Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ÖNAY BARIŞ KÖROĞLU

http://blog.milliyet.com.tr/onayca

08 Mayıs '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
326
 

Annem

Annem
 

Dokuz yıl önceydi. Annem okumayı ve yazmayı unuttuğunu söylüyordu. Ayrı şehirlerde yaşadığımız için benim bilgim dışında gelişmişti unutkanlıkları. Yazları Antalya’da ki yazlık olarak kullandıkları evlerine tatile gelirlerdi Babam la. Önceleri belirgin hiçbir şey yoktu sağlığında.
Annem, doktora yalnız gitmiş, rahatsızlığı hakkında da kimseyi bilgilendirmemişti.
İlk sene Anneciğimde hiçbir şey fark edilmiyordu.” Ben okumayı unutmuşum” diye kendisiyle dalga geçiyordu adeta. Çok titiz bir insandı. Beyaz çamaşırlarını balkona astığında bembeyaz sallanırlardı. Bayramlarda baklavasını kendisi yapar, sarmalarının tadına doyulmazdı. Benim gözümde dört dörtlük bir ev hanımıydı.Yoktan yaratırdı. Çocukluğumuzu da dolu dolu yaşatmıştı bize. Memur çocuğu olmamıza rağmen varlığı da yokluğu da öğrenmiştik ondan. Sonra da beş tane torununa bakmıştı. Onlara ev ödevlerini yaptırır, matematik çalıştırırdı. Yüksek öğrenim görmemesine rağmen çok kitap okurdu.
Ertesi yıl Antalya’ya geldiklerinde Annem’de belirgin farklılıklar gördüm. Hareketleri ağırlaşmış, mutfağı yemek vs.yaparken dağıtmaya başlamıştı.Toparlıyordu ama çok zorlanarak. Başı dönüyor ve sık sık uzanıyordu. “Bu ilaçlar bana dokunuyor, onun için başım dönüyor” diyordu. Annemin gerçek rahatsızlığını ilaç propektüslerini okuduğum zaman öğrendim.İlaçlar demans, alzhemier hastaları içindi. O tarihlerde alzhemieri biliyordum ama demansı bilmiyordum. Öğrendiğimde yıkıldım. Annem tansiyon ve astım hastalığının sebep
Olduğu demans hastasıydı. Halk dilinde erken bunama deniliyordu. Her sene hastalık biraz daha Anneciğimi değiştirdi. Genç yaşında yakalandığı bu hastalık hafızasındaki sözcüklerini, geçmişini yavaş yavaş aldı . Beynindeki hücreler yavaş yavaş tükeniyordu. Doktorlar, elimizdeki en son olanakları kullanıyoruz diyorlardı. Ama o ümidini hiç tüketmedi. Hep umut doluydu. Ancak her sene bedeninden kopan, geri gelmeyen yürüme, ellerini kullanma gibi motor hareketleri de yok olmuştu . Demansın sonrası Parkinson başlamıştı bu sefer. İki sene öncede Anneciğim yatak bağımlısı olmuştu. Çok acılar yaşadık.. Artık o bir bebek olmuştu. Bakıcı yardımıyla yaşamını sürdürüyordu. Ne ağrıyan yerini söyleyebiliyordu ne de bizleri sevdiğini. Annem günden güne tükeniyordu.
23 Şubat sabahı kardeşimden gelen telefonla uyandım. Annem acildeydi ve epilepsi geçiriyordu. İlk otobüsle Ankara’ya gittim. Annem yoğun bakımdaydı ve görme şansımız yoktu. Yaşama savaşı veriyordu. Çok zor günlerdi bizim için. Anlamsız bir bekleyiş. Yaşama dönerse hastalığının kademe olarak daha ilerlemiş olacağını söyledi doktorlar. Midesi delinip beslenmesi öyle sağlanacaktı. Çevreden insanlar “o günahlarını bu dünyada çekiyor” diyorlardı. Hangi günahlarını, hanım olmanın bedelini mi, fedakar olmanın bedelini mi, Anne olmanın bedelini mi?
İnsan Annesini kaybetmeyi ister mi? Ben istedim. O’nu çok sevmeme rağmen istedim. Acı çeksin istemiyordum artık. Sekiz senedir çektiği acılar bitsin istiyorum. Doktorlardan güçlükle aldığım izinle yoğun bakım ünitesine girdim. Annem, gözleri kapalı, solunum cihazına bağlanmış yaşam savaşı veriyordu. Belki beni hisseder diye konuştum onunla.
Dualar okudum, onu çok sevdiğimi söyledim. Yüzü şişmiş, zor nefes alıyordu.”Acı hissediyor mu”? diye sordum hemşireye. “Hayır” dedi. Annem yaşayan bir ölüydü artık . Acı içinde bekliyorduk her gün.. Tam bir hafta sonra İzmir’den gelen kız kardeşim gördü annemi yoğun bakımda. Her ne kadar beyin hücreleri öldüyse, annelik duyguları ölmemişti annemin. Doktorların iziniyle teker teker üç kardeş annemizi gördük o gün. “ Annem artık diğer dünyaya” gidebilir diye düşündüm. Aynı gece saat 21.40 da vefat haberini aldık. Rahata kavuşmuştu nihayet. Ama ben, kardeşlerim anasız kalmıştık. İki uçlu duygular yaşadım o gece. Kendimi hazırlamama rağmen başaramadım sakin olmayı.Annem, rahata kavuşmuştu, ama biz Annesiz kalmıştık.” Ben artık şimdi büyüdüm” dedim içimden. Annem gitmişti, hiç gelmemek üzere.

Anneciğimi sevgi ve özlemle anıyorum. Nurlar içinde yat Anneciğim..

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bloğumu facebookta paylaşamıyorum. Bilgilendirilmemi rica ederim.

ÖNAY BARIŞ KÖROĞLU 
 09.05.2010 13:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 993
Kayıt tarihi
: 26.08.08
 
 

Anadolu Üniversitesi Ekonomi mezunuyum. Bir Kamu kuruluşundan yönetici olarak emekli oldum. Evliy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster