Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '19

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
58
 

Anlamak Gerek 38

Köleci sistem böylece analitik olmayan bu yanılsamalarla, tevekkül etme fedakarlığıyla açıklandı. Taat, itaat, fedakarlığıyla taçlanan bir vaade dönüştü. Fedakarlıklar şöyleydi. Başınıza ne gelirse gelsindi. Baş kaldırmayın. "Sabırla dileyin; El sabredenlerle beraberdir"; "El sizi açlık, korku, maldan eksiltmeyle sınav eder. Sabır gösterenleri müjdele".

 

Avcı toplayıcı dönem hemcinslerimizin eksiltilecek malı yoktu. Ama temel referanslar içinde açlığı ve korkuları vardı. Hemcinsler, kendi açlıkları ve kendi korkuları karşısında terbiye olmayı bilmiyorlardı. Totem alan içinde eğitimli olacaklardı. Açlık ile korkularına sabretmeyi, sevap kazanmayı köleci sistem içinde öğrenecekti. Müjdelenecekti. Feda oluş hep soyut değildi.

 

Örneğin "El sizin canınızı malınızı cennet karşılığında satın almıştır" diyordu. Vaat ile El, candan verme, maldan verme fedakarlığını somut biçimde açık açık sizden istemektedir. Ve size de karşılığında cennet vaat etmektedir. Bu söylemini de " ne karlı alışveriş değil mi?" diyerek pekiştiriyordu.

 

Oysa ne hemcinsler hayata başlarken ne kolektif yapı ortaya konurken fedakârlık olmadığı gibi bir vaade karşı can mal feda etmek, hiç yoktu. Organize hayat başlarken can sahipliğiniz vardı da mal sahipliğiniz hiç yoktu.

 

Hemcinsler ilk kolektif yapılarını inşa ederlerken can mal feda ederek kurmamışlardı. Köleci sistemde efendileri üretmeden, emekler ürettiğine sahip olmadan, üretenden emek gücü fedakarlığı sistemin ilk başına koyabiliyordu. Çünkü Brahmana bir inek veren dünyaları kazanıyordu

 

Neden sonuç ilişkili girişme içinde, yeknesaklık (tekdüzelik-yekpare oluş) yoktu. Bir yerde sonuç olan burada nedendi. Ve bunlar kendilikten açma kapama kontrollerini oluşturuyorlardı.

 

Ama siz neden sonuç ilişkili bu çevrim durum içinde, herhangi bir durumu uygun olan bir parça durumu nerede ele alırsanız alın, orasının en başta varmış gibi algısal davranması olasıydı. O ana kadar gelen çevrim ilişkisi bu olanağı ele veriyordu. Kimi parça süreci mana üzerinde, günah sevap üzerinde ele alsanız bile, bu alakasız anlamaya rağmen yine de parça ilişkili kılınan bu uygulama süreci ile üretim hareketi mümkündü!

 

Çünkü köleci sistemin kullandığı envanterlerin adresleri apaçık süreçtiler. Kolektif yapıların kişisi groteski anlamalar üzerinde üreten ilişki inşa etmeleri, olanaksızdı. Bu nedenle kolektif yapı tüm süreci verili doğal referanslar üzerinde kolektif birim zamanlı, somut kolektif özne ile inşa etti.

 

Dolaysıyla kolektif sistemin ilk inşacıları, hiç bilmedikleri bir ittifakı, sistem içine de dahil edemeyecektiler. Öbek tutumlu, eş merkezli ana salınımlar veren çeken iten süreçleri, totemdik mana anlayışlarına dönüşmüşlerdi. Yani olmayanı olana indirgemediler. Gruplar kendi aralarında hiçbir mücbir sebep yokken gelin önce ittifak yapalım, sonra nasıl olsa üreten ilişkileri başlatırız dememişlerdir.

 

Önlerinde yaşam ağacını veren bir deneyimin brikmiş olan, yol haritasını öne süren envanterleri yoktu. Şimdiki üreten hal içinde bizim bilip te onların bilmedikleri ittifakı süreci, istedikleri gibi istedikleri yerde başlatamazlardı. Yamyam atalar yamyamlık yaptıkları süreçler boyunca bile bir ittifak ortaya koyamamışlardı.

 

 

İttifaklar üreten ilişkilerden sonrasındaydı. Ama atalar bir kez üreten ilişki nedenle ittifak yapmayı öğrendikleri süre içinde de ittifakı istedikleri yerde istedikleri gibi ele alıp, sonda olanı sanki başta olanmış gibi davranabildiler. Bu tür öğrenmeler içinde önce sözleşip (iman edip) sonra çalışıyordu.

 

Yani ittifaklar, uygarlık sentezi, melezlendi durumlar gibi sonradan ortaya konan, sonda olan süreçler, kolektif oluşu; üreten ilişkileri, kolektif birimli süre durumlar içindeki, artık zamanı başlatan süreçler, değildiler.

 

İttifak etme, uygarlığı başlatma, melez jenerasyonlar ortaya koyma, ilahi yapılar gibi sonradan olan sonuç durumların tümü üreten ilişkiler girişmeli eylemlerle ortaya konmuştu. Üreten ilişkiler sonrasıyla ortaya konan sonuç anlamlardan birisi de ilah kavramıydı. Yaşam ağacının aktarımları söylenirken, ilahlar yaşamın kaynağı gibi söylenebiliyordu. 

 

İlah söylemi sürecin başına alınıp üretim yaptıran güç gibi takdim edilebiliyordu. Üreten ilişkiler, kolektif birim süre içindeki kolektif artık zaman nedenle ortaya konmamıştı da ilahlar öğretmiş olmakla; ilahlar üreten ilişkilerin nedeni gibi söyleniyordu.

 

Bu yanılsamalar nerden ileri geliyordu? Kendi içinde üreten bir ilişki başlatan totem gruplar, kendilerine aktarılan yaşam ağacı içinde üreten ilişkilerini atalar mesleği oluşla belirtiyorlardı.

 

Üreten ilişki totem mesleğiydi. Ama totem karar alamazdı. Bu nedenle üreten, karar alan, iradi olan totem mesleği, totemi anlayıştan ayrılıyordu.  İşte üreten güçleri nedenle karar alan, irade sahibi olan bir totem grup belirmesi yeni ve farklı bir durumun doğumuydu.

 

Üreten irade sahipleri üreten ilişkileri nedenle saldırgan yamyamlara kurtulmalık kurban sunusu yapmanın kararını alacaktılar. Kurban bir neden değil, sonuçtu. Hem de üreten bir ilişki olanağı içinde olmanın muktedirliği ile kendi yamyamlarına sunuda bulunmakla; savaşmadan canlarını kurtarmanın takdiriydi. Karar alma, üreten grubun ilah olma özelliğiydi.

 

Yani yaşam ağacını aktaran totemi mana yerine şimdi yaşam ağacını kendileri de söyleyen bir yapı ile karşı karşıyaydılar. İşte bu yen yapı yaşam ağacı inşa edip, yaşam ağacını söyleyen irade ve kararlar; ilahi irade ve ilahi kararlar olması nedenle ilahlar üreten grup davranışıydılar.

 

Dahası üreten ilişki ve üreten ilişkiyle ortaya çıkan irade kullanma, karar alma yetisi, üreten iki grup arasında takas ittifakının da iradesiydi. Karar almaydı. Karar alan ittifakı gruplar kendi meslekleri ile birbirini tanımlıyorlardı. Çoban ilah Dumuzi. Demirci ilahlar, tahıl ilahi Aşnan, buğday ilahı, inek ilahı İnanna gibi yüzlerce ilah ve ilah grubu vardı

 

O günlerde Dumuzi gibi tarımcı olan yerin ilahları ve İnanna, Anu gibi çoban gruplar olan gök dedikleri yukarı yer topraklarında oturan göğün ilahları vardı.

 

İnanna yukarı yerlerden, yukarı topraklardan yani gökten yere inen çoban gruplar ilahesiydi. Dumuzi de yerden göğe çıkan tarımcı grup ya da tarımcı ilahtı. O günlerde sık sık türlü türlü çoban ve tarımcı gruplar arası ittifaklar olduğundan yer ve gök gezmesini anlatan ilah (grup) hikayeleri pek çoktur. İttifak için gökten yere gelen, yerden göğe çıkan grup ittifakını belirten anlatımların sayısı onlarcamdır.

 

"O günlerde, geçmiş geçmiş günlerde. Geçmiş zaman içinde. İnanna yeri ziyaret etti. Geçmiş zaman içinde İnanna gökten yere indi" diyen ilahiler Enuma Eliş'in bize aktarımları olmakla günümüze gelen yazılardı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 211
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 164
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster