Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1660
 

Ankara Ermenileri

Ankara tarih ve kültürüne meraklı bir Ankaralı olarak giriştiğim bir yöre tarihi taraması çabası olan İstanos-Zir-Yenikent konulu yazımın üzerinden bir yıl geçmiş. Şöyle bitirmişim yazıyı;  "Son söz: Tarihte olanları bugünün algıları üzerinden tayin etmek gibi bir hataya düşmemeye özenle birlikte, Ankara’nın tarihinde ekonomisiyle de belirgin yer tutan bir yerleşim yeri olan İstanos’un olduğu kadar tarihte ki Ankara’nın tüm sosyolojik yapısıyla ve kültürüyle tanınıp, bilinir kılınması Ankaralıların ve ilgili herkesin boynunun borcudur sanırım." http://blog.milliyet.com.tr/istanos-zir-den--yenikent-e--bir-ankara-yoresi-tarihcesi-icin-kaynak-taramasi/Blog/?BlogNo=358546. 

Ancak konu aklımda takılı durduğundan, o tarihten beri elime geçen kaynakları bir kenara atmaya devam etmekten kendimi alıkoyamadım. Aslına bakılırsa bu bulguların yer aldığı kaynakların hemen tamamı doğrudan İstanos ve bu yerleşim yerinin halkı olan Ermeniler ile ilgili olmaktan çok,  genel olarak Ankara ve şehrin kadim iştigal alanı olan sof üretimi ile ilgiliydi.Taa ki internette rasladığım ve British Library de bir kopyası bulunan İstanos-Ankara ve bu yöre Ermenileri ile ilgili bir kitaba ulaşana kadar.  Kütüphane çalışanlarının beni epey şaşırtan ve taktirimi kazanan ilgisi ile telif hakkını da ödeyerek bir kopyasını edinebildiğim bu kitapçık, öteden beriden derlediğim bilgi parçalarını biraz daha ete kemiğe büründürmeme yardımcı olmakla kalmadı, bu konuda bir söz söyleme yükünü de bir Ankaralı olarak omuzlarıma yükledi.  1915 tehcirinin sonuçlarının ve katliam mı soykırım mı yaşandığına dair tartışmaların çok daha öncesinde şu yakarışa kulak vermemek mümkün mü? "...Kökü kurutma (Ermenilerin) tamama erdi. Sanki Ermeniler Ankara'da hiç yaşamamıştı. Sanki Ermeniler bu topraklara emek vermemiş, Türkiye'nin ticaretinin ve kültürünün gelişimine katkı sağlamamıştı. Sanki Ermeniler hiç buralarda toprağa verilmemeşti. Birden herşey inkara dönüştü, varlıklarına dair her şey itinayla ve tamamen ortadan kaldırıldı."
Bu sözlerde gerçek payı bulunduğunu hatta gerçeğin kendisi olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bugün, ne tarihi İstanos ta (daha sonra Zir ve Yenikent) yaşamış olan Ermenilerden ne Ankara Kalesi'nin sırtına yaslanmış Hisarönü Semti'nin silüetinden, ne kiliselerinden, ne de kutsal sayılan Vank (Kırmızı) Manastırı'ndan bir iz kalmıştır. Artık tarihin birer parçası olmuş fotograflardan ve nüfus kayıtlarından başka. Bu sonucun bir nedeni olarak Ankara'nın başkent olma sürecinde hızlı dönüşümü ve yeni kimlik inşaasının simgesi olması gösterilebilir belki.  Ancak bu durumun sürdürülmesinin bugün artık bir asrı devirmiş olan ve ateşi küllenmemiş bir dramın üstesinden gelinmesine katkı sağlamadığı ortadadır.  Doğma büyüme ve erişebildiğim kayıtlara göre dördüncü kuşaktan bir Ankaralı olarak, ailemden Ankara adına duyup hafızama kaydettiğim bilgiler içerisinde Ermenilerle ilgili bir zamanlar var oldukları deyinmesi dışında kırıntının olmaması, yıllarca süren eğitim yaşantımda "yaşadığımız şehir" bilgileri içerisinde ne kültüründen ne tarihinden dem vurulmamış olması bir tarafa, bugün dahi eldeki yerli kaynaklarda bu konuda çok az bilginin bulunmasının açıklaması "ayıklama" ya da "yok sayma" kelimeleri ile nitelenebilir sanırım. Tıpkı tehcirin sonrasında 1916 yılına tarihlenen ve Refik Halit Karay'ın anlatımında yüz kadar piyanoya atfen; "Ankara Ermenileri'nin zenginliğine delil olarak orada muvakkat bir abide kurulmuştu" diyerek hafızalara kazıdığı meşhur yangında Hisarönü (Ermeni) Mahallesinin yanıp kül olması gibi. Tıpkı kendisinin Ankara, ana babasının İstanos doğumlu olduğunu belirten ve kitabını yazdığı 1971 yılında ABD'de yaşadığı anlaşılan Alice Odian Kasparian'ın yukarıdaki alıntıda söylediği gibi.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Hakan Bey,bir Ankara'lı olarak bu değerli bilgilerden uzak kaldığım için hayıflandım...Sizin bu yazınızla önemli bir bilgi dağarcığına kavuştum.Teşekkür eder,saygılarımı sunarım.

Mesut Selek 
 04.05.2013 1:11
Cevap :
Değerli Üstat, iliğiniz için içten teşekkür ederim. Aslına bakarsanız, konuya dair Ermeni kaynakları bazen kabullerimize sığmayacak kadar şaşırtıcı ve yaralayıcı, bir o kadar da temkinli olmayı gerektiriyor. Yine de bir Ankaralı olarak bu kayıtların insan boyutunu görmezden gelmek çok ağır bir yük. İyi dileklerim ve saygılarımla.  04.05.2013 12:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1026
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster