Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '09

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
680
 

Anne ve çocuk çatışmaları

Anne ve çocuk çatışmaları
 

GİRMEK YASAK


Çocukluğumda gecekondudan bozma dört katlı bir binanın giriş katında iki gözlü yerde geçti yaşamımızın bir çoğu. Kendi odamızın olmasını ıstemek ... HAŞA! O zamanlar oturma odasında ! somyadan yapılan divanlar üzerinde gece uyurduk iki kardeş ... Bir tahta yatak vardı. Dar olduğu için onun üstünde tek kişi yatardı. Her bir kardeş sırayla orada yatmak isterdik . Gel gör ki onun uçunda annemizin ekmek teknesi dikiş makinesi vardı. Her gün erkenden dikişe başlayan annem ayaklarımızı toplamamızı isterdi. Yani orada da rahat yoktu...

Kendimiz büyüyünce ve evimizi kurunca, çocuklarımıza kendi odalarında uyuma ve kullanma olanağını sağladık. Kendi odaları olunca en geç ortaokul düzetinde kendi odalarını toplama sorumluluğunu verdik. Türkiyedeki kardeşlerim benzer sorunları yaşadıklarını söylüyorlar , OLMUYOR . Sözüm meclisten dışarı şimdiki çocuklar sorumluluklarının bilincinde değiller. Tek ders çalışşınlar yeter deyip küçük yaşta onlara evle ilgili sorumlulukları vermediğim için kendimi suçluyorum. Okulda ders bitiminde okulun koridorlarını paspaslayan tuvaletini temizleyen çocuklarım eve gelince yere düşen çöpü kaldırmayı bile istemediler. Zorla yaptırmak daha büyük sorunlara yol açtığı için bazan sesimi çıkarmadım ama çöp yuvasına dönen odalar beni çılgın ediyordu. Ben temizledim...

Büyüdüler bu kez odalarına kapı çalmadan girmemiz emredildi. Ama onlar benim odama çat kapı girip TV izleyip yatağımda uyuyakalıyorlardı. Yine ses çıkarmadım ama eşimin karşı çıktı.

Lise sonda bir oğlum var. Geçen hafta sonu odasında yokken çamaşırlarını götürdüm, yerleştırdim. Gömleklerini dolaba astım. SUÇLANDIM onun odasına habersiz girdiğim ve yerleştirdiğim için. Sonra bir iki eşyasını alıp yan taraftaki babaannesinin evinde kullanılmayan bir odaya taşındı.

İçim buruk, üzgünüm. Yaşıtı kızı olan bir anne ile konuştum. Yıllardır tanıyorum. Çünkü hala benim öğrencim. Benzer sorunları yaşadığını annesine "Odama girme, çamaşırları katla kapının önüne koy " ve bazan dili kabalaşıp "kocakarı" dediğini söyledi . Bunu söylerken hüzünlü bir gülümseme vardı suratında . "Yapacağım başka bir şey yok, hepsi böyle." derken .

Gerçekten yapılacak bir şey yok mu? Çocuklarımızın bizlere hakaret etmelerine sırf onları kaybetmemek uğruna ses çıkarmamamız mı gerekir. Sessiz kalıp kendi içimizde esen fırtınayı, en azından kendim için nasıl durduracağım(z).

İlginç olan hem kendi çocuğum hem de sözünü ettim kız çocuğu okulda söz dinleyen, mahallede karşılaştıklarında diğer insanlara hal hatır soran terbiyeli çocuklar !

Zamanın akışına bıraktım her şeyi diyorum ama bırakmak zorundayım. Sağlıklı ana oğul ilişkine hasretim ve hasret gideceğim sanırım ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 397
Toplam yorum
: 1163
Toplam mesaj
: 200
Ort. okunma sayısı
: 1090
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1955 Niğde doğumluyum. Ancak Japonya'ya gelene kadar yaşantımın büyük bir bölümü Ankara'da geçti. Ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster