Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '11

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
2529
 

Ankara'yı bir de Behzat Ç'den öğrenelim!

Küfürleri yüzünden dizinin önemli bir bölümü sanırım "dıııtttt" lı sargı bezleri ile sarılmış vaziyette, ama bir kere bakmam yeterli oldu, dizi sanki sizi içine, Ankara'ya çekiyor! Tunus'tan takipteyim; Nerdesin "la"? Sıhhıyede'yim. Emine'ye soruyorum: Aaa! burası (ODTÜ) Beşeri'nin girişi değil mi? Gazi'de kantinde oturuyorar bir ara, bir başka fırsatta hastanedeler ama Yüksek İhtisas burası, koridorlarından belli... Sanırım tutunacak hiç bir dalı olmayan, çevresinde "mevcut kadroluyu" seven kimsenin olmadığı bizler için bir can simidi Behzat Ç. Bir de şu mendeburları yakalasalar, Harun'un tezgahından geçirseler diye için için bekliyorum, belki bir bölümü de onlara ayırırlar! Niye mi? Alın size bir replik (tam cümleler ile olmayabilir): 

Harun: Üst geçitte mi öldürmüşler adamı? 

Hayalet: Bu kadar ıssız olursa gündüz gözüyle adam kessen kimsenin ruhu duymaz. 

Akbaba: Üst geçidi kullanan zaten bir kişi var onu da öldürmüşler. 

Hayalet: Merdivenlere bak bu merdivenler adamı öldürür. (Cinayet mahaline şerit çeken polislere dönerek) Etrafa şerit çekmişsiniz kim çıkacak da bu kadar merdiveni görecek. 

Nitekim Harun'un biz Ankara'lı şehircilere verdiği desteğe minnettarım... 

Diziyi izleyen Ankara'lılar bilirler ile her bir bölümünde değişik mekanları ile Ankara'ya tanıklık etmekteyiz: Gençlik Park'ında evlilik teklifi, Konur Sokak'ta çay içme, Tunus Caddesi'nde yakın takip, Sıhhıye'de uzaktan takip...Şehri mahvetmek ya da işlemez hale sokmak, hepimizin anılarına kazınmış mekanları silip atamıyor. Ankara Kent Merkezi ile ilgili toplantıda okul yıllarındaki anılarını mekan ile özdeşleştiren, resmeden (değerli hocamız) Baykan Günay 'Ben de o günleri hatırlıyorum yahu' diye karılık vermişti, heyecanlı bir şekilde sorduğum sualime. Baktığımız her yerde gördüğümüz bir anı seli, akıp gidiveriyor ama mekan yeni de olsa bozulsa da bizi içine çağırıyor. En azından bu bile mekanımızı, şehrimizi, başkentimizi yeniden kazanmamız gerektiğini bize bir kez daha ama bitmeyen bir sabır ile fısıldamaktadır. 

Birilerinin mahfetmek için olağanüstü hiç bir çaba göstermesine gerek olmayan bu güzel ve şirin başkenti yeniden sevmeye başladık galiba Behzat Ç. ile. Yine Harun'la bitirelim (yine tam cümleler ile olmayabilir): 

Turist: Bu şehre geldiğime geleceğime pişman ettiniz beni ya! 

Harun: E gelmeseydin keşke. niye geldin Ankara'ya? gitseydin İstanbul'da çekseydin filmini. 

Turist: Daha da Ankara'ya asla gelmem ben! 

Harun: Gelme! Nolur gel. Sen ne filmi çekiyon oğlum? 

Turist: Taşrada hayatın monotonluğu. 

Harun: Sen Ankara'ya taşra mı diyorsun! Taşra mı diyorsun sen Ankara'ya? Oğlum burası başkent başkent! 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba hocam mail attım i.melih gökçek i dolmuşta ayakta eryamandan sıhhıyeye gönderin diye :D...

sonador 
 23.03.2011 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Yüksek şehir plancısıyım (ODTÜ-1997), aynı zamanda Mühendislik Doktorası (Kyoto Üniversitesi, İnşaat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster