Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
536
 

Anlatmak/ Anlaşılmak

Anlatmak/ Anlaşılmak
 

Bilgisayarımın başına oturmuşum, havaya da girmişim aslında, beynimin odalarında paylaşmak istediğim onlarca konu dolanmakta. Bir odadan diğerine kaçışmakta konular. Peki, ben neden birini yakalayamıyorum bu konuların? Acaba; “bir şey diyeceğim”, ama bu diyeceğimle, neyi “demek isteyeceğim” arasında bir söylem bağı kuramama veya bir anlam bütünlüğü oluşturamama endişesi mi taşıyorum? Yani, “diyeceklerim”, “demek isteyeceklerimi” hakkıyla yüklenemeyebilir, tedirginliği içinde olabilir miyim? Bunların hepsi olabilir.

Hani bir söz var ya; “bildiğin, karşındakinin anlayabildiği kadardır” diye. Belki de bu kriteri baz aldığımız için bunca sorularla karşı karşıya kalıyoruz. Maksat ille de bir şey yazmaksa, sırala kelimeleri arkası arkasına olsun bitsin, bundan kolay ne var ki! Ama maksadımız bu değil! Doğal olarak endişemiz de “bu değillikten” kaynaklanıyor. Endişemiz; “demek” ile “demek istemek” arasındaki koordinasyonu sağlama çabası. Dediğimiz ile demek istediğimiz uyumlu olmalı. Ki ne dinleyen ne de konuşan/yazan, parmağın işaret ettiği noktadan başka yere bakmamalı. Hatta parmağın kendisine bakıp ta, gösterilen yeri es geçmemeli.

İnsan: ilgililerine vermek istediği mesaj noktasında aktarma yaparken, "demek isteyeceği"nin yani "mesajının" adını koyar kafasında, akabinde de; muhatabında nasıl bir etki bırakmak istiyorsa, "diyeceklerini" ifade ve vurgu noktalarında düzenleyerek gönderir dinleyenine yada okuyanına. Hasıl-ı kelam yazarak anlatmak ile konuşarak anlatmak arasında bariz farklılıklar olduğu aşikar. Hatta yazarak anlatım yapıldığı vakit, okuyan kişiye daha fazla görev yüklenmektedir. Çünkü, tavırsal yaklaşımlardan mahrum kalacak olan yazınsal anlatım, okuyucuya empati yapması hususunda eksik bırakacaktır.

Konuşarak ifade etme yolunu izleyen birey, demek istediği ile dediği arasında çok fazla sıkışmayacaktır, hatta çoğu zaman, beden dilinide kullanarak aktarım yapacağı için, dinleyen çok fazla ifadeler üzerinde yorum yapma gereği duymadan olduğu gibi alımını yapacaktır.

İş bu minvalde konuşarak ifade etmek ile yazarak ifade etmek arasında şöyle bir fark zuhur edecektir. Ki bu durum, aktaran ile aktarılan arasındaki iletişim yada etkileşimi "tanımlanır" kılmakta önem arzetmektedir.

Konuşarak ifade: - "dediği" "demek istediğidir." demek istediği dediğidir.

Yazarak ifade:- dediği ile demek istediği arasına, okuyucu ile yazanı sıkıştırır ve yazan ile okuyan birbirini sıcaklığını hissederler. Çünkü yazıda bakıştan çok duyuş vardır, zira beyin ruhu tetikler yazıda.

Sonuç olarak; yazıyla konuşmalıyız ki, okuyanımız da dinleyebilsin.

saygılarımla.

"Ölem mi yar!
Sendeki bir gülüş,
Bendeki düştür.
Yasaklasam da,
Saklasam da.
Yalan bilmezim,
Senden geçmezim,
Sendeki bir gülüş,
Bendeki düş.
Leylim yar!
Ölem mi!
Ölem de, gözlerinden olam he mi !''

Yukarıdaki ifadeler örnek teşkil etmesi açısından, sesli okunduğu vakit demek istediğini daha rahat vurgulayabilirken, yazı ile aktarım yapıldığında okuyucuya demek istenen noktasında anlaşılma merkezli olarak daha fazla görev yüklemektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Efendim hem demek istediğinizi,hem de, demeden anlatmak istediğinizi sadece, ellerinizin tuttuğu kalemle değil,aynı zamanda hususiyetinizi takdimdeki, burada delilini gördüğümüz şekilde, ellerinizdeki gözlerinizle de, hem gördüğünüz noktaya işaret,hem de gördüğünüz renk ve çizgilerde resmederek bir edebiyat ziyafeti verdiniz ki,düşünce sistemindeki tavrı,seyri hep zata has,patenti elinizde; doyumsuz ve benzersiz bir uslûp, nefis bir takdim. Hoşluk ve hayranlıkla hislerimi arz ve tebriklerimi zevkle ifade etmek istedim lütfen kabûl ediniz.Bu gençlikte bu kemâl; ne güzel, ne tebrike şâyân! İki kelimesini, bize emânet lisanımıza sadakatten indimdekilerle değiştirerek, sizin o nefis ifadenizle *tavrî yaklaşımlardan mahrum tahrirî ifadeler*inizle,konuşarak demek istediklerinizi;dediklerinizin aynîlığinde,o vurguladığınız tavrı resmettiğiniz tasvirde bularak,hatta fazlasını da demeden demek istediğiniz mahiyette kalb veya beyin gözümüzü yakalayıp havalenizde gördük, tabiî anlayabildiysek.Sl

Mustafa Benkli 
 25.11.2007 23:58
Cevap :
Sayın Mustaf Benkli Hocam, Bir delikanlı için; saygı ve hürmet noktasında gördüğü ve tuttuğu bir şahsiyetten, böyle muhabbet yüklü ifadelerle karşılanması ve iltifat görmesi, inanın hayatın akışı içinde ayrı bir haz ile ivmelenmesine vesile olmaktadır. Saygı ve hürmetlerimi sunar, ellerinizden muhabbetle öperim. İnşallah yüzyüze ve dizdize görüşüp halleşmek dilek ve temennisi ile, sağlık ve huzurla kalınız.  26.11.2007 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 121
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 592
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

  Yıldız yüklü gecelerde Üşüyerek beklerim. Canım tellere takılır, Ellerimde yüreğim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster