Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '18

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
45
 

Ant-Man ve Wasp: Geveze, Laubali ve Fazlasıyla Demode

Ant-Man ve Wasp: Geveze, Laubali ve Fazlasıyla Demode
 

Marvel’in bir büyüyüp bir küçülen kahramanı Ant-Man, bu sefer Wasp’ı yanına alarak yeni bir maceranın kollarına atıyor kendini. İlk filmiyle beklentilerin üzerinde bir beğeni yakalayan Ant-Man filmi, bu sefer ikinci filmi Ant-Man ve Wasp ile beyaz perdeye taşınıyor. Bu hafta ülkemizde vizyona giren filmin yönetmeni Peyton Reed. Oyuncu kadrosunda ise Paul Rudd, Evangeline Lilly, Michael Douglas, Michelle Pfeiffer gibi isimler yer alıyor.

Kaptan Amerika’nın çağrısı üzerine Avengers’ın çatışmasına dahil olan Scott Lang (Paul Rudd), Sokovya antlaşmasını ihlal ettiği için federaller tarafından iki sene ev hapsine mahkum edilir. Kızıyla birlikte vakit geçirmeye özen gösteren Scott, sorumluluk sahibi bir baba olarak karşımıza çıkıyor. Kızı Cassie ile olan uyumu oldukça dikkat çekici. Yönetmen buradan yola çıkarak ideal baba- kız ilişkisini ifade etmeye çalışıyor. Bir babanın kızıyla olan iletişimin ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor.

Profesör Hank ve kızı Hope ise kuantum boyutuna gitmek için kolları sıvarlar. Bilim insanı Profesör Hank, üstün bilimsel yöntemleriyle kuantum boyutuna ulaşmanın bir yolunu bulur. Karısının hala hayatta kuantum boyutunda yaşamına devam ettiğine inanan profesör, bu varsayımını gerçekleştirmek için kızı Hope ile birlikte karısı Janet’e ( Michelle Pfeiffer) ulaşmaya çalışır. Filmimiz bize bu yolculukta kahramanların neler yaşadığını anlatıyor.

Genel anlamda baktığımızda beklentileri karşılamayan vasat bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylemek isterim. Gerek oyunculuk gerekse uzadıkça uzatılan yersiz espriler filmin odak noktasına katkı sağlayamıyor. Ant-Man ilk filminde eğlenceli bir kahraman olduğunu ispatlamıştı. Bu filmde bu durumun üstüne biraz daha gitmişler.

Lost dizisinden tanıdığımız Evangeline Lilly, Hope karakterini canlandırırken sanki gizli bir soğukluk sezdiriyor izleyiciye. Karakterini tam olarak benimsememiş gibi hissediliyor. Hope’un Scott ile iyi bir ikili olduğu bariz belli bu filmde. İkisinin takım halinde çalışması ortaya çok güzel işler çıkarıyor. Filmin aksiyonunu bu takım kurtarıyor bir nebze.

İlk filminde Hope’u kısmen de olsa tanımıştık. Bu filmde kendini öne çıkarmaya başarmış. Yukarıda da bahsettiğim gibi karakterinin soğuk bir duruşu var. Bir türlü benimseyemiyor izleyici. Scott, esprileriyle kendini çabucak sevdirirken Hope biraz daha mesafeli yaklaşıyor bu konuya. Hope belki de bu filmin ikinci beyni olarak işlev görüyor belki de.

Filmin espri dozu, ilk filme nazaran biraz daha artmış gibi. Bu durum Marvel filmlerinin genel yapısında var olan bir şey zaten. Komik olmayan uzatılmış konuşmalar neredeyse her marvel filminde varlığını korumaya devam ediyor. Bu durum filmin akıcılığını da olumsuz şekilde etkiliyor.

Ghost (Ava), yeni bir anti-kahraman olarak ilk defa karşımıza çıktı. Talihsiz bir kaza sonucu ailesini kaybeden Ava, bu kazanın ardından tahmin edemeyeceği bir durumla karşılaşmıştır. Kendisinin vücudu moleküllere ayrılıp birleşmektedir. Bu durum Ava’nın sağlığını olumsuz bir şekilde etkiliyor haliyle. Yönetmen Peyton Reed, yan karakterlerin hikayelerini beyaz perdeye taşıma konusunda yeteri başarıyı sergileyememiş bana göre. Filmdeki kötü rolüne bürünen karakterler bile rollerine yeterince benimseyememiş gibi görünüyor.

Filmi izledikten sonra Ava karakteri pek akılda kalıcı olamıyor maalesef. Yine de filmin temposunu yukarıya taşıyabiliyor. Benim Ava konusunda dikkatimi çeken bir şey var. Flashbackte kendisi siyahi bir kız olarak görünüyor ama yetişkin halinde bu durum tam tersi olarak ifade edilmiş. Yanılma payımın olduğunu belirtmek isterim. Bana göre filmin bu kısmında ufak bir mantık hatasının olduğunu söyleyebilirim.

Kuantum boyutunun ihtişamı ilk filmdeki gibi ışıltılı bir şekilde yansıtılmış. Efektlerin kullanımı oldukça yerindeydi. Efektler göz yormuyor, aksine aksiyon sahnelerinde izleyiciyi etkisi altına almayı başarıyor. Daha iyi olma şansları elbette vardı ama riske girmemiş yönetmen.

Senaryo buram buram vasatlık kokuyor. Esprilerin dozu iyi ayarlanmadığı için asıl konuya parmak basacak önemli bir olay yaşanmıyor. Yan karakterlerin filme katkısı ise neredeyse hiç yok. Yan karakterleri filmden çıkarsalar filmden hiçbir şey eksilmez. Filmin hiç akıcı bir yönü yok. Efektler sayesinde gerçekleştirilen aksiyon sahnesi olmasa bomboş olacak neredeyse. Hope, Wasp kostümünün içinde oldukça iyi işler çıkarıyor. Kendisi aksiyon sahnelerinde adeta Black Widow’a dönüşüyor. Böylelikle Hope’un bu filmde karakter anlamında kendini bir tık daha geliştirdiğini görüyoruz.

Filmin bana göre en güzel yanı Scott ve kızı Cassie arasındaki samimi ilişkiydi. Bunun dışında efektlerle kurtarılan aksiyon sahneleri, filmi bir nebze olsun izlenir kılıyor. Birden fazla yan hikayenin tek bir hikayede birleşmesi iyi bir fikir gibi görünse de totalde fazla işe yaramadığını görüyoruz bu filmde.

Ant-Man, ilk filminin heyecanını yense de ileriye dönük akılda kalıcı bir performans sergileyememiş ne yazık ki. Zaten ikinci yarıdan sonra biraz olsun toparlanmaya başlıyor hikaye. Yine iyilerin kazandığı bir süper kahraman filmi daha sundu bize Marvel. Keşke şu klişe kalıplarından kendini sıyırabilse… Her seferinde temcit pilavı gibi aynı hikayeleri ısıtıp ısıtıp önümüze koymaktan başka bir işe yaramıyorlar maalesef. Senaryodaki o vasatlığı görmezden gelmek neredeyse imkansız zaten. Bu film çekilmeseydi çok da bir şeyi kaçırmazdık diye düşünüyorum. Durmadan ufalıp büyüyen kahramanları takip etmek bir süre sonra sıkıcı bir duruma dönüşüyor. Wasp ve Scott arasındaki ilişki bile doğru düzgün ele alınmamış. Her şey aceleye getirilmiş gibiydi.

Ant-Man ve Wasp filmi bizlere yeni bir şey sunmuyor ne yazık ki. Aksine ilk filminde gönüllerde yer ettiği komedi unsurundan faydalanıyor. Yani kolaya kaçmayı tercih ediyor. Teknolojik anlamda yenilik sunsa da içerik anlamında zayıf bir film olduğunu söyleyebiliriz. Wasp’ın azmini, annesi için verdiği mücadeleyi görmek istiyorsanız bu filmi izleyebilirsiniz. Benim büyük beklentilere kapılarak giderseniz salondan hüsranla çıkacağınızı söylemek isterim. Film bittikten sonra iki tane after credits var. İlki önemli bir sahneden oluşuyor. İkinci sahne ise tamamen gereksizdi. Boşuna beklemeyin ikinciyi görmek için.

Şimdiden keyifli seyirler (Tabii böyle bir şey bu film için mümkünse)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 45
Kayıt tarihi
: 31.08.12
 
 

Okumayı, yazmayı, dinlemeyi, izlemeyi seven ve bunları sevdikleriyle paylaşmaktan büyük bir keyif..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster