Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
631
 

Anlık dalgınlıklar

MB’de yazmaya başladığımdan beri bozulan İstanbul’u eleştirerek, çocukluğumla bugünü kıyaslayarak, 70’li yıllar nerde 2000’li yıllar nerde diye hayıflanarak, sanki soluduğu havayla bile kavga eden, mutsuz ve huysuz bir kişilik sergilemişim gibi bir his var içimde.

Tabi ki öyle biri değilim. Çok candan kahkaha atar gülerim. En önemlisi de insanları katıla katıla güldürürüm. Nilgün Akad hanımın beni çok keyiflendiren esprili bloglarını mı kıskandım ne? Ben de biraz insanların yüzüne tebessüm kondurayım diye komedi dükkanı tarzındaki hayatımdan kesitler de sunayım istedim.

Efendim benim hafızam çok kuvvetlidir. Ne zaman bir arkadaş toplantımızda eski anılardan mevzu açılsa eşim hemen der ki; “vallahi o anlatsın, günü gününe hatırlıyor” Evet, hafızam kuvvetli, kuvvetli olmasına ama öyle anlık dalgınlıklarım vardır ki evlere şenlik. Özellikle okul zamanı ve yoğun olduğum tiyatro, oratoryo provaları başladığı günler bir alemim ben.

İşte bazı dalgınlıklarım.


Birkaç mağazadan alışveriş yapmak, kumaşçıları dolaşıp fiyat almak için Tahtakale’ye gideceğim. Vaktim kısıtlı, güneş tepemde ateş gibi, deliler gibi güneş gözlüğümü arıyorum. Yok! Klasikleştiği için atamadığım eski model Rayban gözlüğümü takıp gidiyorum. İki saat acele acele işlerimi halledip okula da uğruyorum. Danışmadaki kızcağız bıyık altından gülümsüyor; “hocam yeni moda mı? Kafada bir gözlük taç gibi, rayban da altta?”


Sıcaklık gölgede 35 derece susuzluktan ölmek üzereyim. Selimpaşa’yı geçerken alışveriş merkezini görünce zınk diye durup marketin önüne caddeye park ediyorum. Uzaktan kumandayla arabayı kilitleyip aceleyle markete giriyorum. Cicili bicili raflar, düzenli ve temiz bir market. Hafta sonunu düşünüp başlıyorum bir iki alışverişe. Diyorum ben bu alışveriş merkezleri kadınlar için yapılmış bubi tuzağı! “aaa! O da bitmişti, bu da azalmıştı” derken dolduruyorum sepeti kasaya geliyorum. İki torba dolusu eşyayı arabaya taşıyorum ve bir de bakıyorum ki arabam Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi. Kapılar kilitli ama camlar açık! “Fesüphanallah!” diye kendime söverek arabayı çalıştırıyorum ve aklıma küçük bir şişe bile su alıp içmediğim geliyor…

Gece nöbetinden hem de hummalı bir nöbetten çıkmışım. Körfez Savaşı henüz başlamış. Havaalanı karmakarışık.

“Ah size havaalanı maceralarını da mutlaka yazmam gerek. Bambaşka bir dünyadır orası”

Sabah eve geliyorum. Ölü gibi yorgunum. Biraz kestirmenin hayalini kuruyorum ama akşama da sevdiğimiz aile dostlarımızı ağırlayacağız. Uyku sersemi alışveriş zor olur diye eve girmeden önce yakınımızdaki marketten içeri dalıyorum sabah tenhalığında.

İlk raflar süt ürünleri. Sütlere bakarken “yoğurt almam lazım” diye düşünüyorum bir yandan. Oniki saat ayakta kaldığım için uyuşan ayaklarıma mermer zeminin soğukluğu bir iyi geliyor, bir iyi geliyor! “Anaaaa!” Bir bakıyorum ayaklarım çıplak. Eve geldim diye marketin girişinde ayakkabılarımı çıkarmışım. Arkamı bir dönüyorum kasadaki kızlar kıkırdıyor. Allahtan devamlı alışveriş yaptığım yer ve benim deli halimi hoş karşılıyorlar. Beraber basıyoruz kahkahayı!

En üst kattaki komşuma kahve içmeye çıkıyorum. Ama yine vaktim kısıtlı. Kızım da on dakika sonra bize katılacak. Son basamakları çıkarken nedense cep telefonumu evde unuttuğumu sanıyorum. Hemen aceleyle kızımı arıyorum.

“yavrum cep telefonumu unuttum salonda gelirken alıver yanına” karşı tarafta önce bir sessizlik.

“anne, iyi misin? Cep telefonundan arıyorsun ya”

Sakın ha Alzheimer belirtileri bunlar demeyin. Hipokampus hücrelerimin henüz ölmeye başlamadığını kanıtlayacak kadar her şeyi iyi hatırlıyormuşum ama şu aceleciliğim ve yoğunluğum beni böyle “komik dalgın” yapıyor işte.


Hadi size bir de fıkra anlatayım gülün biraz.


İki yaşlı zat karşılıklı sohbet ediyormuş. Biri demiş ki; “vallahi kulaklarım iyi duymuyor, unutkanlıklarım çok ilerledi, bir şeyi bir yere kaldırıyorum sonra unutuyorum saatlerce arıyorum, yaşlandım artık”

Diğeri “aaaa! Benim kulaklarım gayet iyi, unutkanlığım da yok” demiş ve nazar değmesin anlamında kulağını çekerek yanındaki tahta masayı üç kere tıklatmış. Sonra dönüp kapıya bakmış ve; “kim o?” diye seslenmiş.


Kalın sağlıcakla ve hiç unutulmayın…


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de buna benzer ne dalgınlıklar yapıyorum bi bilseniz...Örneğin adı cep telefonu olan aygıtım hiç cebimde olmaz genelde tuvalet aynısı önünde unutulur ya da yatak altında sabahlar :)) bazen de tabak yerine çatal alırım mutfaktan :)) Bu yaşta böylesi hakketten pes! Gülümsetti yazınız,teşekkürler...Saygıyla efendim!

Serçe! 
 26.09.2008 22:08
Cevap :
Dalgınlıklarımız hep ara ara gülümsetiyor. Mühim olan bu dalgınlıklarla canımız yanmasın. Geçen ay yürüyen merdivenlerde neredeyse düşüyordum. Merdivenin bittiğini fark edemeyecek kadar dalgındım çünkü. Sevgiler ve mutlu bayramlar...  26.09.2008 23:52
 

Ben de geçen gün gözlüklerimi kaybettim evin içinde, meğer saçıma iliştirmişim:)) Ne kadar samimisiniz, gerçekten özgür martılar gibi yaızlarınız. Sevgilerimle ve iyi bayramlar dileklerimle...

Özlem Akaydın 
 26.09.2008 20:18
Cevap :
Samimi yazılan satırlar her zaman zevkle okunuyor. Sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum.  26.09.2008 23:50
 

Bugünkü hayat sahnesinde daha keyifli bir rol oynamışsınız. Teşekkürle, sevgiyle... MS

Mehmet Sağlam 
 20.09.2008 18:42
Cevap :
Umarım keyifli roller peş peşe kısmet olur hepimize, sevgiler...  21.09.2008 14:43
 

yaşanılan zaman kıyaslanıldığında insanlar genelde yapıcı olur, muhakeme güçlerini bir o kadar daha geliştirirler. BU da birçok olumsuzluk ve ümitsizliği hayatımızdan siler. Güzel ve ayrıcalıklıydı çalışmanız, teşekkürler. Selam ve sevgilerimle...

Yalnıztürk 
 19.09.2008 13:51
Cevap :
Haklısınız, dingin bir hayat daima pozitiflilik getiriyor. Dünyaya güzel bakıyorsunuz. En üzüntülü anınızda bile "her şey güzel olacak" diye umutlanabiliyorsunuz. Sevgiler...  19.09.2008 18:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 2562
Kayıt tarihi
: 17.06.08
 
 

Hayat benim için herkesin iyi kötü rolünü oynamaya çalıştığı kocaman bir sahne. Ben de bu sa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster