Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '07

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
496
 

Anne fedakârlığı

Anne fedakârlığı
 

Annesini boğarak öldüren gencin haberini tüylerimiz diken diken okuduk.

Bu ne ilk ne de son.İnsanımız cinnet geçiriyor.Maddeci olduk ya. Yaşamak için öldürüyor. Kendisinden başkasına yaşama hakkı tanımıyor. Annesine bile.

Onlar bir dakika bile evlatlarından ayrı yaşayamazlardı. Bizse arayıp sormaz olduk.

Peki, anne öyle mi? Asla.

Hayatını evladına feda edenler var. Öykü de olduğu gibi.

“Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını dondu ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu...Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı.Hıçkırıyordu... Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak
- "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..."
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı.
Annesi, her zaman ona;
- "Genç insanların arasına karışmalısın" diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.
Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
- "Hiçbir şey yapılamaz mı?" diye sordu.
Doktor;
- "Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir" dedi.
Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı.
İki yıl geçti bir gün babası
- "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır" dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı.
Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.
Yıllar geçti, bir gün babasına gidip sordu:
- "Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım..."
—Bir şey yapabileceğini sanmıyorum" dedi babası.
—Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil...
Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi.
Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi... Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.
—Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası.
"...ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?"

Böyle öyküleri okuyup anlamaya ihtiyacımız var.

Zamanla gevşeyen bağlara kaynak oluyor.

Hayat meşgalesi içerisinde katılaşan kalplerimize iyi geliyor.Unuttuğumuz, yitirdiğimiz bir şeyleri yeniden hatırlıyoruz.Gözyaşlarımızla bazı kirlerin temizlendiğini anlıyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 574
Toplam yorum
: 543
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 884
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Samsun Yazarlar Derneği (Kurucu) Başkanı. 12 kitabı neşredildi. Türk Güreşinin Sembol ismi Yaşar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster