Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

02 Aralık '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
49
 

Anlaşılmamak Çözümsüzlüktür

Anlaşılmamak Çözümsüzlüktür
 

Anlaşılmamak, derdini anlatmak isteyenlerin ortak sorunudur. Dinleyenin olmadığı veya üstün körü geçiştirilen bir dinlencede bezginliğe düşer anlatıcı. Sonrası ya ebedi suskunlukla ya da kabuğuna çekilmekle sonuçlanır.

Anlaşılmamak kadar yanlış anlaşılmak da yüktür. Hatta anlaşılamamış olmaktan daha kötüdür.  Anlatımda tekrara düşmek, gereksiz düzeltmelerle bir şeylerin ispatına kalkmak bazen bir çuval inciri berbat etmekle sonuçlanır. Anlaşılmanın temelinde güven duygusu ve saygı yatar.  Kişilerin fikirlerine saygı duyuluyorsa, o fikirler dinleyene fersah fersah uzak gelse de sırf dinleyenin insani vasfına hürmeten, gerçek anlamda dinlenir.  

Anlatım ne denli güçlü olursa olsun, karşıdaki dinlemeye gönüllü değilse, duydukları onu ilgilendirmiyorsa, tek yanlı bir etkileşim söz konusudur.  Anlaşıldığın takdirde çözüm üretmek kolaylaşır. Anlayarak değer verdiğin insanın dünyasına girmek, onun ihtiyaç ve eğilimlerini görmek açısından kısa ve etkili bir yoldur.

Engellilerin en büyük sorunu, anlaşılamamaktan kaynaklanır

Dinlemeye vakit ayırmadığımız zamanlarda çözümsüzlük üretiriz. Bugün bizlerin en büyük sorunu, anlaşılamamak ya da yanlış anlaşılmaktır. Sosyal yaşam engellilere kapılarını aralamazken, fikirlerine başvurulmadan tamamlanan yapılar, ihtiyaçlar nispetinde tekrarlanan güncellemeleriyle yap-boz oyununun parçası gibidir. Bu durum hem vakit kaybı hem de maddi ve manevi israftır. Kaldı ki ihtiyaçlarına cevap vermeyen mekânların varlığı engellilerin nazarında, yoklukla açıklanabilir.

Sadece mekân ve fiziki düzenlemelerde mi açığa çıkar anlaşılamamak? Kuşkusuz ki hayır. İnsani ilişkilerde de bu durum önem taşır.  İnsanlara görmek istediğimiz gibi değil, olması gerektiği gibi yani insani ölçütlerle bakarsak, ihtiyaç ve arzularını objektif şekilde değerlendirirsek sorunlar basit bir şekilde hallolur.

Diğerini ötekileştirerek çözüm üretilmez

Anlayamadığımız, anlamak için çaba göstermediğimiz, gerek fiziki gerekse diğer farklılıklarıyla bizden ayrı olarak tanımladıklarımız; düşüncelerimizde, eylemlerimizde ötekileştirdiklerimizle aynı yaşamı paylaşmamız gün geçtikçe zorlaşır.  Bu sığ ve anlamsız düşünce insan ilişkilerine vurulan en büyük kettir.

Etten ve kemikten ibaret, duygularıyla anlam kazanan insanları ne şekilde olursa olsun ayırmak, anlaşılmamayı körükler.  

Engelliler, yaşamın anlaşılmaya uzak tarafında olduğu müddetçe
çözümsüzlük beklenen bir sonuçtur

Engelli arkadaşlarımın çoğu, gerek fiziki düzenlemelerin yetersizliğinden gerekse ekonomik ve sosyal koşulların eksikliğinden dolayı, okula gitmek bir yana okuma yazma dahi bilmemektedir. Bu durum engellileri içine kapanmaya sevk eden önemli bir olgudur.

Velev ki toplum karşısına çıksınlar, yaşamlarındaki bazı eksiklikler görülmeye başlar. Kendilerinden kaynaklanmayan sıkıntılarını, zor koşullar altında göğüslemelerine nazaran toplum tarafından da olduğu gibi kabul edilmezler. Buradaki kıyas ve ölçek, çoğunluğa tabi tutuldukça engellileri dört duvar arasına kapatmak içten bile değildir. Hal bu ki çözüm, bakmak ve görmekle alakalıdır. Alıcı gözlerle bakıp, gönül gözüyle görüldüğü vakit görünenler engel olmaktan çıkmıştır aslında.

Kendine yapılmamasını istediğin şeyleri
başkalarına da yapmadığın müddetçe insansın! 

Fiziki yapılarımızın oluşumu birbirine benzese de bizi farklı kılan duygularımız ve davranış şekillerimizdir. Aksi mümkün olmadığı müddetçe, genel geçer davranış kalıpları toplumda yaşayan herkes için benzerlik gösterir.

Bir arada yaşarken, gerek bedenlerimizin gerekse davranış kalıplarımızın, kişiliğimizi oluşturan değerlerimizin korunması zaruridir. Kişinin özeli, mahremiyetinin sınırlarını da belirler. Ne yazık ki engellilerin karşılaştığı sorunlardan en büyüğü, özelini hiçe sayarak kişilik haklarına yapılan çirkin saldırıdır. Herkesin mahremiyeti kendi kurallarıyla/sınırlarıyla şekillenip, toplumun genel kurallarıyla özdeşleştiği müddetçe gereklidir de. Her ne suretle olursa olsun, kendine yapılmasını istemediği şeyleri başkalarına uygulamakta sakınca görmeyenlerin davranışları insani olamaz.  

Sorunsuz bir hayat nasıl mümkün değilse, çözümsüzlükte, sorunların büyümesine neden olur. Huzurlu bir yaşam istiyorsak, yaşamı anlaşılır hale getirmeliyiz. Anlamak ve anlaşılmak için gereken zamanımız olduğu müddetçe, geriye ne kalır ki? Kayda değen yaşamı anlamlandıran insan olduğuna göre, denemeye değer diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. En çok korktuğum şeylerden biri de yanlış anlaşılmaktır. Bu beni kahreder, hasta eder. Ne zaman ki, beni yanlış anlayan, yanlış anladığını bana itiraf eder, ancak o zaman huzura ererim. Doğru anlamak ve doğru anlaşılmak için, doğru zamanı seçmek de çok önemlidir. Bir insanın bir eşref saati, bir de eşşek saati olur. Siz kalkar zamanlamayı yanlış seçerseniz, vay halinize!.. Yaşamı anlaşılır bir hale getirmek için de herke üzerine düşeni yerine getirmeli. Karşı tarafa derdimi anlatacağım derken, bir de analatamazsan, ayıkla pirincin taşını. Çözümsüzlüklerin çoğunu oluşturan anlaşılmamak konusunda hazırladığınız bu güzel yazınız için, kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Selam ve saygılarımla.

Recep Altun 
 02.12.2018 21:29
Cevap :
Teşekkür ederim, yazımı aydınlatan görüşleriniz için. Karşındakinin düşüncelerine değer verip, onun duygu durumunu gözlemlemek duyarlılıktan kaynaklanır. Bu dünyayı yaşanılır kılmak adına atılacak adımlarda hepimiz üzerimize düşenleri yerine getirmeliyiz. Bu konuda fedakarlık yapsak bile karşılığını mutlaka alırız gibi geliyor. Yanlış anlaşılmak ise dediğiniz gibi insanı yorar. Zamanlama konusuna gelince, haklısınız doğru zamanlama da anlaşılmak için önemli bir unsur. Eksik yanlarımı da yorumunuzla tamamlamışsınız. Güzel bir hafta dileklerimle, sevgi ve selamlar.  02.12.2018 22:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 385
Toplam yorum
: 904
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 476
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Kitap oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster