Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aşk Yazarı Mustafa Çifci

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

22 Temmuz '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
36
 

Anne kucağı

Anne kucağı
 

Fotoğraf, Mustafa Çifci


Çoğumuz annemize daha çok yakın olduğumuz doğru. Çünkü annelerin kucağı daha sıcak ve daha korunaklıdır. Belki de, çoğumuz doyamadık o sıcak, o şefkatli anne kucağına. Ve bütün çocuklar hasret annesinin o sıcak kucağına. Belki de, o sıcak, o büyülü sevgiye aç olduğumuz için, sevgiden uzak bir yanımız var. Çünkü ilk önce anne kucağında öğreniyor insan, insan sevgisinin büyülü halini. Ve yaşamda en çok çocuklar acı çekiyor, o kucaktan uzakta kalan çocuklar hissediyor sevginin yokluğunu.

Son günlerde yine annemin sıcak kucağını düşünüyorum. Oysa şimdi annemin kucağından çok uzaklardayım ve babamı kaybedeli yıllar oldu. Ne zaman çocukların ağlayışını görsem, sevgiye hasret oldukları aklıma geliyor. Ne zaman suçlu diye polislerce tutulan gençleri, sokaklarda dilenen, bir şeyler satmaya çalışan küçük çocukları görsem, tariflere sığmayan bir acı dolduruyor yüreğimi. içim bir hoş oluyor. Sessiz bir köşede, bir şeyler yapamamanın verdiği eziklikle ağlamak geliyor içimden. Gözlerim doluyor, boğazıma bir şeyler düğümleniyor. O çocukların hepsinin annelerinin o sıcak kucağından uzak kaldıklarını, belki de sevgisizliğin bir sonucu olarak dünyaya geldiklerini, belki de sevilmeyen çocuklar oldukları aklıma geliyor ve günlerce içimde kırılan bir şeylerin ezikliğini duyuyorum.

            Çünkü sevginin yokluğunu hiç bir şey kapatamıyor.

            Sevginin yokluğunu hiç bir şey gideremiyor.

            Sevgisizliğin boşluğunu kin ve nefret duyguları dolduruyor.

            Sevgisizlik içinde büyüyen çocuklar önce kendilerine zarar veriyor, sonra çevreye.

            Sevgisizlik topluma şiddet olarak geri dönüyor. Ve çocukların kendi evlerinde, kendi yuvalarında istenmediklerini anlamaları ne kadar acı değil mi? Böylesi çocukların sağlıklı bir geleceklerinin olması beklenebilir mi? Çocuklar gülemiyorlarsa, yetersiz beslenmekten gelişemiyorlarsa, gençler yarınlarından umutsuz ve mutsuz iseler geleceğin daha güzel olacağını söylemek mümkün mü? Çünkü geleceğin yolunu çizecek çocuklarımız ve gençlerimiz.

            Mutsuz evlilikler, aşksız ve tutkusuz birliktelikler yaratmayalım. Bir şeylerin uğruna ya da birileri istiyor diye evlenmeyelim. iyi gitmeyen bir şeyleri inadına sürdürmekle ilerde ağlayan bebeler yaratacağımızı aklımızdan çıkarmayalım. Sevgiden, ana kucağından uzakta büyüyen çocukların geleceklerini hepimiz biliyoruz artık.

Bitmeyen özlemlerimiz ve düşlerimiz geleceğin daha iyi olması üstüne kurulu. Yarınlara dört elle sarılabilmeyi, zorluklarla yılmadan savaşabilmeyi ve sorumluluk alabilmeyi, insan ilk önce anne kucağında öğrenmektedir. Eğer yaşantımızda tutunabildiğimiz sıcak bir el, yüreğimizi dökecek gerçek dostlarımız yoksa yaşam ne kadar boş ve ağır. Bu ağır yükü hafifletmek ve boşluğu doldurabilmek için her şeyi sevmemiz gerek. Çünkü sevgi, anahtardır. Sevgi, her şeyin ilk adımıdır. Yüreğimizin en çok ihtiyaç duyduğu besini sevgidir.

Bu yüzden çocuklarımızı sevgi içinde büyütelim. Çocuklar geleceğimizdir. Onları çok sevelim ve eğitimle bilinçli bireyler olarak yetiştirelim. Onlara yaşamı sevdirelim, yaşamdan zevk almasını öğretelim. Çünkü sevgiden uzak olmak, hayatı anlamsızlaştırır. Sevgiden yoksun kalmak boşluk ve karamsarlık doğurur.

Unutmayalım, hepimiz anne- baba olabiliriz. Çocuk yapmanın, hatta fazla çocuk yapmanın marifetle bir ilgisi yok. Aksine, bilgiyle, bilinçle ilgisi var. Önemli olan, onların her yönüyle sağlıklı, verimli büyütebilmektir. Önemli olan, anne ve babaların bu sorumluluğun farkına varabilmeleri, bilinçli olmaları, çocuklarının gereken eğitimi almalarını sağlayabilmeleridir.

Çocuklarınızı ilk doğumundaki, o tatlı, heyecanlı sevgiyle büyütelim. Onları bir başkasının çocuklarını örnek alarak değil, oldukları gibi kabul edelim. Yaşamın içini boşaltmadan, her gün biraz daha yaşamın güzellikleriyle dolduralım. 

Gücümüz oranında çocuk sahibi olalım. Doğum kontrolleri için utanmayalım, danışalım. Çocukların gelişimiyle ilgili kitaplar okuyup, kendimizi yetiştirelim. Onların ne kadar sağlıklı yetiştirebilirsek gelecekleri de o kadar iyi olur. Kötü alışkanlıklara meydan vermeden güzel sanatların yapıcı ruhuyla, yaratıcı yönlerini keşfetmelerine olanak sağlayalım. Sevdiği mesleklere yönlendirelim. Hatalarının üstünde fazla durmayalım. Hatta insanlara özgü davranıştır. Onları anlamaya çalışalım. Bunun yolu ise hoşgörüden geçer. Biraz ilgi, biraz sevgi olduğunda yapılamayacak şey yoktur.

Ve bazen de,  kendi çocukluğumuzu hatırlayalım.

Ya siz neler isterdiniz anne- babanızdan. En çok ne isterdiniz? Onlar neyi yaparlardı? Sizi yeterince anlayabiliyorlar mıydı? Ya siz kendi çocuklarınızı anlayabiliyor musunuz? Onlarla aranızda aşılmaz dağlar, geçilmez geçitler var mı?

            Yoksa siz unuttunuz mu çocukluk günlerinizi?

            Annenizin sıcak kucağını unuttunuz mu?

            Hiç özlemiyor musunuz eski günlerinizi?

            Yeniden çocuk olmayı özlüyor musunuz?

Unutmayın, çocuklarınızın yaşları ne olursa olsun, sizinle konuşmayı, elinizden tutmayı özlüyorlardır onlar.

            Haydi, bu gece onlarla birlikte olun. İsterseniz bütün ailenizi bir arada toplayın bu gece.  Birlikte yemek yiyin. Biliyorsunuz, tüm ailenin yemekte, aynı masada olabilmesi çok güzeldir. Bu birlikteliği sağlayın bu gece. Ya da sadece çocuklarınızı toplayıp, onlarla eskilerden konuşun isterseniz. İlk doğdukları anı anlatın onlara. Ya da kendi çocukluğunuzu anlatın. Kendi annenizi anlatın. Hüzünlenin biraz bu gece. Hüzünlenseniz de ailenizle paylaştığınız bu birlikteliğin sonunda sizi mutlu edecek bir şeyler olacaktır. Sizi mutlu edecek bir şeyler mutlaka olacaktır çünkü birliktelik en büyük güçtür. İçinizden geliyorsa kahkahayla gülün bu gece. Gözleriniz doluyorsa ağlayın bu gece. Saklamayın gözyaşlarınızı, silmeyin. Ağlamak ve hüzünlenmek, sevinçten gülebilmek insana yakışan en güzel duygulardır. Aklınıza ne geliyorsa ortaya dökün bu gece. Gizli saklıda hiç bir şey kalmasın. Uzun zaman söyleyemediğiniz, sakladığınız sırlar varsa söyleyin bu gece. Aranızdaki bütün engelleri kaldırmak, konuşmakla olacaktır yoksa anlaşmak nasıl mümkün olur. Dertleşmezsek, dertlerimizi kimler bilecek. Sevgi köprüsü zamanında kurulamazsa, sonunda bitmez, unutulmaz acılara neden olabiliyor. Evden kaçanlar, kötü yola düşenler ve hatta bazen intihar edenler bile çıkabiliyor. Tüm bunların temelinde sevgiden yoksunluk yatmıyor mu? Yalnızlık duygusunu yaşayan çocuklar nasıl sağlıklı yetişebilirler. Yalnızlık duygusu, insanın kendisini değersiz hissetmesine, kendi dünyasının içinde kaybolmasına yol açmaktadır.

            Siz bilir misiniz bu duygunun neleri yok ettiğini?

            Siz bilir misiniz, kimsesizliğin ne demek olduğunu?

            Gözyaşını tanır mısınız siz?

            En son ne zaman ıslandı kirpikleriniz, ne zaman dağlandı yüreğiniz?

            Farkına vardınız mı, yalnızlıkta gece ile gündüzün pek fark etmediğini.

            Her gün yeniden doğup batan güneşin farkına varabildiniz mi?

Çocukların kötü davranışlarından anne- babalar sorumlu değil midir? Sorumludur çünkü çocuklar içinde bulunduğu ortama göre yetişmektedirler.

Bu gece çocuklarınızı daha çok sevin. Onlar, sizi kızdırsalar da,  unutmayın siz büyüksünüz, bağışlayın. Onlara kızmayın. Onlar hata yapabilir ya da yanılabilirler. Unutmayın, çocuğunuzu dünyaya getirirken kendisine sormadınız. O, sizden bir parça. Ve sevişirken eşinizle, bir çocuğun geleceğini düşünmediyseniz şimdi düşünmeye mecbursunuz. Ve sakın ola “kaza” diye sorumluluktan kaçmaya kalkmayın, kaçamazsınız.  

Bu gün kaçsanız bile, yarın yaptığınız hata dolaylı yoldan size geri dönecektir.

            (03.03.2000- Tarihinde yazdığım bir yazı)

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 513
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster