Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
252
 

Anlamakta zorlanmıyorum

Anlamakta zorlanmıyorum
 

Ben özgürüm.

Akıllıyım bilgiliyim.

Ne söylediğimi bilirim.

Gütmeyi de güdülmeyi de istemem.

Hele baskı ve dayatmamı dediniz nefret ederim.

Medeni cesaretim bana yeter.

Yani varım.

Sahiden bütün bu dediklerinize kendiniz de inanabiliyor, ayak uydurabiliyor musunuz?

Keşke öyle olsaydı.Çok isterdim.

Fakat sanmam.

Sanmam değil sanmıyorum.

Siz güdüyorsunuz, aynı zamanda güdülüyorsunuz da.

Konuştuklarınızdan bunu anlamamak elde değil.Yazdıklarını özgür düşüncelerinin bir ifadesi olarak görenler var.

Yoo. Öyle hemen peşin karar veremeyelim. Bir defa önyargıdan kurtulamıyorsunuz. Dediğim dedik cinsinden yani.

Hani belirleyici olarak belli ki kendinize bir görev vermişsiniz.

Eee ortada bir de misyon var, vizyonunuzun olduğunu da kendinize yapacağınız telkinlerle kabul ettirebilirsiniz.

Akıntıya kürek çeken kurtulmuşta, akıntıya kapılan kurtulamamış.

Akıntıya kapılıyorsunuz. Kapılıyoruz belki de.

Bir manşet neleri değiştirmeye kadir değil ki? Duyduğunuz haber mesela.

Birinin hakkında külahı ters denmesi yetiyor da artıyor bile. Külahı uçurup gidiyoruz.

Hani kendinize özgü yapınız vardı. Bak bir satır yazı iki cümlelik söze kurban gittiniz.

Ardından döktürün bakalım.

Bir kaşık suda boğuluyor fakat, okyanuslara meydan okuyorsunuz.

Aslında hepimizde var bu değişkenlik.

Biraz Donkişotluk. Biraz diyojenlik.

Sevdiğimizi söylesek de Mevlâna olamıyoruz örneğin. Yunus uzağımızda kalıyor nedense. Onların sözlerini, ötekilerin davranışını sahipleniyoruz.

Neden mi? Hani düşünceye saygılıydık. Hani insanı severdik hem de yaratandan ötürü. Hani davranışlar insanı bağlardı. Ne kadar da çabuk unutuyoruz. Yeter ki bam telimize basılmasın. Yeter ki bizim dışımıza çıkılsın. Yani düşünce serbest, kıyafet serbest yani özgürlük var. Fakaaat. Nedir o fakat; Bir şartla benim düşündüğüm ve benim belirlediğim gibi öyle mi. Bir başka izahı yok ki.

İşte tekelleşme. İşte baskı iste dayatma.

Üç beş kadeh içince adamı kimse durduramıyor. Ayıkınca sarhoştum abi numaraları.

Etki altında kalmadan konuşmak, yazmak, çizmek, söylemek, haykırmak. Hatta durmak, yürümek belki de koşmak.

Özgürlük bu olmalı. Budur da.

Hem kelam hem kalem özgürlüğü.

Kuruluyoruz. Kuruyorlar. Saat gibi. Uzaktan kumandalı hem de.

Adamı özgürüm diye diye köleleştiriyorlar.

Yabancılaştırıp robotlaştırıyorlar. Var mı aksini iddia edebilen.
Buyursun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam maalesef köşe başlarını tutan güçlüler veya onların uzantıları tarafından, sizin tabirinizle güdülüyor. Biraz diklenen, itiraz eden veya kendi düşünceleri fikirleri için, risk oluştuğunu düşündüklerini acımasızca yok ederek, gizleyerek, karantinaya alır gibi kuşatarak etkisizleştirilebiliyor. Mesela ben bu nedenle Ayrıldım. Artık yazı yazmıyorum, veda mesajım bile henüz yayınlanmadı. Maalesef böyle bir dünya da yaşıyoruz. Anlamaya çalışmayın. Yaşayabildiğiniz, dayanabildiğiniz kadar dilediğiniz şekilde yaşayın. Selam ve saygılar.

akar 
 02.07.2007 15:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 574
Toplam yorum
: 543
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Samsun Yazarlar Derneği (Kurucu) Başkanı. 12 kitabı neşredildi. Türk Güreşinin Sembol ismi Yaşar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster