Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
466
 

Anne benim çok işim var çokkkkk!

Anne benim çok işim var çokkkkk!
 

Kapının zili çalıyor, gelen bizim yorgun savaşçı olmalı.

Açıp bakıyorum evet o.

Hemen başlıyorum,

‘’Hoş geldin Ecemmmm…. Hoş geldin kültür mantarımmm…. Hoş geldin zekâ küpümmm…’’şeklinde diller dökmeye.

Hani maksat Ece neşelensin, yüzü gülsün. Kolay değil her gün sabahın 6’sında kalkıp bu saatlere kadar aynı tempoyu sürdürmek.

‘’Hoşbulduk, hoşbulduk’’

Şeklinde kısa kısa ve çabuk söylemlerle kendini içeriye zor atıyor.

‘’Kurt gibi açım anneeee ve çok uykum var’’ der demez kendini yatağının üzerine bırakıyor.

‘’Sen sormadan ben söyleyeyim anne, günüm iyi geçti, dersler fena değildi, matematikten soru çözdüm, sosyalden konu anlattım, İngilizceden artı aldım vs.vs.’’

Hani gelir gelmez ben soruyorum ya günün nasıl geçti, dersler nasıldı diye, ezberledi çocuk artık, kendiliğinden anlatıyor olanı biteni.

Sonra devam ediyor,

‘’ Of anne yaaa yine çokkk işim var benim çokkkk... Daha yemeğimi yiyeceğim, derslerimi yapacağım, testlerimi çözeceğim, performans ödevim için malzeme alacağım, dershanedeki ödevlerime göz atacağım’’

Hafta sonu ve hafta içi iki gün daha dershane de olanları saymaksak bu senaryo haftanın beş günü aynı.

Daha bunlar yetmiyormuş gibi sosyal faaliyetlere giden veya gönderilen çocuklar da var.

Şöyle durup bir düşünüyorum ve acıyorum şimdiki çocuklara. Aslında acımak kelimesi yanlış oldu üzülüyorum demek daha doğru bir tanım olacak. O dur durak bilmeden yarış atı gibi koşturmalarına.

Okuldan gelip bir yemek yeme zamanı kadar kendilerine ait bir zaman lüksüne sahipler, sonra hemen okul derslerini yapmaya koyuluyorlar. Şayet bir de performans ödevi, faaliyet ödevi varsa o da az olan işlerinin bonusu oluyor. Çünkü dışarı çıkıp fotoğraf çekmeleri gerekiyor, malzeme almaları gerekiyor, bilgi toplamaları gerekiyor. Bunlarda ciddi bir zaman alıyor onlar için.

Okul dersi bitip dershaneye gidilecekse oraya hazırlanıyorlar, dershanenin ödevlerini yapıyorlar, yok eğer o gün dershane yoksa evde zekâ küplerini, yaprak testlerini çözme gibi bir zorunlulukları var. Sürekli dershanelerden, kitapevlerinden ekstre test kitapları, yaprak testleri takviye ediliyor.

Bu şekilde öyle bir çarkın içine girmiş durumdalar ki, koşturma halinde olmasalar çarkın içinde yer almaları mümkün olamayacak. Sistem bunu gerektiriyormuş. Bu küçücük yaşlarında omuzlarında taşıdıkları sorumlulukları ne kadar da ağır yavruların. Yine de yılmadan, bezmeden çabalarını sarf ediyorlar. Takdir etmek gerekiyor her zaman. Belki profesyonel bir göz için normal olan bu, olması gereken bu olabilir ama ben de bir anne gözüyle değerlendirme yapıyorum kendimce. Oysaki siz beni eğitim konusunda ona karşı bir görseniz kesinlikle taviz vermiyorum ama içten içe de bu duyguları taşıyorum.

Memnun etmeleri gereken, onlardan çok şey bekleyen kişiler o kadar çok ki etraflarında. Okullarına, ders öğretmenlerine, dershaneye, anne babaya karşı sorumlulukları ve bir de bu grubu aldıkları notlarla memnun etme kaygıları taşımaktalar.

Acaba çok büyük beklentiler içerisinde miyiz çocuklarımıza karşı toplum olarak.

Bence EVET bunun cevabı.

Ece’den duyduğum, gözlemlediğim bazı olaylar neticesinde çocuklar henüz kendileri için okuduklarının farkında değil gibiler. Acaba yaşları gereği mi ya da üzerlerine kurulan baskılardan kaynaklanan bir durum mu bilmiyorum.

Mesela;

Sınıflarında Türkçe yazılı sonuçları açıklanmış, arkadaşlarından biri teneffüste hemen annesini arayıp

‘’Anne Türkçeden ……. notu aldım..Sevindin mi anne.Çok mu sevindin’’ şeklinde sorduğunu anlattı.

Bir başka zaman bir diğer arkadaşı zayıf olan dersi için ‘’Bari bu yazılıdan iyi bir not alayım da annem sevinsin’’diyormuş.

Ece de daha küçük sınıflardayken bir gün buna benze bir şey bana demişti. 90 aldığı bir dersten sevindim mi diye sorduğumda, ‘’yooo ben sen seviniyorsun diye seviniyorum ‘’ demişti.

Bana göre aslında bu durum ciddi bir sorun. Biz velilerin bunu bilinçli olarak düşünmemiz gerekiyor ve durumları ne olursa olsun onlara hoşgörülü desteğimizi hissettirmemiz gerekiyor.

Onlar hayat mücadelesinin henüz daha başında. Belki erkenden bunu bu şekilde öğrenmeleri bilmeleri, hayatlarının ileriki safhalarında onlara kolaylık sağlayıp yardımcı olacaktır. Bu kadar eğitimin sonucunda da bunun tersi söylenemez, aksinin olması söz konusu bile olamaz zaten.

Allah tüm çocuklarımızın yolunu ve zihnini açık etsin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukların işi gerçekten çok zor.Çevremde çocuk sahibi olan ailelere bakıyorum da.Çocukları için herşeyin en güzelini,okulda,yaşamda başarılı olmalarını istiyorlar.Belki normal bir istek ama bu arada çoçuklar en güzel yaşlarını yaşayamadan bir bakıyorlar ki genç olmuş üniversiteyi kazanma ya da kazandıkları üniversiteyi bitirme derdine düşmüşler.Şimdi ki çocukların hepsi birer ağır işçi adeta... Sevgilerimle

Işın Çavdar 
 12.12.2007 2:08
Cevap :
Söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum Işın hanım..Aileler biraz bu konularda fazlaca yükleniyorlar sanırım.Ben kendimden biliyorum yaptığımız hatayı...Bir zamanlar pedagoğa götürdüm kızımı, doktor kızımı normal bulup beni aşırı mükemmelliyetçi bir anne buldu ve çocuğuma verdiğim zararı anlattı..Dediğiniz gibi onlar zaten ağır birer işçi birde bizler bu şekilde dahada ağırlaştırıyoruz sanırım..Teşekkürler sevgilerimle.  12.12.2007 15:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 529
Toplam yorum
: 2369
Toplam mesaj
: 481
Ort. okunma sayısı
: 3576
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

İstanbul'da doğmuşum... Dünyalar tatlısı bir kızım var... Herkesi kolay kolay sevemem... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster