Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
702
 

Antalya'dan iki tatsız haber

Antalya'dan iki tatsız haber
 

Her akşam ülke haberlerinin yanısıra şehrimizin yerel televizyonlarındaki haberleri de dinler ve seyrederiz. Dünkü haberlerde Antalya'ya günde 50.000 turistin geldiği söyleniyordu. Şehrimiz, dolayısıyla ülkemiz için çok sevindirici bir durum elbette.

Ama...

Geçen hafta şehrimizin değerli gazetecilerinden biri, Konyaaltı Gazetesi imtiyaz sahibi Hasan Tahsin Coşkun kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Henüz 52 yaşındaydı Hasan Coşkun. Her ölüm üzücüdür, hele ki ölen çok
gençse.

http://www.haberantalya.com/haber_detay.asp?haberID=7583

Antalya ülkemizin en sıcak ve nem oranı en yüksek şehirlerinden biri. Yerel televizyonlar sürekli uyarıyorlar sıcaktan, güneşten, nemden korunmamız için. Gölgede +40 dereceyi bulan sıcaklıkla baş etmek kolay değil takdir edersiniz. Özellikle yaşlılar, çocuklar, şeker ve kalp hastaları çok daha dikkatli olmalılar bu konuda.

Bir yakınınız kalp krizi geçirdi diyelim. Ne yaparsınız? Hemen hastaneye götürürsünüz doğal olarak, ya da ambulans çağırırsınız. Hasan Coşkun'un ailesi de öyle yapmış. Vereceğim linklerde okuyabilirsiniz, seyredebilirsiniz neler yaptıklarını, evlerinin direğini, babalarını kurtarabilmek için. Oğlu, babasının tabutu başında anlattığı zaman göz yaşlarımı tutamadım. Turizmin gözbebeği Büyük Şehir Antalya'da yaşandı bütün bunlar. Üstelik gerçekten şehrimizin yüz akı olan hastanelerde.

Biri özel olmak üzere 4 hastane dolaşmış Hasan Coşkun'un ailesi. Hastanelerin yerlerini biliyorlardı tabii. Ya bu durumu yaşayan bir turist olsaydı? Hani günde 50.000 tanesi giriş yapıyor ya Antalya'ya? Hoş, hastanelerin yerini bildikleri halde kurtaramadılar babalarını.

http://www.kanalvip.com.tr/haber_detay.asp?ID=32754&baslik_id=1

Bu üzücü olayın üstünden bir hafta geçmemişti ki, dün bir olay daha oldu. Bu olay da en az diğeri kadar üzücü ve isyan ettirecek bir olaydı.

Hastanenin duvarının önünde, hastanenin yan kapısının 30 metre, Acil kapısının 100 metre ötesinde oldu olay. Motosikletli ve kasklı iki genç önlerinde duran minibüse arkadan çarptılar. Motorları savruldu, kaskları fırladı ve her iki genç de önlerinde park halinde duran bir pikabın altına girdiler. Gençlerden biri pikabın altında asılı kaldı, diğeri de altına girdi. İkisi de titriyor, çırpınıyordu. Yoldan geçenler gençleri pikabın altından çıkardılar. Hatırlatıyorum, bu olaylar hastane duvarının dibinde oluyordu. Ambulans bir yere gitmişti, 5 dakika kadar sonra geldi. Bu sırada bir adam avaz avaz bağırıyordu; Allah'ınız yok mu sizin, burası hastanenin karşısı...diye. Acilden doktor, hemşire ve sedye gelmesi için 100 metre yürünmesi yeterdi, ama gelmedi.

Ambulans geldiğinde önce ağır yaralı genç taşındı ambulansa. Sonra diğer yaralıya gidildiğinde, ambulansa konan genç acısından kıvrandığı için sedyeden yuvarlanıyordu. Toplanan halkın çığlıklarını duyunca biri koştu yaralıyı düzeltip yanında bekledi.

Valiliğimiz soruşturma başlattı, Hasan Coşkun'un ölümünde ihmal var mı diye. Peki ya bu gençlerin hastane duvarının dibinde yaşadıkları ne olacak? Günde 50.000 turistin eklendiği nüfusumuzla bizlerin başına bir şey gelirse ne yapacağız?

Gerçekten yorum yapmakta zorlanıyorum. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni birincilikle bitiren genç doktorun mezuniyet konuşması çınlıyor kulaklarımda; Ailemi benimle birlikte mezun olan doktor arkadaşlarıma emanet etmem....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2129
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster