Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '08

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
1526
 

Anne var... Annecik var...

Anne var... Annecik var...
 

netten...


Akılsız başın cezasını ayaklar çekerdi ya hani ?

Şimdi… Akılsız başın cezasını çocuklar çekiyor...

- Az iç, zıkkımın kökünü iç, çalış da para kazan bak iki tane çocuk ne yer ne içer hiiiiç…

- Bir sus be, dır dır dır, çalışmıyorum ulan, beğenmiyorsan defol git ananın evine.


- Giderim, daha yaşım kaç be, genç kız gibi gezerim ortada hahayy, derdine yan.

- Al defol piçlerini…

- Yok ya, ben onları babamın evinden mi getirdim de götüreceğim, kal 2 veletle de gör hanyayı konyayı...

Nasıl bir bencillik ki bu ?

Anlaşamazsın ayrılırsın, hatta büyük aşkla evlendiğin o insandan nefret bile edebilirsin.

Ama çocuk… Sırf onun da bir parçası diye ondan nefret etme hakkın var mı ?

Sanki hiç olmamış, hiç dünyaya gelmemiş gibi…

Yok gibi.

Çarşıya iniyoruz.

Ben gelmeden bir hafta önce başlamış kızıma beni sormaya.

Annen nasıl ?

Nasıl biri ?

Güzel mi ?

Ben yazlığa gittiğimde O'nun ablasıyla benim kızım, hem küçük hem de erkek diye, oyun odalarına almamışlar onu çok sıkkındı canı.

Benden de utandı ilk anlarda, yanıma yaklaşmıyor.

Ben yorgunluk çayı içerken, kapı eşiğindeki taşa oturmuş utangaç bir sırıtışla kendi kendine konuşuyor bir elinde de benim sandaletlerim.

Bırak onları pis onlar gelsene yanıma diyorum.

Hiç oralı olmuyor, olmaz çok güzel bunlar mavi boncuklu ben bunlarla oynayacağım…

Giderken götürdüğüm boyama dergileriyle dikkatini çekiyorum yavaş yavaş yanaşıyor yanıma nasıl da ürkek, nasıl da sevgiye aç.

Anneleri terk ettiğinde ablası 6 kendisi 2 yaşındaymış.

Küçük bir yer ada, anneleri de fazla uzakta değil fiilen, hemen yan binada.

Ama ruhen uzak.

Bir yabancıdan bile yabancı.

Ablası diyor ki, geçen gün apse yaptı kardeşimin dişi şişti, ateşlendi, bir kez bile gelmedi, yengem verdi hep ilaçları.

Konuyu değiştiriyorum çünkü ne diyeceğimi bilmiyorum yine.

Ve... Çarşıda gördüğümüzde anne dememize çok kızıyor... En çok bunu merak ettim, babanneye sordum neden kızdığını, meğer haspam kendini adaya gelenlere bekarım diye tanıtıyormuş, derdi o.

Ufaklık ertesi gün iyice alışıyor bana.

Birlikte denize iniyoruz.

Heves ediyor birden, belki de kızıma benim de annem var demek istiyor.

Elimden kurtulup, annesinin evinin önünde bağırmaya başlıyor.

- Anneeee…

- Anneeee…

Bir yandan da bize dönmüş mahcup bir tavırla; -Sabah ekmek almaya giderken gördüm valla evde :(

Boşver hadi gidip önce dondurma yiyelim diyorum.

5 yaşındaki çocuğun kıvrılmış dudağından dökülen sözler kalbime saplanıyor bıçak gibi.

- Allah belasını versin senin gibi annenin… Bize dönüyor yine; - Hadi gidelim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben mi duygusalım bugünlerde yoksa bu yazıya gözleri dolmayacak biri daha varmı bilmiyorum... Mutsuzluk kötü ve bu yaşta anne eksikliği hissetmek çok daha acı... ben anneliğin anne hislerinin her kadında olduğunu sanırdım... Son zamanlarda öyle şeyler duyuyoruz öyle şeyler yaşıyoruz ki ne kadar yanıldığımı şimdi anlıyorum...

picolee 
 28.11.2008 10:42
Cevap :
Maalesef her kadında yok, bazen hiç doğurmadığı halde anne yürekli kadınlar görüyorum bazen de doğurmakla ana olamamışları işte böyle...Zahmetin ve ilgin için tekrar teşekkür ediyorum, sevgiyle  28.11.2008 11:13
 

Şu kısacık hayatımda (varlığın sonsuz yaşamı içinde) ne analar gördüm alemlerde tek gözlü, kanatlı, sürüngen, kötü kokan, biçare... doğanın içinde daha uzun yaşasamda onların gibi geri kalanlarınıda görsem....ŞU koskaca yaşamımda ne analar gördüm insanlığın içinde utanç, sızı, öfke, intikam duyguları uyandırdı içimde...ZORDUR İNSAN OLMAK ÇOK ZOR! KONUŞABİLMEK, DİPLOMA SAHİBİ OLMAK, ÇOK ZENGİN OLMAK, DOĞURMAK YETMEZ... YÜREK İSTER KOCAMAN YÜREK...Sevgilerimle

RMZSM Meliha Karaoğlu 
 14.11.2008 8:37
Cevap :
Ne güzel söylemişsiniz Meliha hanım ne kadar doğru...İnsan gibi insan olmak için diploma vs yetmiyor, ana olabilmek için de doğurmak...Çok teşekkür ediyorum değerli katkınıza varolun, sevgilerimle  14.11.2008 9:11
 

Ülkemizde evlenmekten kolay bir şey yok...İki şahit, iki imza...Tamam...Evlilik ciddi bir kurum...Şakaya gelmez...Cicim ayları,yaşamın gerçek yüzünü görünce mazide kalır...Ortak yaşamın sürdürülebilmesi için saygı,sevgi ve özveri gerekir...Gemi batmaya başlayınca ,önce çocuklar boğulur...Aslında evlenecek olanlara, ilerde çocuk haklarını koruyucu sert kanun maddeleri konmalı...Çocuklarının geleceğini yok edenlere,gerekirse hapis cezaları verilebilmeli...Geçici zevkler uğruna çocukların geleceği karartılmamalı...Sevgilerimle...

Mesut Selek 
 24.10.2008 14:09
Cevap :
Çok haklısınız hocam, böyle insanları Allah'a havale etmeden , o gariban çocukları da Allah'a emanet etmeden önce yasalarla korumamız gelişmiş bir ülke için olması gerekendir. Sevgiler  24.10.2008 14:22
 

'Dayakla büyüyen, dayakla büyütür' derler. Sadece bizim değil, tüm insanlığın sorunu bu. Hiç olmasın, kimse ailesinden bir bina kadar uzakta kalmasın diye yakınmalar bu sorunu tümüyle çözmeye yetmeyecektir. En aza indirmenin bir yolu olarak; okurları bu noktada daha duyarlı olmayı amaçlayan yazınız için tebrik ederim. Konya Türkiye'nin, Hanya ise komşumuz Yunanistan'ın bir vilayetidr. sevgilerimle

MuDo 
 24.10.2008 13:00
Cevap :
Bilgi için teşekkürler kulaktan dolma yazdım ama yazarkende merak etmedim değil Hanya ne demek diye:) Konuyla ilgili (çocuklar)duyarlılığınıza teşekkürler , sevgilerimle  24.10.2008 15:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 2492
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1066
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Rakamlardan vakit buldukça harflere bulanan, okuyan, yazan bir mali müşavirim. Anneyim. Hayatı ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster