Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2014
 

Anılarda Fethiye

Anılarda Fethiye
 

Ali İhsan Kıvrak-1934/2011


FETHİYE’DE KIZILADA AÇIKLARINDA DÜŞEN FRANSIZ YOLCU UÇAĞI

Yazan: Ali İhsan Kıvrak

Büyük-küçük pek çok Fethiye’linin yakından tanıdığı Ali İhsan Kıvrak son yıllarını İzmir’de geçirmiştir. Oradaki Fethiyelilerle de kaynaşmış, geniş bir çevre edinmiş değerli bir insandı. Üyesi bulunduğu İzmir-Fethiyeliler Kültür ve Tanıtma Derneği’nin faal üyelerindendi. Bu derneğin yayın organında yazdığı “Fethiye’de  Kızılada açıklarında düşen Fransız yolcu uçağı”ile ilgili yazısını bugün bloğuma alıyorum. Ali İhsan Kıvrak’a tanrı’dan rahmet diliyorum. Onun güzel bir fotoğrafını temin etmek için çalıştım. Futbol oynadığı zamanlarda çekilmiş bir takım fotoğrafı  bulabildim. Yukarıya aldığım fotoğrafın aslını dernek yöneticilerimizden temin etmeye çalışacağım.

“Ali İhsan Kıvrak 1934 yılında Fethiye’de doğdu. İlk ve Ortaokulu Fethiye’de bitirdi.1955 yılına kadar babası Tüccar Mehmet Kıvrak’ın yanında manifaturacılık yaptı. Fethiye Gençlik Spor Kulübünde futbol oynadı.İstanb8l’dan tanıyanlar onu Fenerbahçe Genç takımına götürmek istediler, ailesi istemeyince gitmedi.1957 yılında İzmir’de Toprak mahsulleri Ofisinde memurluğa başladı.1962 yılında personel şefi olarak  emekli oldu.

Okçuluk Federasyonu, İzmir Bölge Ajanlığı ve İzmir Fethiyeliler Derneği Başkan yardımcısı olarak uzun yıllar çalıştı. 2011 yılında aramızdan ayrıldı. Fethiye’yi çok seven Fethiye’lilerdendi.

1950 yılında Fethiye’de düşen bir Fransız uçağıyla ilgili   geniş bilgi toplayarak bunu derneğin yayın organında yayınlamakla karanlık kalmış bir olaya ışık tutmuş değerli ağabeyimiz Ali İhsan Kıvrak’ı saygı ile anıyorum. Ona bu güzel yazı için bir teşekkür borcumuz var. Allah rahmet eylesin:

Ünal Şöhret Dirlik

1950 yılında Fethiye kavurucu yaz günlerinden birini yaşıyordu. Sabah şafak sökerken, Kızılada semalarında alçaktan uçan Fransız Hava Yollarına ait, dört motorlu bir yolcu uçağı havada bir motorunun kopması nedeni ile denize pist’e iner gibi inmişti. O tarihlerde daha jet motorlu uçaklar yoktu. Sabah deniz dalgasız ve sakin olduğu için, uçak tur atarak piste iner gibi yavaş yavaş denize inmiş, herkes açılan kapılardan ve kanatlardan kendini denize atmıştı.

Kazazedelerden öğrendiğimiz kadarı ile havada

Fethiye’de o yıllarda Eski Meğri Adası ile Kızılada’daki deniz fenerlerini Kargı’da oturan Ahmet  (Pehlivan) Ağabey akşamları yakıp, sabahları söndürürdü. Kızılada Feneri’ni söndürmek için küçücük motorlu teknesi ile giderken uçağın düştüğünü görmüş. Uçak bir süre deniz üstünde batmadan kalmış. Hemen olay yerine, uçağın yanına doğru gitmiş. İlk olarak Arap uyruklu bir beyle, altı aylık bebeği ile yüzen İngiliz kadını motoruna almış. Suriyeli bir ana ve kızını da motoruna aldıktan sonra küçük motorlu teknesi ile Fethiye’ye yetkili makamlara haber vermek üzere ayrılırken denizin üstü anacık-babacık günü gibiymiş. Yaşlı bir kazazede erkek, motoru tutmuş Fransızca “eşimi ve kızımı aldın, beni de al” demiş. Ahmet Abi anlamamakla birlikte hem el işareti, hem de Türkçe olarak “siz kalın” demiş.Meğer o kazazede uçaklarının düştüğü yeri Yunan sahili sanıyormuş. Türkiye’de olduğunu anlayınca Türkçe olarak “oğlumu ve karımı aldın, beni de al” deyince dayanamamış ve tekneye almış. Tekne ile Fethiye’ye doğru giderken, teknesine aldığı son kişinin Suriye’li olduğunu ve babasının Osmanlı döneminde  Mal Müdürlüğü yaptığını söylemiş. Motoruyla Fethiye’ye gelip içindekileri eski Askerlik Şubesi önünde Kordon’a indirmiş.

Limanda bağlı olan askeri hücumbot hemen kazazedeleri kurtarmak için olay yerine hareket etmiş. Sabah şafağı kuşluğa dönerken, Fethiye Körfezi kabarmaya başlar. Kazazedeleri denizden toplaması hayli zor olmuş. Bu olayı duyan Fethiye halkı sahilde toplanıp Askeri Hücumbotu saatlece bekledi. Hücumbot sahile yaklaştığında içi ağlayan inanlarla dolu idi. Askerlik Şubesi’ne yerleşen kazazedeleri, sonradan Mehmet Onbaşı’nın Cumhuriyet Oteline yerleştirdiler. 67 yolcudanyalnız yaşlı bir Suriye’li hanım boğulmuştu. Yolcuların ekserisi Suriye, İran, Mısır, Hint ve Alman yurttaşı idi. Ayrıca  uzun boylu, simsiyah a kişi de Nijerya’lı idi.

O dönemin çok sevdiğim ve saygı duyduğum Kaymakamı Muslihittin Yılmaz Mete ve Belediye Başkanı Ali Rıza Bey idi.Amcam, babam gibi onları çok yakınım olarak görürdüm. Fethiye halkı da onları çok severlerdi. Hemen kampanya başlattılar. Tüm kazazedeler Fethiye halkı tarafından giydirildi. O tarihlerde Karagedik’teki krom madenini işletenler Fransızlar’dı. Fransız Şirketinin direktörü kazazede erkeklere mağazalardan kumaş aldılar. Terzilere diktirdiler. Güzel güzel giydirildiler.

Kazazedeleri almak için ertesi gün Rodos’tanYunan hücumbotu Fransız Havayolları yetkililerini getirdi.O tarihlerde en yakın hava alanı İzmir’de vardı. Limana yanaşan Yunan harp gemisi Fransız yetkilileri karaya çıkardı. Yunan gemisi Türk bayrağı asmamıştı. Bir yetkili liman başkanlığından Türk bayrağı getirdi, Yunan subayına verdi. Subay da bayrağı iki üç metredeki askerine attı. Asker bayrağımızı tutamayıp yere düşürünce limanda toplanan Fethiyeliler galeyana gelip gemidekilere bağırmaya ve taşlamaya başladılar. Gemi hemen açığa çekildi. Gemiye limandan çıkış izni verilmedi. Olay dış işlerine intikal etti. Liman askeri kordonalrına alındı. Kazazedeler dört gün Fethiye’de yiyip-içip acılarını ve olayın şokunu bir nebze olsun unuttular.

Bir gece aynı Yunan gemisi kazazedeleri alıp Rodos'a götürdü. Oradan da hava yollarıyla memleketlerine gönderilmişlerdi.

Yazan: Ali İhsan Kıvrak

(İzmir Fethiyeliler Derneği Üyesi)

 

Not:” Ali İhsan Kıvrak’ın bu geçmişe ışık tutan yazısını kesip dosyalarım arasına koymuşum. “Yaz aylarında Fethiye’ye geldiğinde bir fotoğrafını alayım” derken ; onu kaybettiğimiz haberini aldım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam yorum
: 2685
Toplam mesaj
: 200
Kayıt tarihi
: 22.05.08
 
 

Önce kendimi tanıtayım: Ben Ünal Şöhret Dirlik, Aksu Köy Enstitüsü'nde üç yıl okudum. Dördüncü sı..