Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

20 Şubat '11

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
561
 

Ankara'dan sonra...

Ankara'dan sonra...
 

Hani hep İstanbul ve İzmir’dir ya başköşesinde sevdaların, özlem ve güzelliklerin. Hakkını yerler ya Ankara’nın bilmeyenler, soğuk bulurlar ya, resmi ve ciddi, hele de gri hâkimiyetiyle. 

Uzaktan baktıkları içindir, şöyle bir uğradıkları için, görmedikleri, göremedikleri, yaşamadıkları içindir! 

Oysa yaşamışsanız Ankara’da Ankara’yı, ayrı bir sevda bürür yüreğinizi. Sonrasında her şehir dar gelir, yavan, yoksun, yaşanmaz gelir. Ankaralı olmasanız da aslında, sıla gibi gelir, özlemi her gün daha bir büyür ve çeker için için sizi kendisine. 

Yanılmıyorsam, bildiğim kadarıyla toplam sayısı 40 civarında olan müzesi ki bunun 7 tanesi Avrupa'daki müzelerden hiç de farklı değildir. Takriben 40 a yakın kütüphanesi, bunun da 2 tanesi çocuk kütüphanesi… 11 adet tiyatrosu, 26 adet sinemasının sunduklarını da özlersiniz başka illerde, hele de yoksun olanlarında... 

Şehirlerin de kişiliği var insanlar gibi şüphesiz, belki de kişiliğimize uygun şehirleredir sevgimiz, sevdamız özlemimiz. 

Tarihin ilk günlerinden günümüze, Anadolu topraklarında varlığını gelişerek sürdüren Ankara, Likyalılardan Hititlere, Romalılardan Bizanslılara, Selçuklulardan Osmanlılara ve nihayet Cumhuriyet Türkiye'sine kadar uzanan o uzun çizgide müthiş bir tarihi birikimin görselliğini sunar size. 

Evet, ciddidir Ankara, resmidir bir o kadar da içten ve samimi ama samimiyetle laubaliliği karıştırmaz hiçbir zaman, arasındaki ince çizginin nerede başlayıp nerede bittiğini iyi bilir. Saygılıdır, en azından saygın davranış ve duruşu bilir, saygı duymadıklarına bile saygılı davranması gerektiğini de... 

Derli toplu, düzenli ve kuralcıdır. Mesafeli bir içtenliği vardır tıpkı samimiyetinde de olduğu gibi ve hangisini nerede, nasıl, nereye kadar sergilemesi gerektiğini iyi bilir. Nereye giderken ne giyilmesi gerektiğini, nerede nasıl davranılması gerektiğini de bildiği gibi… 

Örneğin bir operaya, kot pantolonunuzla gitmezsiniz, ya da eprimiş bir gömlekle. Ya da sinemaya, hastaneye, resmi bir daireye, bankaya şortla gitmezsiniz. Nerede nasıl eğleneceğinizi, nerede nasıl müzik dinleyeceğinizi de iyi bilirsiniz… 

Tanımasanız da karşılaştıklarınızla selamlaşır ama yanlış anlaşılmazsınız o remi ve mesafeli duruşunuzun sağlayıcılığıyla. 

Buram buram kültür kokar sokakları, yok yoktur kitapçılarında… Kitap kafelerde kitaplar dergiler okursunuz çayınızı yudumlarken keyifle… 

Sadece kitapçılarla sınırlı değildir yok diye bir şeyin yok oluşu. Her gereksiniminiz el altında, derli topludur. 

Kızılay’a gelmeniz yeterli; resmi dairelerden, bankalardan tutun da, iğneden ipliğe, gıdadan sağlığa, aklınıza ne gelirse her ihtiyacınızı görüp sinema tiyatroya da gidiverirsiniz en yakınında bir yerde de öyle dönersiniz evinize. 

Tadilat yapacaksanız, aklınıza gelen gelmeyen çeşitlilikte malzemeyi, Ulus'a geçip bir sokakta bulursunuz. Mobilya mı alacaksınız, sitelere doğru düşün yola, koca bir mahalle, günlerce gezseniz bitiremezsiniz, mobilyanın envaı aynı yerde. 

Çat kapı, her aklınıza estiğinde gidemezsiniz en yakın dostunuza bile, ziyaretin de, iadesinin de kuralları vardır, iade gerekliliğinin de bilinciyle. 

Bunlardandır başka illeri kolay kolay kabullenemeyiş, benimseyip alışamayışınız bunlardandır, başka illerin yavan, yoksun gelişi ve o illerde kendinizi yalnız, yapayalnız hissedişiniz de bunlardandır! 

Dediğim gibi; derli toplu, düzenli ve kurallıdır Ankara… 

Sevmeler de, sevmemeler de bu yönleriyle… 

p.r.alkan 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğma büyüme bir Ankara'lı olarak, bu kadar güzel ve anlamlı anlatamazdım Ankara'yı... Belli ki Ankara'yı seviyorsunuz. Ankara'nın en güzel tarafı, istanbul'a dönüştür diyen şaire inat :) Teşekkürlerimle, yüreğinize sağlık...

A.Nilgün Aktaş 
 21.02.2011 10:24
Cevap :
Şairin aksine ben de,İstanbulun en güzel yanı Ankaraya dönüşü diyorum SN.Aktaş.Bu günün görünürlüğüyle hele... O yıllarda Şair haklıdır tabii... Bu gün olsa o da aksini söylerdi sanırım.Evet Ankaralı değilim ama çok seviyor,özlüyorum ankarayı.Selam ve saygımla efendim.  06.03.2011 16:50
 

Gerçek bir Ankaralı olarak duygulaıma tercüman oldunuz...Kurtuluş Parkı,Kuğulu Park ,Papazın Bağı,Seymenler,Botanik Parkları da ayrı bir anılar lezzeti bıraktı damağımda...Ankara gözlemesinin ve Ankara simitinin tadını hiç bir kentte bulamadım...Teşekkürler...Selam ve saygılarımla...

Mesut Selek 
 20.02.2011 16:46
Cevap :
Yorumunuzla bana güzel bir Ankara gezisi yaptırdınız ve özlemimi katladınız Sn.Selek.Hele de İzmirin simidini methetmiyorlar mı,tatasız tuzsuz.Ama ben simidini pek sevmezdim.İzmitin simidi çok daha başka lezzette...Çok teşekkür ederim efendim görüş bildiriminize.Selam ve saygımla...  06.03.2011 16:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster