Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
319
 

Anne ben geldim


Ayaklarında nerdeyse güç kalmamıştı. Bacakları sanki

kendiliğinden hareket ediyordu. On bir yaşındaki ciğerleri havayı

içeriye almadan dışarıya pompalıyordu. Nefes nefese kalmıştı.

Amcasının iplikçi dükkanından koşmaya başladığında

aklındaki tek düşünce biran önce onu görebilmekti, onu göreydi

isterse nefesi dursundu hiç umursamıyordu. Koşarken çarptığı insan-

lara bile dönüp bakmıyordu tek isteği yetişmekti. hızla dükkanların

önünden geçip Şıra Hanı’nın kapısına vardı.Biran durdu, baktı, içinden

“buradan gidersem daha kestirme olur” diye geçirdi, bir yandan da

korkuyordu daha önce tek başına geçmemişti .”Aman ne olacak.”dedi.

Hızla koşmaya başladı.Hanın içinden bir solukta geçip dar sokağa çıktı.

sokağı geride bırakıp ana caddeye vardığında karşıda hastaneyi görmüştü.

Kan-ter içinde hastanenin kapısına vardı, zor nefes alıyordu.Merdivenleri

hızla çıkarak kapıdaki görevliye “Anneme.”dedi. Ve duraksamadan merdi-

venlere yöneldi.Gücü tükenmişti birinci kata ancak varabildi. Sağdaki

koridorun sonunda, soldaki son odanın önündeydiler.Babası, ablaları ve

bazı komşuları hüzün dolu boş gözlerle oraya buraya bakıyorlar, konuş-

muyorlardı.Babası duvara yaslanmış, başını öne eğmiş öylece duruyordu.

O koca dev adam minnacık görünüyordu.Ablaları kapının yanında

bekliyorlardı.Kapının yanına gelene kadar onu kimse fark etmedi, usulca

ve birazda korkarak odaya girdi kapıda durdu.

Annesi, pencereye yakın bir yatakta yatıyordu, kolları iki yanda

ve sol kolunda iğneye bağlı ince bir hortum vardı. Hortum, yarı paslı beyaz

boyalı bir askıya asılı şişeye bağlıydı. içi ürperdi, korktu donup kalmıştı

hareket edemiyordu, odanın kapısında yere çakılı bir şekilde duruyordu.

O nu ilk fark eden büyük ablası oldu, yanına yaklaşarak

omuzlarından tuttu, eğilip onu kucakladı, saçlarını kokladı öptü, ağlıyordu

ama ağladığını belli etmek istemiyordu. ”Nasıl geldin. “ dedi. Cevap alamadı.

Gözlerini annesinin üzerinden ayırmadan “Anne” dedi. Sesi

öyle cılız çıkmıştı ki kendisi bile duyamadı.

Hızlı adımlarla yürüyüp yatağın ayak tarafındaki hemşireyi

geçerek annesine ulaştı. Çocukça bir düşünceyle ve istekle annesinin

gözlerini açarak ona gülümseyeceğini sanıyordu. Ayakta öylece annesine

baktı. Bütün heybetiyle karşısındaydı, sarılmak, öpmek, koklamak istiyordu ama bir yandan da korkuyordu.

Annesi hiç hareket etmiyordu

“Uyuyor“ diye düşündü.

“Anne ben geldim haydi aç gözlerini!” dedi.

Annesi o nu duymadı , duyamadı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiç bir çocuğun üzülmesine, göz yaşı dökmesine dayanamıyorum. Öleyim de böyle sahneleri görmeyeyim.Ya da hiç bir çocuk bu sahnelerin başrolü olmasın. Sevgilerimle meslektaşım.

SINIR 
 05.11.2009 21:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 396
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

1959 Şanlıurfa doğumluyum. Beden eğitimi öğretmeniyim. Çocuk yaştan bu yana spor, resim ve şiirle uğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster