Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '19

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
74
 

Anıtkabir

Geçtiğimiz hafta sonu yine yerimde duramadım ve soluğu yollarda aldım…

Çok gezdiğimi söyleyenler varmış, e ne yapalım kös kös oturup zamanın akıp gitmesini mi seyredelim

“Hayat kısa, kuşlar uçuyor”

Gezmek, yeni yerler görmek lazım.

Bu hafta yine nereye gitti bu deli kız diyorsanız yazı hazır, buyurunuz efendim.

Bu yazımla sizi Başkent Ankara’ya, Anıtkabir’e getiriyorum...

Ankara demek, Türkiye Cumhuriyeti demek.

Ankara demek, Mustafa Kemal Atatürk demek.

Ankara demek, Anıttepe demek.

Anıtkabir’e uğramadan yapılmış bir ziyaret boşa geçirilmiş bir ziyarettir benim için.

Bildiğiniz gibi sahip olduğu manevi değer ve barındırdığı tarihi zenginlik nedeniyle Ulu Önder’in ebedi istirahatini gerçekleştirdiği Anıtkabir; mimari bakımdan da ülkemizin en görkemli projelerinden bir tanesidir

Anıtkabir sınırlarında bulunan tüm kulelerin, meydanların, müzelerin ve mozolelerin ayrı bir anlam ve önemi var.

1940’lı yıllara ait Türk mimarisinin en gelişmiş izlerini toplamda 750 bin metrekare alana yayılan Anıtkabir’de bulmak mümkün

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının ardından yapımına karar verilen anıt mezarın inşa edileceği yer olarak Anıttepe seçilmiş. Yer tespiti çalışmalarının tamamlanması ile birlikte düzenlenen uluslararası yarışmaya Türkiye dışında Almanya, İtalya Fransa gibi ülkelerden 47 proje katılsa da araziye uygunluğu ve milli duyguları daha iyi yansıttığı için Prof. Dr. Emin Onat ile Doç Dr. Ahmet Orhan Arda’nın ortak çalışması birinciliğe layık görülmüş. Ulu Önder Atatürk’ün şanına yaraşır bir şekilde inşa edilen anıt mezar 1 Eylül 1953 tarihinde tamamlanmış, 10 Kasım 1953 yılında da Atatürk’ün naaşı buraya taşınmıştır.

İnşaatı 9 yıl süren, 4 ana aşamada tamamlanan ve Türk halkı için büyük önemi bulunan bu yapı; 1953 yılından bu yana Anıttepe olarak da bilinen toprakları süslüyor. Projenin hayata geçirilmesi aşamasında Anıtkabir’in yeri için Çankaya, Ankara Kalesi, Gazi Orman Çiftliği ya da Altındağ gibi alternatifler seçici kurul tarafından değerlendirilse de, o dönem Rasattepe olarak anılan yere karar verilmesinde özel bir neden de var. Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önceki bir Ankara gezisi sırasında burası için “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri…” değerlendirmesinde bulunduğu biliniyor. 

Anıtkabir’deki gezilecek yerler Anıt Bloku içerisinde yer alıyor. Bu kısım kendi içerisinde Aslanlı Yol, Tören Meydanı ve Mozole olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Anıtkabir e giriş ücretsiz. Haftanın her günü: saat: 09.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyarete açık. Fakat özel günlerde süre değişiyor. Güvenlik taramasından geçtikten sonra içeri alınıyorsunuz.

Anıtkabire, 2 kapıdan girmek mümkün. Birinci kapı: Tandoğan Meydanından, diğer kapı ise, Anıttepe bölgesinde, Gençlik Caddesi üzerindedir. Tabiki ön kapıdan, yani Tandoğan Meydanı bölgesindeki kapıdan girilmesi öneriliyor, çünkü: gezinin başlangıç noktası: Aslanlı yol dur.

Ön kapıdan yürüyerek girdiğinizde: giriş kapısından, Aslanlı yol başlangıcına kadar, 600 metrelik bir yolu yürümek gerekiyor. Aracınız ile gelirseniz: kapıda, araç ruhsatı ve kişisel kimlik belgesi bırakıldıktan sonra, hemen yan bölümde bulunan otopark bölümüne aracınızı park edebiliyorsunuz, böylelikle 600 metrelik bölümü yürümek zorunda kalmıyorsunuz.

Aslanlı yol, ziyaretçileri Atatürk’ün huzuruna hazırlamak için yapılmıştır. Yola 26 basamaklı merdiven ile çıkılır. Yolun uzunluğu 262m. genişliği 12 metredir. Yolun iki yanı güller ve ardıçlarla süslüdür. Yol, traverten ile döşelidir. Bu travertenler aralıklı döşenmiştir ki buradan yürümeye çalışanlar düşmemek için yola bakmak amacı ile başları önde mağrur bir şekilde Atalarının karşısına çıksınlar diye. Yolun iki yanında ikişerli gruplar halinde 12’ si sağ yanda, 12’ si sol yanda olmak üzere 24 aslan heykeli vardır. Aslan seçilmiş çünkü Anadolu’nun ilk uygarlıklarından olan Hititler ve Türk Mitolojisinde kudreti simgelemektedir.24 olmasının nedeni de Türklerde, 24 Oğuz boyunun olmasıdır. Büyük gücün yani Türk ulusunun, barışseverliği simgelediklerinden yatar pozisyondadırlar. Çift olmalarının nedeni de birlik ve bütünlüğü temsil etmiş olmalarıdır. Aslanlı yolun her iki yanı: uzun boyutlu: yaprak dökmeyen çam türü ağaçlarla çevrilmiştir. Bunun nedeni: tören günlerinde, burada yürüyen devlet protokolünün uzaklardan herhangi bir tehlikeye karşı görülmemelerinin sağlanmasıdır.

Aslanlı Yol’ un sonunda, Anıtkabir yan binalarının ve kolonların çevrelediği bir alana çıkılır. 129 X 84 m. Boyutlarında olan, dört tarafından üçer basamak merdivenle inilen 15.000 kişi kapasiteli bu alan “Tören Meydanı” olarak adlandırılır. Bu alanın zemini küp şeklinde siyah, kırmızı, sarı ve beyaz renkte traverten taşlarla döşenerek 373 adet halı kompozisyonu oluşturulmuştur.

Anıtkabir yaklaşık 750.000 m² lik bir alanı kaplamakta olup, Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır. Biz de anıtblokdaki merdivenlerde pozumuzu verip, ilerliyoruz.

Tören Meydanı’ndan 42 basamaklı merdivenle çıkılan Mozole ise, iki katlı ve dikdörtgen planlı bir yapıdır. Bu bölüm anıtın yapılışında ağırlık merkezi olmuştur. Çünkü, Atatürk’ün kabri ve sembolik lahit bu bölümde bulunmaktadır. Bu nedenle, Anıtkabir’i meydana getiren mimarlar, yardımcı binalar dizisi içinde Mozole’nin diğer kısımlarından çok daha görkemli olmasına önem vermişler. Merdivenlerin ortasında “Hitabet Kürsüsü” yer almaktadır. Mermer kürsünün tören meydanı cephesi dairesel geometrik motiflerle süslü olup, ortasında Atatürk’ün “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü yazılıdır. 

Mozole 72x52x17 metre boyutlarında uzunca dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş olup, ön ve arka sekiz, yan cepheler ise 14.40 m yüksekliğinde on dört kolonla çevrelenmiştir. Mozole cephesinde, solda Atatürk’ün Türk gençliğine hitabesi, sağda ise Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. yıldönümünde söylediği Onuncu Yıl Nutku yer almaktadır. Harfler taş kabartma üzerine altın yaldızla yazılmıştır.

Mozolenin zemin katında Atatürk’ün naaşı bulunmaktadır. 40 tonluk yekpare mermerden yapılan sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altındaki mezar  odası Osmanlı ve Selçuklu türbe mimarı tarzında ve sekizgen planla inşa edilmiş. Kapı pirinçten, zemin ve duvarlarda 3 renk hakim; siyah ,beyaz ve kırmızı.

Mermer sandukanın çevresinde 81 ilden, Selanik’teki Atatürk evinden, Kore’deki Türk Şehitliği’nden, Kıbrıs ve Süleyman Şah’ın Mezarı’ndan gelen toprakların konulduğu pirinç vazolar bulunmakta. Burayı görme şansımız maalesef yok …

Bu alanı gezdikten sonra meydandaki gezintinize ise kahraman askerlerimize ve Türk kadınına adanmış Mehmetçik Kulesi’nden başlayabilirsiniz. Ardından Atatürk, milli mücadele ve inkılâplar konulu çeşitli dillerde kitapların yer aldığı Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi’ni gezebilirsiniz. Kütüphanenin yanındaki Zafer Kulesi’nde, Atatürk’ün naaşını Dolmabahçe Sarayı'ndan Sarayburnu’na kadar götüren top arabası sergileniyor. Zafer ile Barış kuleleri arasında İsmet İnönü’nün 1973’te defnedildiği mezar alanı bulunuyor.

Atatürk’ün hayattayken kullandığı eşyaları, giysileri, kendisine verilen hediyeleri görmek isterseniz, Anıtkabir Atatürk Müzesi ve İnkılâp Kulesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Gazi Mustafa Kemal’in özel kitaplığı ise Cumhuriyet Kulesi’nden giriş yapabileceğiniz Sanat Galerisi’nde sergileniyor. Anıtkabirde ayrıca Misak-ı Milli ve İnkılâp kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. Burada Atatürk’ün kullandığı eşyalar ve kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir.

Burada; ön bölümde, savaş esnasında kullanılan silah, mühimmat, cephanelerin orijinalleri görülüyor. Hatta bu sahnelerde görülen büyük top mermi parçalarının Çanakkale bölgesinden getirilen orijinal parçalar olduğu söyleniyor. Burada, aynı zamanda, orijinal giysiler giymiş manken askerler var. Duvarlarda ise, savaşların cereyan ettiği bölgelerin ayrıntılı resimleri var. Fonda ise, yine savaş sahnelerini anımsatan silah sesleri, askerlerin taarruz sesleri duyuluyor. Yani, bir anlamda: bu üç savaş, sesli ve görsel olarak canlandırılmış ve Kurtuluş Savaşımızın canlı tasvirinin içinde, tüyleriniz ürperiyor ve göz yaşlarınıza hakim olamıyorsunuz.

Benim için şu ana kadar yaptığım en etkileyici gezilerden birisidir Anıtkabir. 7’den 70’e herkesin; her detayı özenle düşünülmüş bu atmosferi soluması temennilerimle, bir sonraki rotada görüşmek ümidiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 179
Kayıt tarihi
: 15.11.17
 
 

Süleyman Demirel Üniversitesi Halkla İlişkiler - Anadolu Üniversitesi İşletme  Köşe Yazarı/Blogge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster