Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
91
 

Anlamsız Tartışmalar

M. ferit Kotan

         Televizyon kanallarını bilgiçler istila etti. Konuşmacıların çoğu da akademisyenler. Çeşitli ülkelerde bulunan tapınaklardan, tarihsel kalıntılardan, simgelerden, heykellerden, figürlerden anlamlar çıkarılarak yorumlar yapmalarını dinledikçe şaşmamak elde değil.

           Bu tartışma gruplarına, uluslar arası ilişkiler konusunda uzman olan akademisyenler de katılıyorlar. Tarihteki çeşitli provokatör ve ajanlarla ilgili senaryoları anlatıyorlar ve gelecekle ilgili çeşitli konuları tartışıyorlar.

       İnsanlık tarihi, bilim tarihi incelendiğinde, İnsanlığın yaşamın gereği olarak doğa ile sürekli savaşım içinde olduğunu görüyoruz. İlk çağ filozoflarından başlayıp bugüne kadar olan gelişme ve görüşleri çeşitli kaynaklardan öğrenebiliyoruz.

       Tarihin her evresinde insanoğlu, düşünce ve hayal dünyalarını, becerilerini yansıtmak için çeşitli uğraşlarda bulunmuşlardır. Bunlar resim, yazı, heykel, semboller, kabartmalar ve benzeri sanat etkinlikleridir.  Yaşanan çağlarla ilgili bilgilere ulaşmamızda önemli veriler olduğu gerçeği yadsınamaz. O çağdaki insanların, hayal dünyalarının ve inanç dünyalarının yansıtılması açısından önemlidir. Bunlar, insanoğlunun tarihi zenginlikleri ve miraslarıdır. Gerçekleştirdikleri eserler, olay ve olguları nasıl algıladıklarını, düşünce ve becerilerinin betimlemeleri olarak görebiliriz.

        İnsanlığın evrene ve doğaya egemen olabilme süreci, bazı bilimsel verilerin ortaya çıkmasına neden olduğu konusu bilinen gerçeklerdir. Ancak zamanımızı değerlendirmeye kalktığımızda bu verilerin çoğunun bilimin gerçekleri ile örtüşmediği görülmektedir.

          Çağımızdaki bilgi patlaması ve buna paralel gelişen teknoloji, yaşamın her alanını etkileyerek büyük gelişmelere neden olmuştur. Yapay zeka konusunda her gün yeni bir teknoloji ile karşılaşıyoruz. Yaşamın kaynağının karbon ve enerji olduğu, karbon tozlarından canlıların üretilmesi konusundaki araştırmalar ve çalışmalar, teoloji ilminde büyük tartışmalara neden olmaya başlamıştır.

        Çağın gerçekleri, uluslar arası ilişkiler de ana öğenin ekonomi olduğunu göstermektedir. Din ve millet kavramları ikinci plana kaldığını görüyoruz. 2000 yılların başında Yahudi ve Hıristiyan inancına sahip olan sermayedarlar, daha fazla rant için ucuz işgücü olan ateist ve Budizm in inancının yaygın olduğu ülkelere yönelmişlerdir. Yapay zekanın gelişmesi sonucunda, göç eden sermayenin bir kısmının ülkelerine veya pazar alanlarına yakın olan ülkelere geri döndükleri görülmektedir.

         Bilimsel gelişmelerin ortaya koyduğu gerçekler ortada iken, ülke yönetimi ve uluslar arası ilişkilerde geçmişin  değer yargıları ile bugünleri değerlendirmelerinin, sağlıklı bir yol olamayacağını belirtmek isterim.

         Çin, Ayın karanlık yüzeyine uydu indirdi. Nassa, Marsa indirdikleri uydudan gelen sinyalleri değerlendirerek belirli verileri dünyaya açıklıyor. Kuantum fiziğinin, bilimde akılları durduran gelişmeler yaratması, yaşantılarımızı büyük ölçüde etkilediğini görüyoruz. İnsanın biyolojik yapısında yeni yazılımlar (Algoritmalar) ile değişiklikler yapılabileceği gerçeğine ulaşılmıştır. Bu gerçekler ortada iken, akademisyenlerimizin doların üzerindeki sembolün hangi tapınaktan veya kiliseden alındığını tartışmaları, garip değil mi? Geçmişte görülen dinler kavgasının, mezhepler kavgasının yöntem değiştirdiğini göremiyor muyuz? Orta doğuda tüm din ve mezhepler yer altı zenginliklerinin paylaşımını yapıyorlar.

          Küresel sermayenin, üretim ve Pazar alanlarına göre yeni coğrafyaları belirlemeye çalıştıkları gerçeği  ortada iken, anlamsız  veriler ile tartışmanın sebebi ne olabilir? Yahudiliğin merkezinden İsrailli yazar, Prof.Dr. Yuval Harari,  teknoloji çağında “Gelecekte insan olacak mı?” diye kitap yazarak konferanslar veriyor. Bilim adamları, 2050 yılı için hedeflenen bir çok gelişmelerin beş on yıl içerisinde hayata  geçirilebileceğini açıklayan makaleler ve tebliğler yayınlamaktadırlar.

          Müslümanlığa karşı Yahudilerin ve Hıristiyanların bir savaşından söz etmek, ekonomik gerçekleri görmemizi engelliyor. Bazı ülkelerde, marjinal grupların tutucu hareketleri ve söylemleri olabilir. Bilim ve teknolojilerde ileri giden ülkelerde, inanç sistemleri kurumsal olmaktan bireysel olmaya dönüşmüştür.  AB anayasası yapılırken Vatikan’ ın tüm çabalarına karşı “AB devletlerinin dini Hıristiyan dır” maddesi konulmamıştır.

         Halk dilinde “ Paranın dini imanı yoktur” diye bir söylem vardır. Şimdi bu söylem var ise de para, yok ise de paraya dönüştüğünü görüyoruz. Bilginin olmadığı yerde gelişmenin olmayacağı gerçeğini öğrenmeliyiz artık. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk boş yere söylememiştir “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” diye. Bu özelliğinden dolayıdır ki, hala çağa damgasını vuran en büyük lider olarak görülmektedir çeşitli ülkelerce.15.01.2019

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 439
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster