Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '11

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
957
 

Anne filin sakat yavrusuna bağlılığı – Video

Anne filin sakat yavrusuna bağlılığı – Video
 

Allah yavru hayvanları müthiş sevimli yaratmış.


Kenya düzlüklerinde sıcak bir yaz günü. Bölgenin tek sürüsü kendilerine yiyecek bulmak için yola çıkmışlar. Bu sürünün lideri dişi bir fil. Dişi fil doğum yapar ve yavru fil ayakta durmakta zorlanır. Çünkü ön ayaklarında oldukça ciddi bir hastalık vardır. Yavru filin ayakları içeriye doğru kıvrıktır. Ve bu yüzden ayağa kalkamaz. Bölgede araştırma yapan ekipler yavru filin kesin olarak öleceğini düşünürler. Dişi fil sürüden ayrılır çünkü artık bakacağı sorunlu bir yavrusu vardır. İlerleyen günlerde sakat filin ayakları düzelmeye başlar. Annesinin gözetimi altında ayağa kalkmaya çalışır. Yorulmadan ve pes etmeden devam eder. Ve sonunda bir mucize gerçekleşir, bu linkten videoyu seyredebilirsiniz: 

http://www.belgeselizle.org/belgeseller/Anne-Filin-Sakat-Yavrusuna-Bagliligi-1155.html 

Videoyu seyrettiğinizde hem anne filin hem de kardeşinin ne kadar fedakâr davrandıklarını, sürüden ayrılarak kendi canlarını tehlikeye attıklarını göreceksiniz. Peki hayvanlardaki bu müthiş fedakarlık örnekleri evrimle ve tesadüflerle açıklanabilir mi? Canlılar, varlıklarını sürdürmek ve üreyebilmek için evrimcilerin iddia ettiği gibi bir "savaş" vermezler; aksine diğer canlılara karşı son derece "fedakar" tavırlar sergilerler. Aslında teorinin kurucusu olan Darwin'in kendisi bile bu mantık hezimetinin daha başından beri farkındaydı. 1859 yılında yazdığı "Türlerin Kökeni" adlı kitabında, teorisi ile ilgili endişelerini şöyle dile getiriyordu: 

"İçgüdülerin birçoğu öylesine şaşırtıcıdır ki, onların gelişimi okura belki teorimi tümüyle yıkmaya yeter güçte görünecektir."  

Canlılarda görülen fedakârlık örnekleri, bilimsel bir kılıf altında ortaya atılan evrim teorisi'ni büyük bir açmazda bırakır. Eğer doğa, Darwin'in iddia ettiği gibi zayıflarla beceriksizlerin elendiği ve her bireyin yalnızca kendi yaşamını düşündüğü bir yerse, neden canlıların tümü yavrularını beslemek, büyütmek için bu kadar enerji ve zaman kaybetsinler? Hiçbir şuura, akla, karar verme, muhakeme ve yargı yeteneğine sahip olmayan canlıların birbirlerine karşı böylesine bir düşkünlük göstermeleri, bunun yanı sıra bu düşkünlüklerini son derece akılcı plan ve tasarımlarla ortaya koymaları tek bir gerçekle açıklanabilir: Bu canlılar yaratıldıkları ilk andan itibaren kendilerine verilen ilhamla hareket etmektedirler. Onlar kendilerini yaratan Rablerinin emri ve denetimi ile yaşamlarını sürdürmektedirler. Kuran'ın Hud Suresi'nde bu gerçek şöyle bildirilir: 

O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. (Hud Suresi, 56) 

Blog sayfam: http://birgo.mynet.com/erkan-arkut-tan-guncel-yazilar 

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1617
Toplam yorum
: 359
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1478
Kayıt tarihi
: 24.11.10
 
 

Bir firmada CEO olarak çalışmaktayım. Sizinle hobilerimi, düşüncelerimi, izlediğim filmleri, tattığı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster