Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '19

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
52
 

Anlamak Gerek 46

46

Binlerce yıl kolektif yapının iyi analık, iyi babalık, hayırlı evlat gibi anlayışı ve algısı yoktu. Yine dul, yetim, öksüz kalan kişileri, yoktu. Miras kavgası nedenle, ana babanın evladı; evladın ana babayı öldürmesi yoktu. Bana harçlık vermedi diye torunun ebeveyni öldürmesi yoktu. Ve bile bunlara dek psikolojik takıntılar ve ruh çökkünlükleri yoktu.

 

Oysa, köleci sistem yapının kucağına miras kavgasını bıraktı. Mülksüz kişileri toplumsal garantiden yoksun kaldı. Gelecek kaygısı nedenle çatışmalar bıraktı. İşsizlik bıraktı. Ezme ezilme bıraktı. Gemisini kurtaran kaptandır, diyordu ama sistemin kendi üzerine kendi etkisi nedenle, dul yetim öksüz, kimsesiz üzerinde olumsuzluklar sisteme yansıyordu.

 

Köleci sistem az, çok, dul yetim ve öksüzleri ile ilgilenmek zorundaydı. Köleci sistem ne kadar bana ne dese de az biraz kolektif olmak zorundaydı. Kısaca özelleştirilen mülk ve mülksüz lük yüzünden köleci sitem ile birlikte şimdi kucağımızda nur topu gibi en iyi anne baba olmayı bulmuştuk. Sadaka vererek ömür artırmanın erdemini bulmuştuk.

 

Teşvik yapıcı, ödülün verici, prim yapan söylemlerle; ayağı altında cennet olan ana figürlü öğretileri sistemin olmazsa olmazları yapmıştık. Kişileri ne tür bir kolektif birim zamanlı, kolektif artık zaman kazanımları olan üreten paydaşlı oluştan, kolektif güvenceden, inşaca geri beslenin referanslarında yoksun kılmışsak; şimdi onları, insanlık, ahlak, bahşiş, lütuf, hamiyetli oluş, hizmet eri, müşteri, teşvik, hayır sever iş adamı gibi onlarca telaffuzlarla öğreniyor kendimize iyilik meleği olma şiarını Roben Hud oluşu bayrak ediniyorduk!

 

Tüm bu aksamalar, kolektif inşa başlangıç koşulu içinde olan sorumluluk, yükümlülük, karşılıklı taahhüt yüklenmesi olan bağ enerjisini; kolektif yapı ile ve kolektif birimli mücbir nedenleri; sahipliği olan kişilerin vicdanına ve iradesine bırakmakla yaşananlardı. Siz isteseniz de istemeseniz de nasipleri dağıtan anlayışa göre yapılanan sistemin zorunlu yansıma kusurları olukla ortaya çıkmıştı.

 

Çünkü özelleştirmesi yapılan ortam içinde kolektif üretim gücü ve kolektif artık zamanı elinde alınan kişiler artık bir saniyelik süre içinde ne milyarlarca eylemli olabilirdi. Ne milyarlarca söylemi olabilirdi. Ne milyarlarca düşünce üreten durumla işi ortaya koyabilirdi.

 

Bunlardan bir habersizdi. Tarih bilincinden yoksun olmakla yitirdiklerini bulmaya uğraşmıyor kaderine küsüyordu. Ki işte bu tarihsel nedenle, sistemin kendi üzerine kendi etkisi nedenle yapı, zorunlu olarak özel değil, kolektif birim zamanlıydı.

 

Ortaya çıkan temel aksamlı kusurlardan biri de kolektif kapasiteye karşı kişisi kapasiteydi. Kolektif kapasite yeti olanak ve sorumlulukları kişisi kapasiteye yüklenmişti. Toplumsal kapasiteyi şarj eden süre durumlarla baş başa kılınan kişi; ne de bir saniye gibi bir kolektif birim zamanı yüzlerce binlerce kuant durum kılıp üreten ilişkinin parçalı durumu olarak ortaya koyabilirdi.

 

 Ne bir gün gibi birim zaman içinde ortaya konan milyarlarca sonuç ile kişinin şarj olacak kapasite yüklenmesi vardı. Ne de bu üretim koşullarının sahibiydi. Özel mülk sahipleri kolektif şarj üzerindeki, şarj deşarjlarla beslenmenin sahibiydi. Bu şarj-deşarj süreci kolektif kapasiteli olduğu için bitmez tükenmez bir şarj ve deşarjın sömürü kaynağıydı.

 

Oysa kolektif güçten yoksun kılınan kişiler: efendilerin lütfettikleri kadar iş bulmakla, efendilerin irade ettikleri kadar asgari ücretle; efendilerin takdiri olan yoksulluk, açlık sınırı ile bunlara bağlı kişinin kendi kolektif beslenin ile olan emek şarj ve deşarjlarıyla, sağlama yapıyordular.

 

Sahipliği olmayan kişilerin kolektif şarj ve kolektif deşarjlardan beslenme damarları büzülebildiği kadar büzülmüştü. Kişinin yarın çalışacak kadar olan emeği, kişinin emek gücü çalışmasından çıkarılıp kişiye asgari ücret olarak verildi. Emeği çıktıktan sonra kişiden geriye kalan emek gücü refahı olan üretilmiş enerji kolektif şarj üzerinde türlü oyunlarla ceza, vergi olarak tutulmakla; mülk sahiplerine teşvik pirimi, finans, kâr garantisi yatırım garantisi deşarjları olarak dönüyordu.

 

Halbuki üretim için yatan da yatırılan da finansman olan da finanse edilen de tümü kolektif güç ve kolektif zenginlik olmakla kuantum durumlu parçalı kolektif birim zaman ürünü şarj ve deşarjlardı. İşte bu nedenle kişi tekil değil kolektif üretiyordu. Kişi; kişisi donanımla değil, kolektif donanımla uzay bilgisini, ilacı, zamanı tüketiyordu. 

 

Kişi bir sistemin eklemi olukla üretiyor o sistemin deşarjları üzerinde kolektif paydaşlı kişi olukla özgün yaşanıla sıyordu. Üreten ilişki kadar kolektif. Tüketen paydaşlı oluş kadar bağımsız özgürdü. Kolektif güç üzerinde bağımsız ve özgürdü. Kolektif güç üzerinde düşüncesini ifade etmekte özgürdü.

 

Kişinin bilgisi becerisi, düşünmesi, aklı, üretmesi kolektif kapasiteli olmakla kolektif kapasiteyledir. Kişi kolektif sürecin ürünüydü. Kişi kolektif şarj ve kolektif deşarjları nedenlerle; kişi kolektif birimli, kolektif zamanın kendi üzerine kendi etkisi içinde, toplumsal kapasite ve toplumsal bir yükümdü.

 

Yani kişi kolektif birim zaman ve kolektif yükümlülükleydi. Kolektifi ilik te kişi ve kişiler parça zamanlı entegreyle kümülatifti. Kolektif oluş ta yani sağlatan, üreten ilişki de kişisi şarjlarla kolektifti. ve kolektif deşarjlarla kişi sel özgün ve özgürdü. Tüketim kolektif olandan deşarjlarla bağ kırılması, bağ enerjisi açığa çıkarmaydı.

 

Üretim kolektif olan, kolektör olan kolektif yeteneğe yapılacak parça şarjlarla bağ enerjisi, depo enerjisi oluşturmaktı. Kendisine olan kişinin sorumluluğu yoktur. Bencilliği vardır. Sorumluluk ortaya konan ortak bağ enerjisi nedenle oluşan kolektif bir bilinç durumdur. Kişiler kolektif olduğu zamanlar içinde sorumlulukla vardır. Kolektif durumla kolektif sorumluluğu yüklenmek te zorunludur. Kolektifi oluşlar, bizim isteğimiz dışında, bizden bağımsız; doğal ve temel referanslar girişmesi nedenle ortaya konan KOLEKTİFLİKTİ. 

 

Kolektiflik, temel referans içindeki bencilliği; kolektif lige kaydıran süre durumlarla özgecilikti. Köleci yapı bu gerçeği ortadan kaldıramaz. Ama şans kader kısmet, rızk öğretisi ile bunların üzerini örter sizi düşünemez kılar. Kolektif odaklı düşünme merkezine, inancı kor. Ortadan kaldıramadığı kolektif lige ve sömürü aracı kıldığı özelleştirmelere uygun olarak türlü türlü anlamlar yükler.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 137
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster