Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
98
 

Anıtkabir güneş/Işıklı saray karanlık!

Anıtkabir güneş/Işıklı saray karanlık!
 

Türkiye güneşli bir güne, mevsim normallerinde bir bahara, Nisan sonunda merhaba diyebildi.

Yağmur yok kar yok!  

Cadde ve Sokaklarda insanlar cıvıl cıvıl, mesire alanları dolu! Kimi kısa kollu gömlekli, kimisi de mini etekli.

İçlerinde şalvarlı, kot pantolonlu, örtülü,  çarşaflı, türbanlı ne ararsan var. Tıpkı kır çiçeklerle ile bezenmiş dağlar gibi sokaklar.

Ne zaman kırlara çıksam, kır çiçekleri arasında toprağı koklasam; demokrasi gelir aklıma… İki metrekare alana göz gezdirsem her renkten çiçekleri, her türden otu iç içe, yan yana omuz omuza görürüm toprakta.

O zaman kalemim lal olur, dilim susar gözlerim konuşur kır Çiçekleriyle… Kesinlikle Allah’ın yönetim biçimi “Demokrasi” diye nara atmak geçer içimden.

Keşke, Millet için siyaset yapanlar da kırlara çıksa! Kır çiçekleri ile yüz yüze gelse ve renklerin birlikte güzelliğini keşfedebilse derim!

O zaman görecektir ki kâinat kendi içinde barındırdığı renklerle güzel. Ayrışma, itişme kakışma kavga yok aralarında.

Aynı toprağın içinde kök salıp aynı toprakta çiçek açmanın keyfini çıkartıyor kır Çiçekleri. Zamanı gelince dökülüyor yaprakları. Ne papatya, ne yavruağzı, ne menekşe ne de çiğdem arasında sen ben/iktidar kavgası yok!

Hiç biri sövmüyor bir birine!

Yerde yürüyen karınca,  uçan uğur böceği, kanat çırpan balarısı ve insanları sokan eşek arıları birlikte uçuyor kır çiçekleri üstünde…   

Ve renk renk kelebek, uçuşuyor papatyaların omuzlarında.

İnsanoğlu neden durmadan kavga eder?

Niçin kardeş kardeşi vurur, kan ve gözyaşı hiç bitmez?

Ne çamın ne gürgenin, ne elmanın, ne bademin, ne can eriğinin ne de kaysının SARAY hayali, iktidar tutkusu yok!

Karşılıksız veriyor dallarında emzirdiği meyvelerini gölgesine gelip dala elini uzatanlara.

Ne sadaka ne de fitre diyor verirken…

İnsan niçin aç gözlü, kibirli, hırslı?

Ankara’da 24 Nisan geçesi, Çanakkale Zaferi’nin 100 yıldönümü kutlandı. Anıtkabir ışıl ışıldı. Mustafa Kemal’in Gazi Unvanı aldığı Zafer Türk Milleti için çok şey ifade ediyordu.

Onun içindir ki Anıtkabir Ankara’nın yüz akı, iftihar kaynağı, göğsünün kabardığı bir mekân.  Tıpkı kır çiçeklerinin omuz omuza kök saldığı dağ eteği gibi.

Türk topraklarına sahip çıkan, milletin birliğine, vatan’ın bölünmez bütünlüğüne değer verenler; omuz omuzaydı Anıtkabirde.

Bir de anıtkabiri gölgelemek isteyen, kibrin, hırsın, ezilmişliğin temsilcileri vardı o muhteşem görüntüyü gölgelemek isteyen.

Bir fotoğraf çekmişler  “Ankara'nın yeni silueti” diye de basına vermişler. Milletin onur, gurur, iftihar kaynağı anıtkabirle, hırsın, kibrin, görmemişliğin temsilcisi kaçak ucube mekânın aynı karede görüldüğü resim.

Olacak şey mi?

Anıtkabir Güneş gibi aydınlatıyor Anadolu’yu, birleştirici gurur ve onurun temsilcisi/ kaçak saray ayrıştırıcı kin ve nefretin adı.

İkisi bir arada yan yana olur mu?

Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 383
Toplam yorum
: 154
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 415
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Gün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster