Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
767
 

Anlamsızlıkların içindeki anlamlar...

Anlamsızlıkların içindeki anlamlar...
 

Görsel kaynak:www.uguragdas.com


Anlamsızlıkların içindeki anlamlar denizinde geçmişini sorgulayıp kendini ararken iyice sıkıldığında baktığı iskambil, tarot ve kahve fallarında yorumlarını sadece geleceğ(in)e değil geçmiş(in)e de tutuyordu. Bildiği, yaşadığı, tanıklık edip anımsadığı onca şeye rağmen -bırak yarınları- dünün, geçmiş(in)in hem şekli hem de anlamı her seferinde daha da değişiyordu!(1)

Yaşarken ulaştığı her sonuç sanki geçmişini de değiştiriyordu. Eğer -başkalarının terimleriyle- başarı, kazanç, refah ve ün elde edilmişse, bunlar varsa geçmiş de iyi ve güzel, aksi halde kötü ve talihsiz bir hale bürünüyordu.

Nereye değil de nasıl gidildiği unutulunca hep böyle oluyordu. Bu belki de Walter Benjamin’e bir göndermeyle; "başkalarının oluşturucu temelleri üzerine kurulmuş bir hayatın ve bu hayatı sürekli kılan bir yaşama biçiminin” içine girmeden, “yaşamın estetize edilmesine” göz yummak yerine, yaşamı değiştirmek gerektiğini düşündüğündendi... Geçmiş(i) sözkonusu olsa dahi...

Oysa o geçmiş aslında hep aynı olan geçmişti!

"Güven" duygusu gibi geçmiş(in)i de inşa etmenin yıllar gerektirdiğini ama onu yok saymak -ya da değiştirmek- için sadece birkaç dakikanın yeterli olduğunu hissettiğinde derinden derine ürperiyordu. Toplumsal tarih hakkında " geçmiş en belirsiz dönemdir, çünkü her gün yeniden yazılır" diyen -tartışmalı- eski bir ecnebi atasözünü anımsadığında ise bu ürperti biraz azalıyordu.

Geçmişinin ve halihazırda içinde bulunduğu koşulların mevcut kişiliğini etkilediğini biliyordu. Ama olması gerekene karşı sorumluluklarını unuttuğunda bu türden kaotik duygular zihninde hep oluşuyordu. Belki de, hayatlarında devamlı -ve dürüst- bir şekilde ileriye doğru yürüyen kişilerin, içsel sorumluluklarının izinde giderken ortaya çıkan sonuçları önemsemediklerini öğrenmesi gerekiyordu.

Sonra yeniden düşündü: "Hayatta beni doğru dürüst tanımayan -güçlü- kişiler bile hayatımı birkaç saat içinde değiştirebilirken ben geçmişimi (farklı bakışi açılarıyla) niye değiştiremeyim ki?". İşte (b)öylesi anlarda, umutların asıl kaynağını, emeklerin gerçek karşılığını ve sabırlı bekleyişlerin getirdiği sonuçların anlamlarını da anlayamıyordu! Bu anlamda ise haklıydı!

Belki de "zaman" ona öğretmesi gereken temel bir şeyi henüz öğretememişti. "Bir insan hakkında bilgi sahibi olmanın onu tanımak anlamına gelmeyebileceğini" (2). O insan kendisi olsa bile!

Ve yine zaman ona hayatın çok kısa ve anlamlı bir tanımını henüz öğretememişti: "Hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl var olduğumuz ya da ol(a)madığımızdır" (3)

İ . Ersin Kabaoğlu,

19 Eylül 2013, Ankara

Blognot:

(1) "...Yazı bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor: "Anlamım ne?" İçini yazanın anlamı. Kendini kazanın anlamı. Hayatını yazıya vuranın anlamı. Yazıyla kendini saranın anlamı. Yazıyla kapı açanın, göz açanın, ötenin eşiğinde duranın anlamı. Öteye gitmiş gelmişin anlamı. Kıyısında ömrümün soruyorum yazıya:"Anlamın ne?" "Hiçliğe salınmış çıkrığım ben" dedi yazı. "Ben de" dedim..."(Prof. Ahmet İnam'ın 'Anlam Üzerine' bir değinmesi)

(2)  Psikiyatrist yazar, Prof. Engin Gençtan'ın Ayşe Arman ile yaptığı röportajdan alınan söz.(17.09.2013 Hürriyet)

 (3) Aynı röportajdan alınan diğer bir E.Gençtan sözü.

Cemile Torun, Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR...Sevgili kardeşim ERSİN beyciğim :-) ANLAM & MANA ...Yaşamın iki nokta arasında tamamlandığını elbet de az çok hepimiz biliriz. DÜN+BUGÜN+YARIN....Dünü biliriz + Bugünü yaşarız + Yarın ise meçhuldür.? Hani derler ya " FALA İNANMA, FALSIZDA KALMA " Neden..? Çünkü her insanın içinde bir ümit, umut uçuşur. İşte o an saniyeler, sanise ler içinde olup, bir anda çakmak gibi oluşur ve biter. İşte artık ANLAMIN manası kalmamıştır. Mühim olan anlamı anlamlaştırmak da bir hünerdir. Aslında diye düşünmek herhalde manasız bir anlam olmasa gerek anlamında bu yorumu kendimce YAŞAM olarak ANLAMLAŞTIRMAK istedim..! :-)) Sanki birazcık LABİRENT vari ANLAM ANALİZİ gibi bir MANAYA taşıdım :-) Sonsuz sevgiler ve selamlar BAŞKENT ANKARA' ya VE size :-)) NK/TR

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 24.09.2013 23:31
Cevap :
Değerli analizinizde haklı olduğunuz yönler var çok değerli Necip (Ağa)beyim. İnsanolu/kızı olarak geçmişimize yönelik anılarımız, geleceğe yönelik plan ve hayallerimizle yaşadığımız ana (ya da zamanın bütününe ilişkin olarak) anlamsızlıklığı (ya da anlamları) anlamlaştıran bir yanımız hiç şüphesizki var! Zaten umutlarımızı da buradan doğurur ve yeşertiriz. Zaten umut olmasa da yaşanmaz (derler). Bu değerli yorumunuza da teşekkürlerimle sonsuz sevgiler, saygılar ve selamlar güzel Adana'mıza ya ve size :-)) İEK/TR  25.09.2013 5:56
 

Kıymetli yazarımız Sayın Ersin Kabaoğlu: Yine düşündüren, dikkat ve özene özendiren o güzel yazılarınızdan birini okuduk.Size yorum yazma kabiliyetinden yoksunum.Ancak ben derim ki; Bela gelmez kula Hak yazmadıkça,Hak bela vermez kula kul azmadıkça,azıcık aklım,ve kısacak bilgim bunları söylüyor,Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 20.09.2013 13:46
Cevap :
Çok kıymetli Burakgazi yazarım, her zamanki gibi güncel olanın yanısıra geleneksel olanın da derinliğine hakim, engin birikiminizle -benim pek girmek istediğim, o yüzden de biraz uzak durduğum- "Hak"kın da katkısıyla getirdiğiniz değerli yorum için sonsuz teşekkürler! Derin saygım, sevgim ve daimi esenlik dileklerimle...  21.09.2013 17:23
 

Tabii bu konuda kader lafının ne derece önemi vardır,sorulabilir. Ama hiç mi insanoğlunun geleceği biçimlendirmede yapabileceği bir şey yoktur. Her şey rastlantıların ürünü müdür? Geçmişin güçleri ve bizi nasıl yapılandırdığı ve bizim onu yorum biçimimiz ve asıl bugünkü düşüncemize etki eden güçler elbette geleceği kurgulayacaktır. Her şeyi değiştirmek mümkün mü? Ne mümkün! Ama doğru düşünce biçimiyle belki biraz daha rahat biraz daha mutlu olabiliriz.. Belki mümkün olabilir. Önemli olan yine insanın akıllanması meselesi... Ne zaman? Belki tarihin bir evresinde... Bu güzel Deneme için teşekkürler Ersin Bey..

Erdal Ceyhan 
 19.09.2013 15:50
Cevap :
Çokça, bizim dışımızda, etki menzilimizin çok ötesinde, üretim, tüketim ve bölüşüm temelinde kotarılıp da önümüze konan teknolojik, parasal ve ideolojik, rekabetçi ve algısal bir yapıysa bu “Hayat”,onun kurallarını koyup rantını toplayan egemenler, keyifli keyifli, ayılmaksızın parasal sarhoşluklarından işte budur "O", dedilerse dört duvarlı ve dar odalardaki "hayatlarımız"a, Biline ki, bedelini yine bizler ödeyeceğimiz içindir! Bu algısal yapı,"hayatlarımız"ın çoğunu kapsamakta, ilişkilerimiz de, kaderlerimiz de bundan payını doğal olarak almakta!Bizlerse binlerce yıllık içinde ruh,dayanışma,özgürlük, sevda,paylaşım,acıma,sorumluluk ve benzeri birçok duygudan oluşan içkin bir var oluşla çıkarız çoğu kez onun karşısına. Kolay kolay uyuşmaz bunlar! Bu durumda bize,duygularımıza ve değerlerimize kalansa "hayatlarımız"da, oldukça küçük bir alan, onları koruyup da yaşatabilmek adına çarpışılan. Şahsi görüşüm bu tanım(ım) çerçevesindedir. Derin saygı,selam ve içten teşekkürlerimle  20.09.2013 11:51
 

E.Geçtan; saygı duyduğum öğretmenlerimden...İnsan Olmak" ve "Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar" özellikle okunmalı,derim ben, ki okumuşsundur...*kafadaki dünya ile dünyadaki dünya birlikte değişmiyor sanki...dünyadaki kafa hep başına buyruk gibi,ne dersin:)))*... eyvallah...

nedim üstün 
 19.09.2013 11:57
Cevap :
Her iki kitap benim de (83'den itibaren) uzun bir süre baş kitaplarım arasında yer almıştı aizim. Bahsettiğin türden bir "algılanan dünyalar eşleşmesi"ne olanak sağlaması açısından -olabildiğince korunabilen- "masumiyet" önemli! Bana göre de bu, dünyadaki 'en kutsal şey' azizim. İnsan, "masumiyetini" ve "çocuk varoluşunu" içinde koruyabildiği zaman (güzellikler içeren) her yöne doğru hareket serbestisini de koruyabilir kanısındayım. Oysa bu özelliklerini yitirenler; o bildiğimiz pragmatik-biteviye bir ezber içeren sistemin dışına asla çıkamaz, o yolu asla terk edemezler! Masumiyete bu anlamda bir tür "çocuk bilgeliği ve özgürlüğü" de diyebiliriz... Ki yakın bir geçmişte bunu "Gezi Parkı Gençleri"nde de önemli ölçüde gözlemleyebildik. Değerli ve özgün katkına içten teşekkürler. Var olasın ve esenlik içinde kalasın.  19.09.2013 13:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 356
Toplam yorum
: 3314
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2347
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster