Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
137
 

Ankara

Ankara
 

Turkiyeweb.com'dan alıntı


20 sene yaşadığım, dostlarıma ev sahipliği  yaptığım şehre; Ankara’ya misafir olarak on günlüğüne gittik kızımla. Okulların yarıyıl tatili olmasını fırsat bilerek beş aydır ayrı olduğumuz Ankara ile özlem giderdik.

Kendi adıma başkentle ilk ayrılığım değil aslında. Yirmi senelik beraberlikte iş hayatından kaynaklı bir yıl ayrıldığım olmuştu. O zaman daha çok özlüyordum aslında bu şehri. Çünkü ayrılırken sevdiğim adamı bırakmıştım Ankara’da. Tekrar O’na kavuşma ümidiyle geçti günlerim. Bir gün tekrar yerleştim Ankara’ya, sevdiğim adamın yanına, yuvamıza. O gün bugündür evi evim oldu, kaderi kaderim.

Ankara ile tanışıklığım çocukluğuma dayanır. Henüz ilkokul üçüncü sınıf öğrencisiyken Ankara’da yaşayan dayımların yanına yaz tatiline göndermişti ailem beni. Atatürk Orman Çiftliği’ni, Anıtkabir’i ilk kez o zaman gördüm. Bir kozmetik markasının çekilişinde, çocukluğumun efsanesi  BMX marka bisiklet kazanmıştım. Bisiklet teslimatının Ankara’dan yapılacağı söylenmişti. Rahmetli babamla bisikleti almak için Ankara’ya geldiğimizde Gençlik Parkı’nı tanıdım. Yıllar geçti, abim üniversitede okumak için Ankara’ya yerleşti. O yıllarda , yaşadığımız Eskişehir’de ortodontik diş tedavisi  uygulanmıyordu henüz. Lise öğrencisiyken diş tedavisi olmak için Ankara’ya düzenli gidip gelmeye başladım.

Üniversite sınav sonuçlarının açıklandığı gün benim de Ankara’da üniversite okuyacağımı öğrenince 17 yaşın toyluğu ile hem tedirgin olmuş hem çok sevinmiştim. Bavulumu toplayıp öğrenci yurduna yerleştiğimde gerçek hayatla tanışmak üzere olduğumu fark ettim. Sekiz kişilik odada, ortak hamam kullanımı:)  ile oldukça zorlu geçen fakat beni hayata hazırladığını düşündüm dört yıllık üniversite öğrenciliği yaşamımda eşimle tanıştım.   

Kadere inanır mısınız bilmiyorum. Biri Bursa’dan diğeri Eskişehir’den üniversitede okumak için kalkıp Ankara’ya gelen iki genç insan olarak, tamamen tesadüf eseri yerleştiğimiz öğrenci yurdunun bahçesinde karşılaştık. Önce arkadaş sonrasında sevgili olduk.  20 sene önceki aşklar şimdiki gibi parmak uçlarında mesajlarla yaşanmıyordu. Beraber olunan saatler haricinde görüşebilmek, haberleşmek oldukça zordu bizim kuşak  için. Yurt binasının girişinde bulunan kartlı telefonda dakikalarca beklenen sıra sonrasında  tüm konuşmamızı üç dakikaya ayarlayarak bitirmeye çalışır, eğer yarım kalırsa sırada bizden sonraki kişinin insafına bağlı olarak üç dakika  daha konuşabilirdik. Zor olan her zaman kıymetli olduğu için mi bizlerin aşkı daha kıymetli günümüz aşklarına göre?

Ankara’da kariyerimi ilerlettim, Ankara’da yaşıyorken babamı kaybettim, dört ayaklı kızımı Ankara’dan aldım, Ankara’da anne oldum. Yani hayatımın kilometre taşlarını hep Ankara’da yaşadım. Öğrenciyken beş parasız gezdiğimiz yollarda yıllar sonra son model arabamızla turlar olduk. Geçen zamanla beraber beğenmediğimiz gecekondular yıkıldı, yerlerini plazalar aldı. Bomboş arsalara koca koca siteler, pek akıllı evler  yapıldı. Kestirme diye kullandığımız asfaltsız yollar geniş bulvarlara döndü. Tüm bunlar olurken gençlikten orta yaşa döner olduk bizler de.

Geçen sene ortalarında ise hayatımızın çoğunu geçirdiğimiz Ankara’dan  şartlar gereği ayrıldık. Özlemiştik Ankara’yı. Geçen hafta  yaptığımız ziyarette tarihi Opera binasında Uyuyan Güzel balesini izledik, Kızılay  Akman Pastanesinde nefis kanyaklı pasta yedik, Yüksel caddesinde  protestocu gençleri gördük, kahvaltımızı gevrek Ankara simidi ile yaptık, Tunalı’da yürüdük, TBMM’de bir dostu ziyaret edip siyasi havayı kokladık:), Bahçelievler 7. Caddede soğuktan titredik, koskoca Bulvar’da taksi bulamayıp karda mahsur kaldık.

Ne mutlu ki çok dost biriktirmişim geçen zamanda. Her ne kadar on günün dört gününü hasta yatağında geçirmiş olsam da anne şefkati ve bakımıyla ayağa kalkıp, koşturdum Ankara sokaklarında ve AVM’lerinde. Aynı gün içerisinde bir sürü farklı insanla görüşüp çokça kahkaha savurdum boşluğa. İş güç kariyer hırsı, hepsi boş bir kez daha anladım. Ne kadar dost biriktirebilirse insan o kadar zengin şu hayatta.

 Çok daha zengin olmamız dileklerimle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 559
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Dünyayı güzellik kurtaracak... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster