Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
338
 

Anlayamıyorum

Anlayamıyorum
 

Anlamakta zorlanıyorum hatta hiç anlayamıyorum.

Adam emekli olmuş, hayırlı uğurlu olsun dedik. Bir süre sonra her sabah sekizde evden çıkıp, akşam üzeri 18.00 civarında  evine dönmeye başlayınca biz, yeni bir işe başladığı düşüncesiyle  hanımına:

- Sizin bey çalışmaya alışık, boş kalmaya gelemedi. Yeni işi hayırlı olsun. Dedik ama  hanımı itiraz etti:

- Hayır, çalışmıyor. Bir arkadaşına yardıma gidiyor.

Pes, her sabah  saat 8.00, akşam 18.00 ... Neymiş efendim, bir arkadaşına yardıma gidiyormuş. Kadıncağız eşinin "çalışıyor" olmasından utanıyor olmalıydı.

İlginçtir, askerden gelen oğlu Uğur, bir süre dinlendikten sonra  işe başladı. İşe başladı diyorum, çünkü, saahın 7.30 unda koşa koşa sokaklarda. Akşam döndüğü saati bilen yok.

Sevindik bir gencin iş bulmasına. İnsanlık gereği annesine (aynı hanım) bu zamanda iş bulmanın zor olduğundan bahisle  annesini kutladık. Demez mi:

- Pastacı bir arkadaşı var, ona yardıma gidiyor.

Sinirden çatlamak ne kelime, kadın oğlunun çalışmasından utanıyor, "yardıma gidiyormuş"... Kargalar bile güler  bu yalana. Ayıp, çalışmayı utanç sayan zihniyete...

Bir başka kadın eşine:

- Erken emekli oldun, gel bir iş kuralım, birlikte çalışırız...

- Aç mısın, açıkta mısın?

- Çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamak için.

- Çalışıyorlar ya...

- Kız 20, oğlan 24 yaşında. Çalışıyorlar asgeri ücretle... Aldıkları belli. Yarınlarda evlenecekler... Kümeli para lâzım...

-Öfff...Ya sabır ...

Anlayamıyorum, benim anlak geniş ama... Aması var... Çalışmayı "öcü" olarak görüyorlar...

Çin'den geziden dönen esnaf arkadaş anlatıyor:

-"Mini etekli, makyajlı bir Çinli hanım, koca koca kolileri taşıtıp istifliyordu. Bizim ülkemizde aynı sahneyi görebilmek mümkün mü?

Aynı görüntüdeki hanımefendiler, masa  başı kolay işin peşindeler. Aldıkları parayı beğenmezler, bir zenginin metresi olurlar çoğunlukla"...

Bunlar arkadaşın sözleri...

Devam ediyor:

-"Hiç boş insana rastlayamadım. Harıl harıl çalışıyorlar. Çin nasıl  "dünyada ekonomik liderliğe oynayan koca Çin" olmuş. Ya biz? Tembel milletiz... Yan gelip yatmayı severiz"...

Bilhassa son senelerde ülke olarak emekliler ülkesi olduk. Seneler içinde değişen iktidarlar zamanında sağlanan kolaylıklarla, çok kişi emekli, hem de genç yaşta. (Ben de bunlardan biriyim ama ben çalışmaya ara vermedim)

Çok kişiden duydum:

- Ben sıkı işe gelemem.

- Ben rahat adamım...

Kişi, işim-gücüm hatta şirketim var diyor, günde bir saat işine uğruyor. Uğrama sebebi de "hasılat" için...

Hiç anlayamıyorum.

Çalışanları ayıplayanlar...

Kefenin cebi mi var diyenler...

Başı darda kaldı mı, kredilere baş vuranlar...

Günü geldiğinde ödeyemedikleri borçları yüzünden, yine devletten yardım ve yeni yapılanma  bekleyenler...

Bugünü yaşayıp, yarınlarını göremeyenler... Görmek istemeyenler...Zevk içinde tembel yaşantıyı kendilerine "yaşam tarzı" yapanlar...

Unutmayalım, bu kişiler fark etmiyorlar ama önce kendilerine zararlı kişiler... Belli mi olur, belki de size zararı dokunabilecek kişiler...

Daha geniş perspektiften bakıldığında Ülkeye zararlı kişiler...

Bizden uzak olsunlar...

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel anlatmışsın!Bir de anlayan olsa!

Kerim Korkut 
 01.11.2011 19:52
Cevap :
Ah, ah!!! Anlayamayanlara anlatmak istiyorum. Çalışmanın nesi ayıp olsun ki gizleniyor mesela...Selam ve saygılarla...  01.11.2011 22:06
 

40 yıldır,eğitim dünyamız sürekli ''sıfır '' çekerek gidiyor...Ezberci,nemelazımcı,empati yoksunu öğretmenler yetiştirildi..Onların yetiştirdiği çocukların öz güvenleri yok...6 milyon diplomalı işsizin gizli açlıkla mücadele ettiği ve iletişimsizliğin had safhada olduğu ülkemizde,dünyanın en çok cep telefonu satın alan israf toplumuyuz...Kişiliğin ,kültürel kimliğin kazanılması için eğitim devrimi şart...Bu zavallı kadıncağız da işte bu güvensizliğin binlerce kurbanından biridir...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 15.10.2011 16:49
Cevap :
Değerli hocam, eğitim sistemimizin reforma ihtiyacı olduğu kesin. Gerçek hayatta hiç bir işe yaramayan bilgilerle! tazecik beyinler dolduruluyor. Ezberciliği öğrenimle eşdeğer görüyorlar. Oysa ezber bugün var, yarın yok... En çok cep telefonu satın alan ülkeyiz, cep telefonuyla en çok konuşmada dünya birincisiyiz. Hergün en uzun TV izleme yine bizde...En çok kahvehanelerin olduğu ülke, Türkiye...Değerli hocam, işte ben bunları anlayamıyorum; işsizlik had safhada, gelir yok ama maşaAllah, harcamalarda, keyifli yaşamlarda, zamanı israfta ilk sırayı başkalarına kaptırmıyoruz. Gerçekten anlayamıyorum, bu bir itiraf...Selam ve saygılarımla...  15.10.2011 22:50
 

40 yıldır,eğitim dünyamız sürekli ''sıfır '' çekerek gidiyor...Ezberci,nemelazımcı,empati yoksunu öğretmenler yetiştirildi..Onların yetiştirdiği çocukların öz güvenleri yok...6 milyon diplomalı işsizin gizli açlıkla mücadele ettiği ve iletişimsizliğin had safhada olduğu ülkemizde,dünyanın en çok cep telefonu satın alan israf toplumuyuz...Kişiliğin ,kültürel kimliğin kazanılması için eğitim devrimi şart...Bu zavallı kadıncağız da işte bu güvensizliğin binlerce kurbanından biridir...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 15.10.2011 16:49
 

Merhabalar, Malesef böyleleri de var ve gerçekten insan anlamakta güçlük çekiyor. Çalışmanın ayıp olmadığı hatta bir ibadet olduğu her dem vurgulanırken, saklanmasının alemi ne? Elbette anlamak çok zor! Yeter ki, ben böyle bir iş bulaydım, göğsümü gere gere söylerdim "bir iş buldum çalışıyorum" diye! Hatta emekli olduktan sonra bir müddet akranım olan bir avukat arkadaşımın bürosunda ücret karşılığı sekreter olarak çalıştım. Büronun temizliği, misafirlere ikram, yemek ve bulaşık işi ve aynı zamanda asıl işim olan dosyaların takibi ve işlemlerini yaptım. İki yıl kadar çalıştım ve icra takibi işi benim vasfıma uyan bir iş olmadığı için, iki yıldan sonra ayrılmak zorunda kalmıştım. Her sorana göğsümü gere gere yaptığım işin mahiyetini anlatırdım, bazılarının bana yakıştırmamasına rağmen. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Pervane 
 07.10.2011 11:22
Cevap :
Sayın Pervane, çok az kaldı bizim gibi düşünenler...Çalışmak, ibadettir, çalışmak onurdur. İşin büyüğü küçüğü yoktur yalnızca, işin şereflisi ve şerefsizi vardır. Şerefsiz işi işleyenlerin de son gideceği yer, adliye durağından hapishanelerdir. Ne mutlu sizin gibi düşünenlere diyerek saygılarımı gönderiyorum...  07.10.2011 11:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 343
Toplam yorum
: 5799
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster