Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '12

 
Kategori
Çocuklar ve ilkler
Okunma Sayısı
326
 

Anneee, üfleee..!

Anneee, üfleee..!
 

Oğlum, haşarılıklarının ilk meyvelerini topluyor…

Bacakları, dizleri berelerle doldu…

Koltukların, dolapların tepesinde dolanınca olacağı buydu..!

Gerçi, her an peşindeyim ama,

ne yapıyor, ne ediyor yine de kafasını, gözünü bir yerlere çarpıyor...!

Ben de onu teselli etmekle meşgulüm...:(

Hep aynı ses kulağımda çınlıyor…

 

 

Anneee, üfleee..!

Tamam,

şimdi de öp,

geçtiii…

 

 

O gözyaşları ben öpünce,

nasıl bu kadar kısa sürede kesiliyor, anlayamıyorum…

Keşke bütün kırgınlıklarımızı,

ruhumuzun morluklarını da bu kadar kolay tedavi edebilsek…!

 

 

Onun her hareketi bana bir ders hayatta…

Bazen o mu beni,

ben mi onu eğitiyorum,

karıştırıyorum doğrusu..:)

 

 

Bu afacanlıkların sonuçlarıyla uğraşıyoruz şimdilerde….

İlk morluklarla, ilk aşkı aynı döneme geldi…

 

 

Özgü…

Oğlumun aşkı…

 

 

Benim de yeni haberim oldu…

Yakınlarda kreşinde uçurtma şenliği yapıldı…

 

 

İşyerim site içinde…

Oğlumun kreşine ulaşmam, benim bulunduğum mavi binadan beş dakika almıyor…

İşlerimi kolaylayıp, üç buçuktaki şenliğe zar zor yetiştim…

Zaten kapıdan çıkar çıkmaz, gözüm hemen otoparkın üstündeki tepeliğe takılı kaldı…

 

 

Rengârenk uçurtmaları görünce,

bendeki geç kalmanın verdiği telaşın yerini,

uçurtma uçurmanın heyecanı aldı…

 

Allah’ tan,

bugüne uygun düz pabuçlar giymiştim,

koşar adımlarla, beş dakikalık yolu bir iki dakikada aldım…

 

 

 

Alana ulaştığımda,

mesire yerine gelmiş gibi hissetim kendimi…:)

Bir kısım veli, çocuklarıyla birlikte uçurtma uçurma telaşında,

Rüzgârın yönüne göre, bir o yana bir bu yana koşturuyordu…

Anneler babalar, çocuklardan daha memnundu,

Büyükler, miniklerden kapmışlardı uçurtmaları…

Artık onların elinden almanın imkanı yoktu…

 

 

Küçük bebeklerini pusetleriyle getirenler,

çimleri sulayan fıskiyenin üzerinden zıplayan çocukların kahkahaları…

Öğretmenlerimiz bile cıvıl cıvıl giyinmiş, daha neşelilerdi…

 

 

Ayaküstü sohbet ettiğimizde Menekşe Öğretmen,

“Velilerimiz bizi yalnız bırakmadı,

bu birlikteliği yakalamak inanılmaz..!dedi…

Çok haklıydı bu  konuda,

Kreş giriş çıkışında birbiriyle sadece selamlaşıp,

gülümseyenlerimiz bile kaynaşmıştı..:)

 

 

Uçurtma uçurmanın, insanı bu kadar mutlu edeceğini

ve birbirlerine yaklaştıracağını bilmiyordum..!

 

 

Gökyüzünü çizgi film kahramanları,

gülen suratlar,

aslanlar,

kırmızılar, sarılar, turuncular…

istila etmişti…

 

 

Bizim uçurtmamız yeşil fon üzerine,

sevimli mi sevimli bir baykuştu….

Ama,

ne yazık ki uçuramadık bir türlü…

uçurtmanın ipliğini sımsıkı tutmuş oğlum her defasında,

“Anneee, o annelerin değil,

Çocukların…

Sen oynama..!:

Tepkisiyle karşılaştım…:(

Hevesim yarıda kaldı…

 

 

Bir ara, güneş ışıklarının kırmızı yapraklarından dantel gibi süzüldüğü,

Japon eriğinin dibinde mola verdik, azığımız erikler oldu…

 

 

Burada oğlum,

Anneee,

Özgü nerede..?demeye başladı.

Efendim, Özgü mü? Dememe kalmadı,

kendimi tepeden, kreşin hemen yanındaki oyun parkına inerken buldum…

“ Kara Murat”lı Türk filmlerinin içindeydim sanki,

Biri esir düşmüş, biz de onu kurtarıyoruz…

Özgüü, Özgüü diye yeri göğü inletiyoruz…

 

 

Çınar ağacının hemen altındaki kaydırakta kayarken,

Yanımızda bızdık bir kız belirdi…

Bizimki,

“Özgüüü, beni takip et..!” demeye başladı.

Öbürü de tin tin bizimkinin peşinde…

Bir kaydırağın altını kendilerine mesken tuttular,

Diğer kızları, erkekleri yaklaştırmıyorlar…

Hemen elleriyle durdurup,

“Girme evime…!” diye bağırıyorlar…

 

 

Kızın babası da oradaymış…

“Özgü, evde çok bahsediyor, oğlunuzdan..”

 

 

Benim hiç haberim yok,

oğlum ketum,

ağzından bir kelime zor çıkar, canı isterse konuşur…

Psikologlara, psikiyatrlara gittim, kişiliği böyle dediler…

 

 

Bana ilk morluklarıyla birlikte, ilk aşkının aynı zamana gelmesi ilginç geldi…

Sevdalarda başka türlü acıtıyor çünkü..!

 

 

Bunun, bir minik sevda olduğunu nereden biliyorum..?

 

 

Şimdilerde;

Anneee, Özgü bizim eve gelsin mi..?

Anneee, Özgü gelince ona da sütlaç yapar mısın..?

Anneee, babaannemin yazlığına Özgü’yü de götürelim mi..? demeye başladı…

 

 

Şimdiye kadar,bir tek kelime almak için takla attığımız,

ufak çapkının bu durumu aşkın ilk filizleri değil de nedir..?

 

 

Şaka bir yana..:)

oğlum,

daha yolun başında,

ne darbeler alacak,

ne can acısı çekecek,

kalp kıracak,

belki kalbi kırılacak,

 

 

ama  o sızılar,

Anneee üfleee..!

Tamam,

şimdi de öp,

geçtiii…

Dediğinde öyle kolay geçecek mi..?

 

 

Bilmiyorum..!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hernekadar oğlumla kavga ederek sevgi transferi gerçekleştirsekte, kendimi oğlumla sohbet ediyormuşcasına etkilendim.

gökhan arslan 
 29.11.2012 14:17
Cevap :
Hayata sil baştan başlayabilmek evdeki ufaklıklarla oluyor ancak..! Her gün yeni keşiflerle dolu benim için... Ufak tefek anlaşmazlıklar da olmazsa birbirimizi nasıl tanıyabiliriz? Teşekkür ediyorum yorumunuza... Sevgiyle...  30.11.2012 11:59
 

Merhaba, çok hoş bir blog olmuş. Gülümseyerek okudum. Çok güzel detaylar çok güzel anlarla birleştirilmiş. Elbette çok yara alacaklar ve belki bazen biz yaralarını göremeyeceğiz belki üfle demiyecekler ama bilecekler ki bir tek biz üflersek geçecek, biz de her zaman üfleyemesek bile anne dediklerinde hep orda olacağız. İnşallah yani :) Biz, daha henüz ilk aşkla karşılaşmadık :P Sevgiler.

mea culpa 
 29.07.2012 13:02
Cevap :
Yakındır o zaman ilk aşk... Oğullarımızdan saf seygiyi öğreniyoruz, unuttuğumuz, bir yerlerde yitirdiğimiz... Teşekkür ediyorum yorumunuza... Sevgiyle...  30.07.2012 15:17
 

Ne güzel bir annesiniz... okudukça yüreğime yayıldı yazınızın şevkati,sevgisi,emeği. Ah Özgü'ler... üzmeseler bari ileride.

Merve Ballı Acar 
 10.07.2012 12:53
Cevap :
Üzerler, belki oğlum da üzer... Başka türlü büyümenin yolu yok ki!.. Annelik devamlı bir emekleme hali sanki... Teşekkür ediyorum yorumuna Merve'ciğim... Sevgiyle...  10.07.2012 13:59
 

Ben bu yazıda neden duygulandım ki Arzu? Neden doldu gözlerim, neresinden nedir bilemedim işte:(

Ahmet KARAKAYAN 
 03.07.2012 0:01
Cevap :
Belki de annelik yüreğiyle hiç de elimden bir şey gelmeyecek duygusal ilişkilerdeki bile koruma isteğimden ya da hepimizin kendi morlukları aklına geldiğindendir, sevgiyle...  09.07.2012 9:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 465
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster