Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
579
 

Anne olmak ne zaman bir 'tercih' oldu?

Anne olmak ne zaman bir 'tercih' oldu?
 

'ANNE OLMAK' TERCİH Mİ? GEREKLİLİK Mİ?

Annelik ne zaman bir ‘tercih’ halini aldı. Sanırım bizde o zaman ayar bozuldu!

Dünyadaki tüm kadınları gözümün önüne getirmeye çalışıyorum. Köylüsü, şehirlisi, doğulusu, batılısı, okumuşu, okumamışı, cahili, abdalı. Bir film yapmaya çalışıyorum kafamda, kadınlar arası hiçbir sınıflandırma yapmadan. Geçmiş kadın yaşamlarına ait. Fragman hesabı görüntüler oluşuyor sadece. Her can alıcı sahneden bir kare, arkadan en damarlısından bir fon müziği. Kız çocuk doğar, büyür, evlenir. Çocuk doğurduğu için kadına 'anne' sıfatını eklerler. Hatta kimi yerlerde kadın, erkek çocuk doğuramadığı için ona ‘anne’ sıfatını bile layık görmezler.

Ama bahsedeceğim konu bu değil. Başta ta belirttim ya ‘seçimler’!

Yani bakıyorum geçmişteki biz kadınların yaşamına, doğanın gereğiydi anne olmak. Evlenince 1 seneye kalmaz hadi bilemeden 2 seneye bir çocuk doğruluverdi. Ve belki peşi sıra diğerleri. Arka arkaya yapmak makbuldü, birlikte büyülerdi. Yoldaş olurlardı birbirlerine.

Etraftan hiç öyle ‘eeee çocuk ne zaman’ baskısı yoktu. Sorulmazdı. Sorulmaya gerek kalmazdı! Olmaması tuhaftı. Olmuyor olmasının tek sebebi kısmetinin bağlanmış olmasıydı. Hocalara, üfürükçülere gidilirdi. Sorun çözülürdü. Çünkü herkes bilirdi ki; bir kız çocuğu vakti gelip evlenince, çocuk doğurmakla yükümlü! Başka seçim şansı olmazdı!

Sanayi devrimi hayatımıza girdi. Seçme seçilme hakkı, kızlarımızı okutalım vs. derken okuduk, bilgilendik, dile geldik. Artık söyleyecek sözümüz çok, bizi dinleyecek birilerini bulmak zordu!

Nasıl ki kız çocukları masal prensesi sanır kendilerini. Oğlanlarda çocuk. Doğal olarak onlarda prenstiler. Bizler gibi masallarla büyütülmüş oğlan çocukları yaşadı ilk şoklarını. Onlar evlerine güzel prensesler götürmeyi beklerken, ‘dilli Fatma’lar buldular karşılarında. Onlar konuşan kadın görmediklerinden mi, kadın daha önce dile gelmediğinden/ gelemediğinden mi? Bilinmez bir karmaşa koptu ortalıkta.

Erkeklerin ağzına sakız olmuş ‘Beğenmiyorsan ananın evine’ lafı balon olup ağızlarında patladı. Beğenmeyen kadınlar, analarının evine değil, adliyenin yolunu tutacak kadar akıllıydı! Haklarını yemeyelim, bizim okutulmaya layık oğullarımızda ‘ nato mermer, nato kafa’ değildi hani. Anladılar kısmen ananın evi ile adliye evi arasında ki farkı. Anlayanların bir kısmı anlamayanlara anlattı. Anlayanların diğer kısmı anlamamış olmakla kaldı. Biz yeniden dönelim anneliğin ‘tercih’ olma şıkkına.

Günler, haftalar geçti. Haftalar, aylara, aylar yıllara döndü. Kadın dillenmeye, erkek diklenmemeye alışmaya çalıştı. Geçen zaman içinde erkek tek vasfının eve ekmek getirmek olmadığını, kadın tek vasfının anne olmak olmadığını anladı.

Ne zaman ki tercihler çıktı. Biz kadınlarda ayar bozuldu.

Eski, yeni nesil ayrımı yapma gereği duymadan yazıyorum: Erkekler tek vasıflı kalmayı tercih etti. Yeni nesil kadınlar tüm vasıflarının yanına anneliği de ekledi! İçgüdüsel mi, nostalji olsun diye mi, tamamen tercihten mi bilinmez. Sonra ne oldu? Çevresinde zaten topu topu 1–2 çocuklu ailenin deneyimlerinden faydalanmaya çalıştı. Biraz şanslıysa okudu, araştırdı. Hiçbir yerde derdine çare bulamayınca forumlara saldırdı. (Not: Forum ile kastedilen internet forumları ama siz alışveriş forumlarını da bu tanımda kullanabilirsiniz;)

Yazının başından beri yazıyorum. Annelik ‘tercih’ oldu. Bizde ayar bozuldu.

Çünkü her tercih, biz kadınlar için sorumluluk demekti.

Bu sorumluğu üzerimize aldıysak, görevi en afililisinden tamamlamak gerekliydi. Bu ‘görev’ gördüğümüz süre de ömür boyu. Annelikten emekli olunmuyor malum! Okul, iş, eş, kariyer derken araya birde çocuk sığdırdık ki; ‘çocukta yaparım, kariyer de marşımız oldu bir dönem. Sonra bu marş yormaya başladı. Dışarıdan bir şekilde yardım alanlar bunu kısmen başardı ama her şeyi ben yaparım, her işe ben koşarım diyen mükemmeliyetçi grup attığı havluların altında kaldı.

Yolculuğunda ya eşinden, ya işinden, ya kendinden vazgeçip çocuğu için en mükemmelini yapmaya devam etti.

Ne zaman ki tercihler çıktı, bizde ayar bozuldu.

Normal doğum mu, sezaryen mi ile başlayan evlat sahibi olma süreci, bebek bezinden tutunda, yediği, içtiği, giydiği süreç bitip okulu, öğretmeni vs. devam etti, ediyor, edecek. Tercihler hiç bitmiyor. Sizi bilmem ama artık bu tercihler beni yormaya başlıyor. Anneliği tercih ettim. Bende ayar bozuldu ;) Neyse ki her işe benden önce koşan mükemmel bir eşe sahibim. Henüz onun ayarı bozulmadı:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende de ayar bozuldu, herhalde kendimden vazgeçeceğim en sonunda, en kolayı bu. Havlu atmadan devam etmenin bir yolu yok mu? :(

Görünen A 
 26.02.2010 11:37
Cevap :
mutsuzluğa, üzüntüye HAYIR! Aman surat asmak yok öyle, evet zor bir süreç ama her zorluğun bir mükafatı var bilirsiniz. Havlu atmamanın yolunu yardımcı kadın yardımı almakta buldum. Başkalarının yapabileceği işleri bizzat kendimizin yapmasına gerek yok. Eş olmak ve anne olmak dışında:) Sevgiler.  26.02.2010 11:54
 

Yazdıklarınıza katılıyorum. Çünkü bende anneliği tercih ettim, bende de ayar bozuldu:)

mea culpa 
 05.02.2010 20:33
Cevap :
7 X 24 ALO Ayar Düzeltme Servisi Buyruuuuuun:)  26.02.2010 11:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 119
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1378
Kayıt tarihi
: 11.02.09
 
 

Ben kimim? Tüm sıfatlarımın dışında doğduğum günden beri bu sorunun cevabını bulmak için sürekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster