kütüphanelerinde masal köşelerinin daha da zenginleştirileceğini umuyorum.

Okumanın gücü adına rica ediyorum..Okuyan çocuğun, CD izleyen ya da bilgisayar karşısında gerilen çocuktan daha mutlu olacağını bilmeyen eğitimci kalmadı sanırım.

Tatil bitti...Yeni bir eğlence başlıyor...Eğitim -öğretim şenliği...

Hepimize hayırlı olsun...

.....

Kaynak: İnternet.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu orneklemelerimi ve sebeplerini iyi anladiginizi gordukce icimi bir sicaklik kapliyor. Oysaki bizim millet te nedendir bilinmez bir amerikan hayranligi var. Dogal olarak modern ve olanaklari genis bir ulke. Ama o olanaklarin nereden geldigini dusununce.....! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 07.09.2011 1:36
Cevap :
Sömürgecilerin gerçek yüzünü gören ve bunların ipliğini pazara çıkaranlar tüm dünyada ''Tu kaka '' ilan ediliyor.Perçem düşmüş,kel görünmüştür.Lakin,takma saçla işi götürenler çoğunlukta...İnsanlık kendi ürettikleri ve besledikleri canavarları tarafından yok edilecektir...Yeni dünya nasıl olur bilemem...:) Teşekkürler...Selam ve sevgilerimle...  07.09.2011 12:32
 

olmuş Hocam. Andersen görseydi o da benim kadar sevinirdi. Esen kalınız.Teşekkürler.

papatya altı yüz elli 
 06.09.2011 13:56
Cevap :
Andersen yukardan izliyerek gülümsüyordu :)) Ben teşekkür ederim...Saygılar...  06.09.2011 16:59
 

Elimden gelse bir 40 dakikalık dersi mutlaka feda ederim ama yetki bende olmadığı için böyle bir şansım yok ne yazık ki. Türkçe öğretmeni olsaydım belki ama biliyorsunuz ki İngilizce, ve özel okul olduğu için yetiştirmem gereken ağır bir müfredat var (ders kitabının yanında pek çok ek kitabı bitirmek zorundayım). Ancak haftada 2 ders İngilizce kitap okuma derslerinde bunu bir nevi başarıyorum, ancak her öğrencide aynı kitap var, yani bu 15 dakikalık kitap okuma saatinde olduğu gibi olmuyor tabi.

OynamıYorum 
 06.09.2011 8:26
Cevap :
Sevgili Öğretmenim,Okumanın kutsiyeti adına sizi tekrar tebrik ederim. Benim ortaokul günlerimde,İngilizce öğretmenim ,öğretmen yokluğundan,aynı zamanda Türkçe ve resim derslerimize de giriyordu...Gullıver'in Seyahatleri, Ay'a Seyahat gibi minik romanları İngilizce okuduktan sonra Türkçeleştirirdik ve o minik pasajların hayali tasarım resimlerini çizdirirdi bize...Sonra Ankara'da Büyük Sinemada okuduklarınmızın filmlerini izlemeye giderdik.Örneğin :Kaptan Grant'ın Çocukları...80 Günde Devr-i Âlem vb. muhteşem filmlerin halen etkisi vardır bende.Bugün,resim,tiyatro,yazarlık,oyun yazarlığı ve yönetmenliği yapabiliyorsam işte o Minik Dev İnsan Sabahat Öğretmenimin örnek ve önder oluşundandır.Sizn de bu gayretinizi alkışlıyorum...Başarılarınızın devamı dileklerimle sevgilerimi,selamlarımı,saygılarımı iletiyorum...  06.09.2011 15:35
 

1. Tatilin bitmesine çok sevindim. 2. Okulumun en sevdiğim özelliklerinden biri: Her sabahın ilk 15 dakikası okulda hayat duruyor; öğrenciler, öğretmenler ve müdürler dahil okulda kim varsa kitap okuyor. Ve bu 15 dakika o kadar çabuk bitiyor ki sanki! Süre bitip de derse başlamak istediğimde "Öğretmenim lütfen şu sayfayı da bitireyim" gibi ricalar geliyor öğrencilerden. Ve bu beni o kadar mutlu ediyor ki anlatamam! Ama kimi öğrenciler de okuyormuş gibi yapıyor; ne kadar acı! 3. Böyle bilgileri bizlerle paylaştığınız için teşekkürler...

OynamıYorum 
 05.09.2011 23:01
Cevap :
Sevgili Öğretmenim,okulların açılışını dört gözle bekleyen eğitimcilerimizin sayısı gün geçtikçe azalıyor.Sizi candan kutlarım...OKuma sansı uygulamanız da çok yerinde...Ancak kitabın büyülü dünyasına dalan çocukları, onbeş dakikalık dar zaman yerine ,bir ders saati şansı tanısanız,çok yararlı olur. TED Kolejinde yönetici-öğretmen olarak çalıştığım günlerde aynı duyguları yaşamıştım.Bir ders saati uygulamanızı öneririm...Öğrenci, teneffüs ziline alışkın olduğundan fazla tepki vermez...Bu güzel etkinliği başaran sizlere ve okul personeline müteşekkiriz.''okuyormuş gibi '' yapan çocukları teşvik için birebir görüşüp seviyelerine uygun kitap vermenizi öneririm.Bu çocukların aileleri de kitap okumayanlardan olabilirler.Yeni öğretim yılınızda sağlık ve başarı dileklerimle selamlarımı sunarım...  05.09.2011 23:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1616
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster