Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '06

 
Kategori
Antalya
Okunma Sayısı
1428
 

Antalya'dan sevgilerle...

Antalya'dan sevgilerle...
 

Filmciliğimizi kalkındırmak, onurlandırmak, neslini zenginleştirmek ve teşvik etmek için ilk çabayı, Antalya başlattı. Portakal,narenciyenin ve Antalya'nın simgesi.'Başına' 'Altın' gelince,'Altın portakal' oldu.

Bu yıl,43.cüsü yapılacak.1966 dan beri verilen onur ödülleri de sahiplerini buldu.Rekor rakam ödül bedeli 3OO bin YTl.oldu.Amma,az !. Bu yıl,Avrasya Film Festivali de yarışacak.Amerika,Uzakdoğu film şirketleri de katılacak.

Antalya ,bir ışık şehri..Festival..Nasıl olsa yapılacak.Ama,eski Antalyanın özel simgeleri var yaşanmış.Hala daha izleri var capcanlı.Bunları unutalım mı? Antalya,Antalya olmadan önce,bu nostaljileri yaşadı.Sık dokulu eleklerden geçti..Ve hakettiğini buldu.

Antalyaya renk veren mozaiklerin hangisinden,neresinden başlasam?. Esas yazmak istediklerim bunlar.! Antalya,bir ışık kenti dedik. Turizmde sahiller,gözalıcı.Avrupayı üçe,beşe katlar.Ama,bizdeki alaturkacılık ve turizm cahilliği , daha epey devam edeceğe benzer...

Her şey,İzmirden gitme valinin başlattığı 'Saklıkent' projesi ile oldu.Ve bu günlere gelindi.Batı'da daha turizm emeklerken,Antalya bakir vücudunu sere serpe sergiledi.

İlk trafik ışıkları kondu.Antalyalılar,çoluk çocuk karşısına kurulup piknik yapıp,seyre durdular..Şehrin bir 'Deli Talat' ı vardı..Mert ve dürüsttü.. .Durakta şöförlük yapardı.,Hükümet aleyhine ağzını bir açtı mı,karşısındaki 'yivli minare' sallanırdı.Basbas bağırırdı her gün."

Bir de Finikeli Osman vardı. Rastladığı turistlere,Finikesini anlata anlata bititremez,portakal bahçelerine döşek serer,onları ağırlardı.Dev gibi,yakışıklı idi.

Şelale ve Antalya ve İleri Gazeteleri popülerdi.Seviyeli polemikler olurdu.Sevgi Taner,namlı bir gazetede yazmanın sorumluluk bilincini,daima taşırdı.

Bir börekçisi vardı,millet sabahtan kuyruğa girerdi.Taaa,Ankara Lokantasına kadar.Şimdi İzmirde aynı börek,'Antalya Börekçisi' adıyle faaliyette.

Bir Hürriyet muhabiri vardı,evlere şenlik.! .Esas mesleği lokantacılıktı.Topluca,bıyıklı, sempatik bir adamdı..Kasada oturur.Sipariş alır,hesap alır,selam alır,telefon alır,alır oğlu alırdı.Öğlen vakitleri İstanbula,Hürriyete heber geçerdi.Müsvette yapmaz,notlarından okurdu.Müşteriler,sırf topluca haber almak için buraya uğrarlardı. Üstelik,karınlarını da doyururlardı..!

''- Alo !.. Dün saat 23.3O sıralarında , Kepezde uçuruma yuvarlanan otomobilin sahibi 'Menemen' li Rıza lakaplı şahıs,götürüldüğü hastanede,bütün uğraşmalara rağmen........! ''

Tam bu sırada yüksek sesle haber yazdıran lokantacımızın sesini,karşısına dikilen müşterisi keser ve hışımla: ''Abi...Ne menemeni yahu, kuru fasulye yedim. Yanında da cacık vardı..Hesapları karıştırdın sen! ''..Lokantacı muhabir de telefonu hışımla kapar ve : '' Adam menemenli,kaza yapmış,onu anlatıyorum.Sen karşıma dikilmiş fasulyadan bahsediyorsun.Eh,yedinse afiyet olsun.Çene yapmayı bırak,işimiz var şimdi !'' Burası,daima evlere şenlik olmuş,hareketli bir yerdi. Hem yemeğini ye,hem haberlerini al,hem de doyasıya gül ! Ört ki, ölem !..

Bazan da aynı muhabirin,telefonda haber yazdırırken,kelimeleri,nesneleri de kariştırdığı görülürdü ki gülmekten ölme de,'yanında yat !''

'' Pilavüstü az kuru çek !... Kurular iki oldu !..''.Kimin fesi,kimin nesi,birbirine girer,karışırdı..

O zamanlar,bir de 'İmamın Karısı'' vardı piyasalarda..Mini eteğiyle sahnelerde şarkı söylerdi.Antalyada da bir ''İmamın kendisi'' vardı,Geceleri şarkı söyler,proğram yapardı.Baş imam da ailecek gazinoya kurulup dinlerdi onu..

Şelale'nin sahibi Sadri bey,Antalya Ormancılar Balosunun davetiyesini bana verirken,'Git,eğlenirsin' demişti.Gittim.Dönüşte gazeteye yazdım.Pek ilgi görmüş ve sevinmiş.Bana bir zarf içinde para uzattıydı..Ünlü Aktör Clark Gable, ilk işinden aldığı paralı zarfı,yatak ayakucuna,duvara asmış.Her sabah kalktığında da: 'Unutma Gable,unutma !.' dermiş.O aklıma geldi.Ben de öyle yapmak için,zarfı aldım.Taşra Gazeteleri..Pek para vermezler her önüne gelenlere..

Dr.Avni Tolunay,Belediye Başkanıydı ilk festivalde.Yanılıyor muyum,bimiyorum.Onun zamanında,her gün şenlik olurdu.Antalya,her türlü şenliği kaldırıdı zira..

İzmirin popüler gazetesi Demokrat İzmir,bir ilk'i gerçekleştirdi.Antalya Festivalini izleme görevi verdi bana.O zamanlar,daha festivali,'portakalı' yoktu..Düz'dü !..Şehre vardım.Başkana bir çiçek vermek lazım.Memlekette çiçekçi dükkanı yok ! ''Abi,dediler,itfaiyede çiçek bol!..İyi.Gittik.Meramımızı anladılar ve bir kocaman çiçek demeti yapıp verdiler..Ben de resimledim.Bu resimli haber çıktı.Şefimiz Attila İlhan,sonradan demesin mi ki,''O itfaiyecilerin hepsini değiştirmişler! '' İçim cızladı hani !

Şimdi..Her köşede bir çiçekçi...

Antalyalıların herbiri,zaten birer çiçek!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, bir de "Poyraz'ı" var artık, Deniz'in rüyalarını gerçek yapan:)) Sevgiler, maviyle... mavi umut.

derinmavi.. 
 11.07.2007 15:32
Cevap :
Antalya hep sevgi kokar aşk kokar..Yalnız o sıcağını ne yapacağız? Plajlarda ''Buzlu peçete ve havlu dolaştırıyorlar,müşterilere dağıtıyorlar.Serinlemek için.Ört ki,ölem!  12.07.2007 18:25
 

Bir 'Detay' cı ile bir 'Ayrıntılarda gezen' bir araya gelince ne olur? Tatlı tatlı sualler olur ..Zor bir sual. Anısı yok. Bu kutucuğa sığdığı kadar yazayım bari:Bu kelime,tek başına,hiç bir şey değildir esasında.Ancak bir olayla birlikte anılırsa renklenir cümle.Mesala: Adam malı çalar,karakolda ,daha önceki hırsızlıklarını da katarak anlatır ballandıra ballandıra.Dinlersiniz.İçinizden : 'Daha da neler, şu köftehor'a bak sen' diyesi olursunuz da,kendiniizi tutartsınız, hiddetten kıpkırmızı kesilirsiniz 'Ört ki,ölem!' diye hayretinizi ,nefretinizi, alayınızı böylece ifade ederken rahatlamayı amaçlarsınız.Bunda biraz da küçümseme edası vardır.' Ört ki,ölem' başlıklı bir yazım var bu sitede .Onu bulur,okursanız,(Cüppeli'nin deniz sefası)bu kelime o yazıda 'cuk' oturmuştur.Konu bu.Hatırası falan da yok.ÇİÇEK dükkanı meselesine gelince ..Geç vakit Antalyaya indim.Acele çiçekçi sordum.YOK dediler.İtfaiyeciyi gösterdiler.Yerim daraldı.Kalın sağlıcak

Muzaffer Cellek 
 29.01.2007 17:11
 

Hepsi çok güzel. Antalya hakkında o kadar çok şey yazılabilir ki, yalnız hangi yıl o sözünü ettiğiniz, çiçekçi olmamasına şaşırdım da. Bir de şu sözünüze bayıldım bayıldım açıkçası beni ayıltın, pardon aydınlatın:)))) Ört ki ölem. nerden çıktı, nerden esti, nerden buldunuz bu sözü, ne anlatmak istediniz. Bir anısı vardır mutlaka. Onu da anlatabilirmisiniz? Fazla merak da iyi değilmiş ama, huyum kurusun işte, huy, ne yaparsın!

Ayrıntıda gezinmek 
 29.01.2007 13:16
Cevap :
'Ört ki, ölem! ' in manasını sormuştunuz.'Bir anısı mı var?' diyorsunuz.Bu öyle bir kelime ki,tek başına bir şey ifade etmez.Eskiden ineğim altında 'Buzağı' ararlardı ya! Şimdi her şeyi arıyorlar,at,eşek,kedi,tavşan gibi..'Ne alaka?' değil mi?Adam malı götürmüş.Karakolda,diğer hırsızlıklarını da ballandıra ballandıra anlatıp,öğünüyor.O zaman da insanın bu durum karşısında,'Yok daha neler' manasında 'Ört ki,ölem! diyerek hayretini,tiksintisini alaycılığa bürünerek,biraz da küçümseyerek hissiyatını ifade ediyor...Çiçek işine gelince.O zamanlar belki bir iki çiçekçi vardı..Ki bana 'Yok' dendi sorduğumda.Vaktim dardı,araştıramadımdı.Yahut,itfaiyecilerin en güzel çiçek 'Sera'sı' idi orası belki de.Bu kelime, benim ''ANTALYA'dan SEVGİLERLE''isimli yazımda bu '' Ört ki,ölem! '' cümlesi,'Cuk oturmuş' tur..Bakarsanız orada göreceksiniz..Kalıın sağlıcakla..  30.01.2007 7:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 884
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster