Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
524
 

Anlamsız nota dizileri

Anlamsız nota dizileri
 

Anlamsız nota dizileri döküyorum heybemden. Akortsuz veya tek bir enstrüman gibi değil, kendi içinde bir şeyler anlatan ama asla bir bütün oluşturmayan veya oluşturan kimine göre, öylesine karmaşık bir durum, sorarsanız bence de öyle bu, çünkü “Belki de olur!” ümidini hiç öldürmedim ben. Oluyor aslında, olduruyor kudreti sonsuz olan.

Bilen bilir, kavramlarla başladılar işe. Bir halttan haberi olmadığı halde bilgin edasıyla saçmalayıp duran, oluşu anlamaktan aciz ve duyuşu anlatan kavramdan bihaber hatip yavruları doğdu sonra. Son devirde alimler azalırken hatipler başka türlü nasıl artabilecekti yoksa? Bir sürü kavramı olur olmaz sözlerle sese çeviren ahmak, evet, bilmediğini bilmediği için ahmak demenin lazım geldiği zır cahil, sözlerini tabi ki anlamayan veya anladığını sandığına asla sahip olamayan katmerli cahil sürüsünü kolayca güdüyor. Güderek gidiyor, kaçılmaz, hazin sona. Allah’a savaş açmak hangi aklın işi olabilir, nihayetinde rüya mertebesinde sinek kanadı kadar bile değeri olmayan dünya için hırslanmak, ya bunu anlamamak, anlamaz olmak gittikçe ve sadece birkaç kemik, domuz salyalı bir tas yal için yapmak bunu? Yal ve hayal… Ve domuzlar…

Sınırlı irade ama engin yetkiyle donatılan insanın, hür ve yasaklı oldukları noktasında her şeyi birbirine karıştırdığı ortada. Kutlu davaların abdestsiz ağza alınmayacak kavramlarını, zina yataklarına, içki sofralarına, iğrenç emellere, sapık alemlere ve dahi tertemiz ümitlerin lağıma bulanmasına alet edenler var ya… “Boş başak dik, dolu başak eğik olur” özdeyişini haklı çıkartırcasına boş boş zırvalayıp duranları diyorum size, onlara elleşmeyin. Onların eylem söylem tezatlıklarıyla gül kokulu davaları da hor görmeyin. Kendinize bakın, hesap gününe hazır mısınız? Allah’ı kandırmak mümkün mü? Safınız belli mi? Gücünüz nedir ve onun ne kadarını tevazua çevirdiniz mazlum önünde? Ya zalime karşı tavrınız? Bilen bilir, hatta biliyor bilenler, bildirenden ne haber? Yüreğinizin padişahı kim? Çürüyecek etinizden öte ne var cesedinizde?

Gül… En sevgilinin o tür içinde en sevdiği. Güzel Türkçe’mizin her şeyiyle en güzel kelimelerinden biri. Rengiyle, kokusuyla, dokusuyla, dikeniyle, sesiyle ve görüntüsüyle… Gül, sadece Gül…

Bir tek GÜL ararım oralarda ve boğulurum her seferinde. “Hiçbir şeyi” Türk olan, her şeyi Türkçe olan, çeken, özleten, yazın serinleten, kışın ferahlatan…GÜL’e ne oldu?

Türk’e ne olduysa GÜL’e de o oldu herhalde. Niye varolduğunu unutan Türk, Türk olmayı da nasıl unuttuysa, bülbülü defeden GÜL de boğar oldu demek ki…. Ya da sığ sularda boğulanlar…

Oysa yoktan vâreden, TÜRK’e de görev biçmişti. Kâsedeki cevheri kuşatacak, koruyacak ve susayan gönüllere ulaştıracaktı. ÜLKÜ buydu… Türk ülküsü buydu asırlar ötesinden günümüze miras…

Şimdi kâsenin boş hayalleri ve anlamsız nota dizileri sızar oldu dışarı. Kevseri bizzat etrafa saçan kâse, kendi değerini hiçe indiredursun, o kevsere basarak ve bastırarak, en kutsal bildiklerine tecavüz edenlere arsızca, namussuzca yardım ederken bir de, en azından biraz insaflı olmalı ve “huzur bende” deme cesaretini göstermemeliydi. Daha bir süre duracağı nadide kuyumcu vitrininden, sâkinin elindeki şarap tasına dönüşme öyküsü ancak bir kâbus olabilirdi. Bülbülün buna (ölümüne) itirazı var.

Kimliğini kaybedene ne olursa GÖREVİNİ unutana da o olur. Ve GÜL, boğar olur. Bülbüle düşen gül bahçesinin bahçevanı olmak ve şakımaktır. Gül ile bülbül için ayrılık had dışıdır.

Gül’ü ayağa düşürenlere takılmayın. Kâsenin silkinişi ile üzerinden attığı pisliklerdir onlar. Gün, bülbüllerin şahin olduğu demdir. Bunu defalarca dedik, yine diyoruz, tarih Türk’ü yazarak görevini yaptı, şimdi Türk’e düşen tarihi yazmaktır. Türk müsünüz?

Türk buna mecburdur. Türk bunu bilmektedir. Bilenlerden ve gereğini yapanlardan olun. Bilmeyenlere elleşmeyin. Türk onları da bilmektedir. Nerede ve ne kılıkta olurlarsa olsunlar… Bilmektedir…

Nemrud İbrahim peygamber'in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış. Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. İbrahim peygamber'i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrud'un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber. Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp: "Bu acelen niye? Nereye böyle?" Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, "Duymadın mı?" demiş. "Nemrud, İbrahim peygamber'i ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum." Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye başlamış. "Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı?" diye sormuş. "Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?" Su taşıyan karınca, "olsun" demiş. "Hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır."

Gül bahçesinin sadece gül kokacağı gün yakındır. Bülbül, en güzel şarkılarını söyleyeceği günün müjdesiyle hazırlıktadır. Karar verin ve kararınızı (özürle, pişmanlıkla veya uygun olan yöntem her ne ise onunla) açıklayın. Safınız neresi?

Dedikçe sıraya giriyor notalar. Beste artık nerdeyse tamamdır. Efsane geri dönüyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eline sağlık abi , bekliyoruz :)))

Zeliha BEKOĞLU 
 12.06.2008 14:46
Cevap :
Birlikte bekliyoruz. Sevgilerle.. Ve güllerle...  12.06.2008 18:03
 

Sevgiler...

Esma KAHRAMAN 
 03.06.2008 0:55
Cevap :
Teşekkür ederim. Sağolunuz. Saygılarla.  03.06.2008 9:57
 

Gül'ün gül olduğunu bütün çiçekler bilirken Gül unutmuş, bülbül Gül'e küsmüş..Türk'ün Türk olduğunu cümle alem bilirken Türk unutmuş,alem Türk'e küsmüş...Gül bülbülün suskunluğunu sorgulayıp hatırlamaz mı? Türk alemin küskünlüğünü sorgulayıp hatırlamaz mı? Üstelik bu kadar da damarına basılırken...Hatırlar, hatırlar bence hatırlar.Efsane geri döner!

Güller_Açarken 
 22.05.2008 0:08
Cevap :
Dönecek evet. Umarım o gemidekilerden oluruz kendi arzumuzla.  22.05.2008 11:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1681
Kayıt tarihi
: 28.04.08
 
 

Elektrik mühendisi, "öğretimci", 2 çocuk babası, aslen Kuzey Kafkasyalı, Türk ve Türk'e dair olan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster