Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '12

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
349
 

Ankara'yı rahat bırakın !

Ankara'yı rahat bırakın !
 

Ankara Anadolu’nun merkezidir.

Cumhuriyetin temellerinin atıldığı yerdir.

Her yerinde izler taşır Atatürk’ten.

Başkenttir.

Büyükşehirdir.

Büyük adamlar yaşar bu şehirde !

Daha birçok özelliğini sayabiliriz Ankara’nın tıpkı diğer 80 şehir gibi.

Hayatımın 5 yılını Ankara’ya verdim ben.

Bunun için pişman mıyım?

Asla.

Hatta hayatımın 10 yılını,  15 yılını, 30 yılını, ne kadar daha yaşayacaksam hepsini vermeye hazırım Ankara’ya.  Gel gör ki hayat izin vermiyor, Ankara ile ayrılıyor yollarımız.

Ankara ile ilk kez karşılaşmam 2001’de olmuştu. O yıl liseyi yeni bitirmiştim ve geleceğime yön vermem gerekiyordu. Yönümü benim adıma babam tayin etmek istiyordu. Askeri sınavlara girmeme karar vermişti. Verilen emre karşı gelmek olmazdı. Alınan karar neticesinde Uşaktan, Ankara’ya askeri okul sınavlarına girmek için gittim.

Bu ilk karşılaşmada hiç sevmemiştim Ankara’yı. Suratı asıktı, soğuktu, insanı umursamayan bir hali vardı. Yaşadığı şehirden pek uzaklaşmamış bir çocuk olarak yeni bir şehir korkutuyordu beni. Belki üniformalı bir işe girmek istemediğimden, baba zoruyla askeri sınava bu şehre geldiğim için soğuk gelmişti bana Ankara.

Ankara’yla ikinci karşılaşmamız 2002’de gerçekleşti. 2001’de Ankara’da girdiğim askeri sınavları kazanamamıştım. Askeri sınavlardaki başarısızlığıma yine aynı yıl girdiğim ÖSYS (şimdiki adıyla ÖSS) sınavı da dâhil olmuştu. Sınavdan yüksek puan alamadığım için yaptığım üniversite tercihlerimden hiçbirine yerleşememiştim. 2002’de ÖSYS’ye tekrar girdim ve o yıl yüksek puan alarak yaptığım üniversite tercihlerinden birine yerleştim.

Yerleştiğim üniversite Kırıkkale üniversitesi, kazandığım bölüm Tarih Bölümü idi. İşte 2002’de üniversiteyi kazanıp Kırıkkale’ye gidişim beni Ankara’ya yakınlaştıran olay oldu. Kırıkkale, Ankara’ya bir saat uzaklıkta olmasına rağmen çoğu şeyden mahrum bir bölge idi. Bu nedenle kitap, gezi, sinema vs. gibi ihtiyaçlarımız için hafta sonları Ankara’ya gidip geliyorduk. İşte bu gelip gitmeler ilk karşılaşmamızda sevmediğim Ankara’yı bana sevdirmeye başlamıştı. Ayrıca üniversitedeki sınıf arkadaşlarımın birçoğunun Ankara’da yaşıyor olması da Ankara’yı sevmemde diğer bir etken oldu.

2002 ila 2006 yılları arasındaki zamanımın önemli bir kısmında Ankara – Kırıkkale geçmişti. Gerek ihtiyaçlardan dolayı gerekse gezme amacıyla Ankara vazgeçilmezim olmuştu. Bu zaman zarfında Ankara’da yaşayan çoğu kişi ya da ben gibi Ankara’ya gitmek durumunda kalan bazı arkadaşlarım Ankara’nın çok sıkıcı bir şehir olduğundan, hiçbir şeyinin olmadığından, denizi olsaydı çok iyi olacağından dem vurup duruyorlardı. Ve her zaman dile getirilen, “Ankara’nın gidişi güzeldir.” cümlesini kuruyorlardı. Fakat ben Ankara hakkında yapılan tüm olumsuz eleştirilere karşın günden güne nedeni bilinmeyen bir şekilde Ankara’ya bağlanıyordum, bağlanmıştım. Dört odalı kalbimin bir odasını Ankara’ya ayırmıştım artık.

Üniversiteyi kazasız bir şekilde 4 yılda bitirdikten sonra mecburen memlekete döndüm. Memleketim 4 yılda bana o kadar yabancılaşmıştı ki - ya da ben memleketime yabancılaşmıştım - artık bu şehirde duramazdım. İlk önce Uşak’ta iş bulma girişiminde bulundum ve başarısız oldum, üzüldüm mü, hayır. Çünkü bu başarısızlık bana Ankara yolunu açabilecek bir gelişmeydi ve nitekim Ankara’da bulunan Başkent Üniversitesi’nde Tezsiz yüksek lisans yapmak için yolum tekrardan Ankara’ya düşecekti.

2006 sonunda Ankara’ya geldim ve 2011’e kadar Ankara’da kalmayı başarabildim. 2007’de tezsiz yüksek lisansımı bitirim. Aynı yılın sonunda özel bir şirkette işe girdim ve annemlerim “Geri dönmeyecek misin?” çağrılarını, “Anne iş buldum, bir daha nerden bulayım böyle işi diyerek” geri çevirdim. Çalıştığım şirketten ayrılınca annemler yine çağrılara devam ettiler, ben ise devlet okullarında geçici (ücretli) öğretmenlik yaparak işim var bahanesiyle Ankara’da kalmaya devam ettim yıl 2011 olana kadar. 2011’de girdiğim sınavlar neticesinde devlet memurluğunu kazandım ve 7 ay meslek eğitimi aldıktan sonra yine aynı yıl tayinim İzmir’e yapıldı. Daha doğrusu Ankara’yı seçme imkânım olmadığından “denizi olan bir yere gitmek istedim” ve İzmir’i seçtim.

Şimdi İzmir’de yaşıyorum.

Denizi olan bir şehir.

Lakin mutluyum, tartışılır.

Günlük hayatta Ankara hakkında etrafımdaki insanlarla konuştuğumda ya da Ankara'dan bir şekilde söz açıldığında onu kötülemekten başka bir şey yapmıyorlar. Eksik görüyorlar Ankara’yı. Genellikle Ankara’nın;

“Memur şehri olduğunu”

“Her yerinde asker olduğunu”

“Siyasetin Ankara’yı soğuk kıldığını”

“Denizi bile olmadığını” (en çok üzerinde durdukları konu)

“Gezilecek yerlerinin olmadığını”

söyleyip duruyorlar.

Ankara hakkında bu şekilde düşünenlere buradan sesleniyorum; “Lütfen Ankara’yı rahat bırakın.” Ankara’da memurlar olmasaydı, askerler olmasaydı, siyaset olmasaydı Ankara Ankara olmazdı. Hele hele Ankara’da deniz olsaydı, Ankara hiç mi hiç Ankara olmazdı. Ankara olduğu gibi güzel. Bozkırıyla, kışın donduran soğuğu, yazın yakan sıcağıyla, eylemleriyle, mitingleriyle, Karanfil Sokağı’yla, Güven Parkı’yla, Bakanlıklar’ıyla, Tarihi mekânlarıyla, Atakule’siyle. Her ne kadar onaylamasam da İ. Melih Gökçek’iyle bile güzel Ankara. !

Lütfen Ankara’yı rahat bırakın ve onu kötülemeyin.

Sizin başka şehirleri sevdiğiniz gibi Ankara’yı sevenlerde var. Onları düşünün ve kimsenin şehrini (aşkını) hor görmeyin.

Yılmaz Erdoğan’ın “Ankara” isimli şiirinden birkaç mısra ile bitiriyorum yazımı;

“…

Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak

…(c) Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de 5 yılımı geçirdiğim Ankara'yı pek severim. Kendine özgü güzellikleri olan bir şehrimiz. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 12.09.2012 17:52
Cevap :
Ankara çok güzel gerçekten, umarım bir gün herkes tarafından değeri anlaşılır !   12.09.2012 22:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 4674
Kayıt tarihi
: 24.08.12
 
 

Ansızın kalemime düşen kelimelerden ibaret hayatım.           ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster