Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
500
 

Ankara'da sanat yapmak zor iki gözüm...

Ankara'da sanat yapmak zor iki gözüm...
 

Yer İstanbul... Ankara’nın o iklimi kadar donuk, kuru, kasvetli ruhunu bıraktı kendi haline birkaç günlüğüne. Öyle ya onsuz da gayet güzel idare eder.
''Bir hayat tut içinden!''. Bakışları kaybolmuşken soğuk birasının baloncuklarında, o daracık sevimli sokakta, karşısında gitarcı çocuk, ta içine bir yerlere dokunan notalarla; ''bir hayat tut içinden'' dedi kendine. ''Bir hayat tut ve bu şehirde olsun, bu şehri doldursun''.

Bir martı geçti tam o sırada başının üstünden. Bu daracık yokuşlu sokakta minicik bir noktaydı arnavut kaldırımı üstünde. Martı geçti daracık sokağın, daracık gökyüzünden; kaybolmadan tuttu hayatını içinden, bıraktı martının kanatlarının üstüne. Gülümsedi, içi rahat; tuttuğu hayat hiçbir zaman gerçek olmayacak, ama martının kanatlarında süzülecek İstanbul semalarında, onun bir parçası olacak. Martı İstanbul’a aşık, İstanbul martıya...

"Ah güzel İstanbul erit beni içinde; çevremde akıp giden binlerce insan gibi. Adımlarım kaybolsun sende'' diye bağırmak istedi, o sustu gitarcı çocuğun şarkıları konuştu...
Akıp gidiyor şimdi kalabalıkla. Ana caddeye açılan daracık sokaklardaki kahveler tıka basa dolu. Genç, yaşlı, mutlu, mutsuz binlerce insan soluyor aynı havayı, bütün yüzler birleşiyor, İstanbul’da kayboluyor. Onunsa kalbi göğüs kafesine dar geliyor. Hücrelerini dolduruyor ayaklarının altında uzanan İstanbul’la.
Duyguları keskinleştiriyor, yoğunlaştırıyor, yeniden yerleştiriyor insanın kalbine, birazını da gözlerine, bu şehir.

Her ayrıntısına oturtmuş İstanbul kendisinden bir gizem. Kendisini burada, keskin bir renk, koku, intiba alemi içinde hissediyor. Hüzün burda yaşandığında, kömürden kara hüzün; tutku birtek burada bal gibi koyu ve kırmızının göz alan soyundan şarap tadında; korku hudutsuz; sevinç namütenahi. Sanatçılar için bu şehirde, içlerinden köpürüp taşanı, İstanbul’un onlara anlattıklarını dizelere, tuvallere aktarmak bir ihtiyaç.

Şehrin ışıkları birbir yanarken; boğazda kayboluyor bakışları, aklında şu dizeler;
''Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende,
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde,
Seher yeli, eser, yırtar eteğini gülün,
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün...''
...
''Var mı sevginin ölçütü?'' diye soruyor kendine. O sevgisini ölçemiyor, karşılaştıramıyor. Kavram karmaşası yaşıyor. Bu şehir aşkına büyülü birşeyler katıyor sanki. ''Evet'' diyor, ''sana olan sevgim bu şehre benziyor''... Hiç dinlenmiyor, en büyük acıları, en büyük mutlulukları gizliyor içinde aynı anda; sersemletiyor insanı, unutturuyor herşeyi. İşte o yüzden hayalini verdi martıya, saklasın onu burda; yaşatsın İstanbul’da. Ona olan aşkı gibi sonsuz olsun İstanbul da.

Aşkıyla doldurdu bu şehri; önce bu yakasını, sonra karşı yakasını. Boğaz şahidi oldu. Bu şehir kadar gerçek, bu şehir kadar rüya. Kutsadı İstanbul aşkını, her insanının yüzüne yerleştirdi biraz ondan. Tanrı İstanbul’u korusun..
Ve bıraktı koyu mavi bir vakitte İstanbul’u, yol aldı fazla gerçek Ankara’ya doğru...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıyı yüksek sesle okudum; bir şarkı gibi, kendi ritmi var yazının... Çok hoşuma gitti... Elinize sağlık Ben de Ankara'da okuyorum, Bilkent'te... Ankara konusunda galiba aynı şeyleri düşünüyoruz... :-/

hakan s ergin 
 29.01.2007 15:13
 

Bir şehre duyumsanan sevgi, ancak bu kadar güzel yazıya dökülebilir. Zaman zaman Ankara' yı da savunmaya çalışanlardandım. Eşim İstanbul' lu ya! Ona gıcık olduğum zamanlarda mesela. Hani modern şehir, aydın şehir, başkent kabilinden. Fakat şimdi, " kardeşim bırak bu lafları, İstanbul varken Ankara' nın lafı mı olur? " şeklinde bir içsel tokat yedim yazınızı okuduktan sonra. Iıhh! Eşim bu konuda yüzde yüz haklı. Ben onun şehriyle uğraşmayı bırakıp, ayakkabılarına bakacağım bundan sonra. :) Sevgiler...

Lale Beşe 
 29.01.2007 9:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 439
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Ankarada yaşıyorum. 27 yaşındayım. Moleküler biyoloji ve Genetik bölümünde doktora yapıyorum, akadem..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster