Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '14

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
264
 

Anne, ben de bebekken?

Anne, ben de bebekken?
 

Endişe ve korkudan değil, sevgi ve güvenden ebeveynlik...


Bu soruyu siz ne kadar duyuyorsunuz bilmiyorum ama, ben bebekleri yakından gözlemleyen 3,5 yaşındaki kızımın bol bol 'anne ben de bebekken emzik emiyor muydum?', 'anne ben de emekliyor muydum?', 'anne ben de mi konuşamıyor muydum?' sorularını sıklıklayanıtlıyorum.

Bu soruların kaynağı hem merak , hem yakınımızdaki bebekler olmakla beraber sanırım en büyük etken bir kardeşi olacağını öğrenmiş olması.

Her ne kadar kardeş soyut bir kavram olsa da merak 3 yaşındakilerin keşif kaynağı.

Uzmanlar kardeşe hazırlık sürecinde ilk çocukları hazırlamanın önde gelen yöntemlerinden biri olarak  bol bol bebeklik albümlerine bakmayı öneriyorlar.  Bu şekilde, pek çoğumuzun çocukluğumuzda dolaylı hikayelerle algılayabildiği, bebeklerin leylekler tarafından değil annelerinin karnından çıktığını öğrenme fırsatı yakalıyorlar.  Bebeklik fotoğraflarını keşfetmenin diğer faydası hem bebeğin ne kadar küçük ve bakıma muhtaç olduğunu, hem de kendisinin de o dönemde ne kadar çok sevildiğini zihnine yerleştirebilmesi.

İkinci çocuğunu kucaklamaya hazırlanan bir ebeveyn Koçu olarak, hem pratik hem faydalı bulduğum kaynaklardan biri Judy Dunn'ın 'From one child to two' adlı kitabı.

Dunn'ın önerilerinden bazıları;

- İlk çocuğa kardeşi olacağının söylenmesi; Bebeğin aileye katılması ile ilgili ne kadar ve ne tür hazırlık yapılması gerekliliği ilk çocuğunuzun yaş dönemine ve karakterine bağlı olsa da bu özellikler dışarıda tutulduğunda kardeşle ilgili fazla değil yaşına göre anlayabileceği kadar kısa ve net bilgi vermek yeterli. Çocuğunuz eğer soru sorabilecek yaşta ise sorduğu sorular kapsamında açık, net ve kısa yanıtlar vermeliyiz ki hem kafası fazla karışmasın hem de endişe kaynağı olmasın. Çocuklar bazen verilen bilgiye ilgisiz de kalabiliyorlar ki bu da çok normal bir davranış olarak kabul görmekte.

- Bebek de bir Birey:Hamilelikte bebek hareket etmeye başladığında ya da hıçkırık tuttuğunda çocuğunuzun göbeğinizi elleyerek onu hissetmesine izin verin ki o da bebeğin somut bir birey olduğunu anlayabilsin. Kardeşinin doğduğunda neye benzeyeceği, nelere ihtiyacı olacağı ve büyük çocuğunuzun isterse nasıl yardımcı olabileceğini anlatmak kendisinin de sürecin bir parçası olduğunu hissetmesine destek olacaktır.

- İlk çocuğunuzun kendi doğum sürecini anlatmak:Her ne kadar bizim jenerasyon doğumu masallardan öğrenmiş olsa da neyse ki günümüzdeki uzmanlar çocuklara basit ama gerçek bilgilerin aktarılmasından yana. Kızım  hamilelik ve doğum sürecindeki benim ve onun tüm fotoğraflarımıza bakmaya ve doktorun onu karnımdan nasıl çıkardığını, nasıl meme emdiğine  kadar tüm süreci detay detay dinlemeye bayılıyor. Tercih ediyorsanız doğum öncesinde hastaneyi ziyaret edip çocuğunuza yeni doğan ünitesini, hastane odalarını göstermek de hazırlığın eğlenceli bir parçası olabilir.

- Kitap okumak:Bebeklerin doğumu ve kardeş hikayelerini çocuk kitapları oldukça güzel ve bilinçli anlatıyor. Hem bebeklerin nasıl oluştuğu hem de bunun sadece kendisinin başına gelen bir olay olmadığını anlaması ve aşina olması açısından çok yararlı. Pek çok yayın evinde bebeklerin dünyaya gelişi ve kardeşlerle ilgili yayın bulunuyor.

- Bebeklerle iletişim kurmasını sağlamak:Çevrenizde yenidoğanlar ya da bebekler varsa, annelerinin onları nasıl emzirdiği, nasıl biberonla beslediği, yıkarken, uyuturken neler yaptıkları ve bebeklerin iletişim kurabilmek  için bol bol ağladıklarını kendi gözleri ile deneyimleyebilmesini sağlamak sürecin normalize olmasına olanak sağlayacaktır.

- Gerçekçi olmak:Bu benim en önemli bulduğum kısım açıkçası. Çocuklara kardeşlerinin olmasının toz pembe bir durummuş gibi aktarılmasını gerçekçi bulmuyorum. Çocuğa ilk bilgi verilirken kardeşin olacak ve seninle oynayacak deniliyor mesela. Sonra beklesin ki bebek onunla oynayacak.  Ya da sürekli bebeklerin ne kadar tatlı oldukları anlatılıyor ama gece bebeğin ağlaması ile uyanabileceği ya da annesinin geceleri kardeşine bakarken uykusuzluktan ötürü ertesi gün yorgun olabileceğinden bahsedilmiyor.

Tabi ki çocuğa felaket senaryosu çizmekten bahsetmiyorum ama koçlukta her zaman yaptığımız gibi objektif olmak ve farklı açılardan baktırmanın anne olarak güvenilirliğimizi koruyacağına inanıyorum.

Majör değişiklikleri minimize etmek: Önemli önerilerden biri de ev ve ilk çocuğunuzun hayatı ile ilgili  majör değişiklikleri minimize etmeye çalışmak. Örneğin okula başlamak, bakıcı değişikliği, taşınma, oda/yatak değişikliği veya tuvalet alışkanlığı gibi temel değişiklikleri elden geldiğince doğumdan birkaç ay önce gerçekleştirmek veya değişim ihtimallerini minimize etmek çocuğunuzun da sizin de yeni hayata uyum sürecinizi olumlu etkileyecektir.

Bunların hepsini yaptık, herşey yolunda gidecek mi?

Cevabımı tahmin ediyorsunuz...ebeveyn koçluğunda hep telaffuz ettiğim bir nokta, mükemmel ebeveynler olmaya çalışmıyoruz, sadece hata payımızı ve hata sıklığımızı azaltarak hem kendimiz hem de çocuklarımız için daha huzurlu ve mutlu bir yolculuğa hazırlanıyoruz.

Ebeveynliğin formülü yok! Çünkü her ebeveyn, her çocuk ve her ailenin doğası farklı ama unutmamalıyız ki ebeveynlik de pozitif olmak gibi öğrenilebilen bir beceri.

Şunu hatırlamakta yarar görüyorum biz ne kadar pozitif ve umut dolu olursak çocuklarımız da bizi bu şekilde modelleyecekler.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 155
Kayıt tarihi
: 18.06.14
 
 

Yasamima sihirli bir degnek gibi dokunan Koclugun bireylerin hayatinda arzu ettiklerinde degisimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster