Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '06

 
Kategori
Antalya
Okunma Sayısı
2370
 

Antalya festivali ve düşündürdükleri...

Antalya festivali ve düşündürdükleri...
 

Her şey, ''Aspendos''larla başlar, Hükümet önündeki caddeden geçen kortejle devam eder, Heykel önünde söylevlerle: '' Şenliğimiz bitmiştir''denilerek nokta konulurdu... Akşamına da evlerde: ''Ah ne eğlendik... Ah ne eğlendik!... Diye de övgüler yapılırdı...

Ya şimdi? Altın Portakalımız uluslararasına dönüştü... Şenliklerle başladıydı her şey... Aradan 43 yıl geçti. Şenlikler, arkalarda kaldı...

Şenlikler de şenlikti hani... Bir Juanito vardı. Hani şu '''Arkadaşımın aşkı'' sını söylerdi. Parkta proğram yapardı. Tepesindeki ağaçtan, çocuklar kozalak atarlardı da, proğramı zor bitirirdi adam... Bu şenlikten sonra da meşhur olduydu...

Yollardan sanatçıların korteji geçerdi süslü püslü arabalarla... Antalyalı mest'ti böyle şeylere... Sanatçılara elle dokunabiliyorlardı... Dünyalar, onların oluyordu o zaman... Uyanık bir adam, gideceği yere gitsin diye, ağır gazoz kasasını, bu kortej arabalarından birisine, kaşla göz arası yüklediği de oluyordu. Herhalde içinden de '' Bizim gazozlar da meşhur oldu'' diye geçirmiştir. Kimbilir?!

Bir Tanju Okan vardı. Aspendos sahnesinin en önüne oturmuş. Ayaklarını aşağı sallamış. Başı önünde, elinde mikrofon ve de sus- pus... Halk, şarkı bekliyor. Çıt yok! Ama, itiraz da yok! Halk Tanjuyu çok seviyor. Antalya Halkı anlayışlı olduğunu, ortaya koyuyor hemen...

Tiyatrocu Muammer Karaca gelmiş. O akşam, Cibali Karakolu'nu oynayacak... Şenlik menlik yok henüz şehirde. Öylesine gelmiş... Vali emir veriyor: ''Tez vilayetin merdivenlerden itibaren, Taaa heykele kadar temizlensin!... '' Sabunlu sular. Hummalı bir çalışma... İşler tamam!... Halkın bu işe yorumu ise şöyle: ''Bir sanatçı geldiğinde, bir de şenliklerde temizleniyor şehir ancak!...''

Karacanın huyu, geldiği şehirde gördüğü aksaklıkları, o akşamki temsillerine yansıtmak. Öyle ya! Hükümet Konağı temiz olmalı ki, Karaca, oyunun bir yerinde ''Antalyanın Hükümet Konağının pisliği gibi'' benzetmesini yapamasın!... Karaca bu. Yapar mı yapar! Vali Beyefendi, böyle tedbir alıyordu işte...

Bir Behlül Dal var. Has Antalyalı. Antalyasına bir şeyler vermek için çırpınıyor... Şenliklerin de hamisiydi. Antalyanın dayalı döşeli evlerinde film seti kurardı o da. Artislerle dolup taşardı evler. Mahalleli de peşinde... Laflar, çekiştirmeler, dedikodular ise gırla: '' Gızzz! Orhan Günşiray bana göz kırptı gıızz! '' Bir başkası: ''Şu Öztürk Serengil, fasulya sırığı gibi adammış yahu!' Daha neler neler...

Aradan 43 yıl geçmiş. Antalya, Arsıulusal hale gelmek için, pekçok fırın ekmek yemiş. Şimdilerde de ''Hazmetmeye'' çalışıyor...

Sinema kimliği ve Aluslararası yarışmalarla, Antalyanın gözü doydu. Eskiden, şehre trafik lambası dikilmişti Şarampola çıkan caddenin başındaki meydana. Antalyalı, çerezlerini alır, seyre giderdi çoluk çocuk!...

Heyt be!... Nerden nereye!... Sanatçılardan, yapımcılardan ''Artiz'' lerden geçilmiyor şimdi yollardan. Beğen beğen al! Yerlisiyle, yabancısıyle...

''Onur''... 'Emek''...''Anı''.. ödüllerinin verildiği törenlerde, bir Behlül Dal, bir Tanju Okan unutuldu... Bir Tolunay unutuldu... Bir Teoman Paşa unutuldu... O Tanju Okan için turistler. ''Bizde böyle, söylediği zaman, camları titreten şarkıcı yok!'' diyorlardı. Bariton sesiyle gönüllerdeydi Tanju. Pavarotti o zamanlar piyasada değildi.

Antalya, Türkiyeye örnek oldu. Marmaris, Antalya'dan ilham aldı. Şenlikler düzenlendi. Sanatçılar oraya da geldiler. Kortejlerle geçtiler. Çılgınca alkışladılar... Ama, sonu gelmedi. Turizm cahili yöneticiler, arabanın önüne ''Taş'' koydular. ''Tu kaka'' dediler... ''Günah'' dediler... Tekrarları bir, iki sene sonra unutuldu gitti...

Antalya, aldı başını gidiyor. Turizm cahillerimiz, hala ''İstemezük'' lerimizi sürdürüyorlar. Avrasya'lara göz kırpan Antalya, dünyaya açtı kapılarını nihayet...

Bu tren durmaz! Gitti gider... Ok yaydan kurtuldu bir kere. Ko, gitsin, gittiğince!... Çağıramasın hiç kimse geriye...

Bazı turizm cahili belediyelerimizin akılları, bakalım başlarına ne zaman gelecek... Ama bu arada, ''Nerden başlasam, nasıl başlasam'' diye de sevindirici kıpırdamalar mevcut...

Bir yazarımızın dediği gibi, ''Biçem'' (Uslup) meselesi bunlar...

Algılama, tarz meselesi, ne derseniz deyin!

Ört ki, ölem!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk aklıma gelen şey, arabaların üzerindeki sanatçıların geçit törenidir. Ne hoş olurdu televizyondan bile izlemesi... Tabi biz o zamanlar çocuktuk:))

derinmavi.. 
 12.07.2007 0:02
Cevap :
Festivalin ilki güzeldi.Sonraları yozlaştı,çirkinleşti festivaller.İlk'ler dama güzeldir..Marvileşsin rüyaların.Mavi mavi tütesin.Hep mavi kal böylesi...  12.07.2007 18:45
 

Bir solukta ve büyük keyif alarak okudum yazınızı ve ilk Antalya'ya ayak bastığım bin dokuz yüz seksen iki yılına geri döndüm bir anda. Tanju Okan'ı da çok severim onu anınca birde hemen yanı başına Alpay gelip takılıverir nedense. Ne güzeldir onları dinlemek, okyanusa bir taş atıp dalga, dalga yayılan dalgaları izlemek gibi bir şey. Kadınım, aç kapıyı. benim tek dostum içkim sigaram, neden saçların beyazlamış gibi, eylülde gel, fabrika kızı gibi. Ne anlatacaktım nereye geldim sürükleniverdim birden o ılık meltemin içine. Dedim ya Antalya ya ilk gelişim di ve trafik ışıklarını ilk görüşüm henüz on beş yaş bir garip yabancılık ve polisin bana siz trafik ışıklarını ilk kez görüyorsunuz galiba deyişi ve ışıkları gösterip yeşil yanınca geçeceksin deyişi ve nezaketi. Doğu garajından özel Akdeniz hastanesine ilk yürüyüşüm ve ilk kez yeni doğan bir bebek bezini ucundan tutarak suyun önünde pisliğini akıttıktan sonra ilk yıkayışım. Gördünüz mü, beni ta nerelere götürdünüz. Saygı ve sevgileriml

Ayrıntıda gezinmek 
 29.01.2007 0:44
Cevap :
Canım istedikçe,kafam bozuldukça soluğu hep Antal'yada alırım hep.Esaslı bir sebebi de yok hani. 'Mistik' bir havası var,o kadar!. Bakarak değil,'Görerek' yaşarsanız,yaşadığınızı anlarsınız.Aynı trafik lambalarına takılmışız.Müthiş bir irdeleme..'Lamba seyiri' ne gidenlerin seyrine 'özellikle' giderdim.'Detay' seyretmek için tabi.(Antalya'dan sevgilerle) yazım var bir tane daha.Onda bu ayrıntılar vardır tesbit ettiğim.Kıyaslamalarım vardır.Onu da okuyun bir zahmet.Kendinizden bir şeyler bulursunuz belki. Anılar...Ayrıntılar...Nüans'ların kıvrımları arasındaki renkleri.. 'Ayrıntı' larda gezmeyi seviyorsunuz diye önerdim yazıyı..O yazıda bir çiçekçi hikayesi var.Nerden nereye geldiğini anlayacaksınız Antalya'nın.Zannediyorum,Antalya'ya az buçuk bir sempatiniz var.Yorumlarınız için..Kadirşinaslığınız için...Hepsi için...Teşekkürler..  29.01.2007 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster