Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '11

     
    Kategori
    Ekonomi Yayınları
    Okunma Sayısı
    1424
     

    Anneannemin İktisat Teorisi

    Anneannemin İktisat Teorisi

    ‘Üç Kuruşluk harcıyorsan, Beş kuruşluk çalışmalısın’ derdi,

    Bulgaristan göçmeni,  Şumnu’nun  verimli, zengin köylerinden birinde Küçük Ağa lakaplı bir babanın 6 çocuğunun ortanca kızlarından biri anneannem

    Yedi sene hocaya gitmiş, bize ezber öğrettiler, okuduğumuzun anlamını bilmiyoruz, yazı yazmasını da, ihtiyacımız olan matematiği da öğretmediler diye çok kızardı hocalara. Kalemi eline alanı falakaya yatırırlarmış o devirde. Ezbere rağbet. Yasin suresini ezbere okurdu.

    Bolluk içinde geçmiş çocukluğu, kilerleri  dop dolu, karpuz pekmezi bile var.  Köylerinde  bir bakkal varmış Bulgar, gerisi Türk,  köy Türk köyü. 

    Tuna boyunun verimli arazilerinde, çalışkan,  görenekli Balkan Türkleri,

     Derken,  1870 li,  93  harbi denilen yıllar,

    Anlatırdı anneannem;  köyleri istila edilmiş,  huzur güven kalmamış. Küçük ağa dede el altından satmış arazilerini,  göçmüş Anadolu’ya ailece, anneannem 13 yaşında iken.

    Kaynayan balkanlar, ardından Dünya savaşı, Çanakkale, Kurtuluş savaşı……, bu süreç içersinde  birçok kadının çocukluk, gençlik  yılları,

    Yokluk, zorluk, savaş, savaş sonrası,…..

    Kocası Çanakkale savaşına şehit olmuş, birlikte savaşan, köyüne, evine yarısı yok bedenle gelen gaziden almış kocasının ölüm haberini 10 yıl sonra, dul kalmış genç kadın, yetim kalmış on yaşında çocuğu.

    Köyünde hendeklerde saklanmışlar  genç  kadınlar, yunan askerlerinden. Tarlada, bağda, bahçede çalışacak güven yok. ekmek yok, aş yok.

    Yazılmaya değer çok konu var da, ………,

    Evlenmiş savaş sonrası  bekar bir gaziyle.    14 yıl askerlik yapmış, esir düşmüş,  tesviyeci olduğu için geri  planda görev yaptığından, sağ dönebilmiş  gazi dedem.

    Savaşta at kemiklerinden tüfek kabzası  yapmışlar. Aç kalmışlar. Ama onurla savaşmışlar, bir çoğumuzun dedeleri gibi.

    Savaş sonrası yokluk yılları, biri iki etmeğe mecburlar.  Bir bile yok,  Yok………….

    Sermaye yok, müteşebbis yok, işletme yok,  emeğin de erkek olanı savaşlarda kırılmış.

    Para  yok,  para ile para kazanmak da yok.

    Toprak var,  genç kadınlar, savaştan yorgun, bitkin gelmiş erkekler var.

    Çocuklar var,  özgürlük ve istikbal var.

    Ne şanslıyız ki , o yüzyılda bize nasip olan dahimiz ATATÜRK’ümüz var.

    Ne şanslıyız ki,  Asil Türk Milletimiz  var.

    Bağımsızlığımızı kazanmışız.

    Atatürk’ümüzün de dediği gibi asıl bağımsızlık EKONOMİK BAĞIMSIZLIK.       

    Savaş görmüş, yokluk görmüş, o devirde, ufukları açık, beyinleri aydın, üretken  Asil Türk Kadınları,

    Yok’u bir, biri de iki etmek için didinmiş,

    Üç kuruş harcayabilmek için beş kuruşluk üretmek için çırpınmışlar.

    Borçlu yaşamayı değil, tasarruflu yaşamayı, çalışmayı, üretmeyi prensip edinmişler.

    Çocuklarını o günün kısıtlı eğitim imkanlarında okutmak için çırpınmışlar,

    Çocuklu bir aile gördü mü, kalem ucu kalem ucu derdi,  okutun diye neredeyse yalvarırdı  anneannem. 

    Yarıya tarla ekmiş Ayşe gelinin, fasulyesi, buğdayı olmuş. Hayvanlarını  üreterek çoğaltmış, tavuğu,  buzağısı, sağılır hayvanı, yumurtası, sütü, eti olmuş.

    Dahası kardeşlerinin yetim çocuklarına da destek olmak için, günlük ücret ile çiftçilikte iş yapmışlar,  onlar da okusunlar diye ufuk açmaya çabalamışlar.

    Okutmuş anneannem  ve dedem iki çocuğunu, öz üvey ayırmadan, 1925 li, 1930 lu yıllarda. Biri öğretmen, diğeri, subay. Onlar da okutmuşlar çocuklarını.

    Bizler   görmedik, yaşamadık o günleri,  bu günleri de zor zannediyoruz, başımız, ufkumuz kapalı, dünya sıralamasında kadınlarımızın üretime katkısı ise son sıralarda bugün.

    Anneannemin bende çok emeği var. Ekonomi Kuramı’nı beynime işlemiş.

    ‘Üç kuruş harcıyorsan, beş kuruşluk üretmelisin,

    Üç kuruşluk üretirsen, günü kurtarırsın,

    İki kuruşluk üretirsen, geçinemez, borçlu yaşarsın,

    Borçlandıkça da el aleme köle olursun.’

    Ülkelerin ekonomileri de farkı değil,

    Çin gibi üretken ekonomiler, harcamalarından daha fazla üretip,  Avrupa Birliği ve ABD ye  borç verebilen, borç verirken de yaptığı, yapacağı anlaşmalarla, ekonominin yönünü kendine çevirebilen güç konumuna gelirken, vatandaşlarının refahını gelişmiş ülke standartlarına taşımaktadır.

    Yunanistan gibi   harcamalarını bile üretemeyip, başkasının kaynaklarıyla  borçlu yaşayan ülkeler ise refah kaybına uğradığı gibi, içinde bulunduğu birliği ve dünya ekonomisini de olumsuz etkilemektedir.

    Yoktan var etmek; çalışmak, üretmek, gelişmek, refaha ermek,  bir aile için  de bir ülke için  de  çok çok önemli.

    Başarmışlar o  zor dönemde  çalışkan, üretken, aydın,   kahraman kadınlar.

    Kimseye eğilmemişler, kaçmamışlar, kanmamışlar, kimsenin gönüllü kölesi de olmamışlar kadın olarak.

    Ailelerini, ekonomik bağımsızlığa, gelişmişliğe refaha taşımışlar, eşleriyle birlikte.

    Biz kadınlara, ülkemizin yarısı nüfusuna,  toplumun tamamını;  hem kız çocuklarını, hem de erkek çocuklarını yetiştiren  annelere, örnek olmalı o günün bu cefakar aydın kadınları.

    Ekonomik Bağımsızlığımız ülke olarak da ön planda olmalı.

    Refah, ister birey, ister ülke olsun,

    Bağımsız ekonomide, üretime, üretene, gelişene doğru akar.

     

    Bingül ARTAN

     

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 1424
    Kayıt tarihi
    : 23.11.11
     
     

    Anadolu Üniversitesi'nde İktisat Lisansını, Sakarya Üniversitesi İktisat ABD'nda Yüksek Lisansını..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster