Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '06

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1051
 

Ankara'da bayram alışverişi

Ankara'da bayram alışverişi
 

Ankara bayram öncesi tenhalaşır. Özellikle Bahçelievler semti daha çok nasibini alır bu bakımdan. Öğrenci kenti olmasının ayrıcalığıdır bu. Tabii ki, ekonomik yönden iyi durumda olan ailelerin de tatil mekanlarına gitmesinin bu payda rolü olsa gerek!

Yine bugünlerde havası grileşen Ankara'nın yağmurlu ve ıslak sonbahar günlerinde iş bekleyenleri vardır az da olsa bu semtde de: işportacılar. Bunların yanında işportacı olmayan yerli ve ithal dilencilere de rastlanır! Bazıları; bazı günlerin müdavimleridir.

Pek dikkat etmesseniz; ekonominin de sayamadığı bu insanların bir kaybolup, bir var olmanın yokuşunda nerede yorulduklarını anlayamazsınız! Ekonomiyi de yorarlar! Hem de çok! İş bilmedikleri için yorulan kendileridir aslında. Mekansızdırlar. İşin bir başka kolayına kaçıştır bu aynı zamanda.

Sattığı malın fiyatını sorduğunuzda alacağınız cevap hazırdır; ya 2 ytl'dir mesela. 5 ytl'den yukarısı yoktur sattıkları malın ederi. Yani kısacası; 2'den aşma 5'ten şaşma ve zabıtayla dalaşma gibi bir formüle sıkışmışlardır. Zabıtaların bunlara dalaştığını göremezsiniz! Bunlara yerel yönetimler göz kırpar. Çaktırmadan kol kanat gererler. Oy hesabı ile koruma altındadırlar.

Kurulamayan ekonomik sistemin yarattığı bir düzenin yansımasıdır bu. Kalitesiz mal ve ürünü, markalı imiş gibi satmanın belki de hiçbir zaman hüneri olmayacaktır bu tezgahta. Bu küçük sofralarda ne yenildiğinin merak edilmeyeceği gibi!.

Gezelim, görelim ve yürüyelim esnasında, tezgahı dahi olmayan iki satıcının farklılığı dikkatimi çeker.. Birinin yaşı 76, diğerinin 80'dir.. Farklılıkları yaşlarına rağmen ayakta kalabilmenin ticarette olduğu iddiası; hiç ama hiç doğru değildir. Noter kağıtlarına yapıştırılan damga pulu bile gerçekliğini değişimin kulvarlarında terk etmiştir. Gerçi, diğer tezgahlarda da yaşın çoktaaaan 50'lileri aştığını şippadak fark etseniz bile... Eee! çalışmak ayıp mı? Hayır, hayır bunu demek istemiyorum; asla!! Bu insanların gururlarının incinmesine asla izin veremem şüphesiz!. Ama sömürü çarklarının bu kulvarda koşusuna devam ettiğini anlatmak istiyorum sadece.. Sömürünün adını da söyleyeyim; duygu, duygular!.

Bayramsız günlerine bu bayramda dikkatleri çekmekten öte; ekonomide kayıtdışılığı bir kenarda bırakma adına; aş, iş, bir lokma ekmek daha ve yaşama tutunma azmi diye bakabilmenin uzağında; bu tür faaliyetler sömürüdür diyorum. Kayıtdışılık zaten başlı başına sömürü değil midir?

Ekonomiyi yönetenlerin bu konuda nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda ahkam kesecek değilim bugün!

Ekonomik sistemi kurabilme adına; nice sömürüsüz bayram günlerine...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1210
Kayıt tarihi
: 08.09.06
 
 

Tarihi kent Niğde'de doğdum. Ankara Üniversitesi S.B.F Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldum. Ara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster