Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Antalya kadınlar plajında gerginlik!

Antalya kadınlar plajında gerginlik!
 

Antalya'da "Kadınlar plajı" oluşturuldu; bana sorarsanız çok mu gerekliydi diye cevabım hayır olacaktır ancak gerekli görenler var ki böyle bir proje oluşturulup, hizmete sunulmuş.

Arz-talep meselesidir; akın edenlerin sayısına bakılırsa da cidden gerekliymiş!

(Bu arada, anlatanın yalancısıyım: Ankara'da sırf kadınlara özel öyle muhteşem fitness salonları varmış ve fiyatları öyle uygunmuş ki; sanıyorum Belediyeye ait, yararlanmamak elde değilmiş!)

Gidenler arasında tesettürlüler olduğu kadar tesettürsüz vatandaşlar da var, fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla ki en doğal haklarıdır elbet!

Biliyorsunuzdur muhtemelen, bu plajda tüm görevliler kadın! Güvenliği, can kurtaranı, hizmetlileri falan...

Bugün okuduğum haberi referans alarak "erkek sinek uçmayan" bu rehavet kampında tedirginlik hasıl olmuş!

Kadın kadına olan plajda bir-iki kişi üstsüz güneşlenmek isteyip, yine üstsüz şekilde denize girmiş!

Bazı kadınlar panik olmuşlar!

Bu ne edepsizliktir diye!...

(Üstsüz olanların diri vücutlarını mı kıskandılar ne? Yoksa ne kocaları var etrafta ne de "edepsizlikle" ifade edilebilecek bir durum!)

Meğer, şekerim, yanlarında getirdikleri erkek çocuklarının olumsuz etkilenebileceği düşüncesiyle tepki vermişler...

Hımmm...

Kadınlar plajına kaç yaşına kadar olan erkek çocukları alınıyor? Bakın, cidden merak ettim!

(Elin beş yaşındaki erkek çocuğunu namahrem belleyip de kendi on iki yaşındaki oğlunu mu yanında götürüyorsun be kadın!)

Bilemiyorum tabii ki, bir anne oğlunun cinsel gelişimiyle ne kadar ilgilidir?

İlgili bir anneydim, oğlum ilk kez ifade ettiğinde ki henüz epey küçüktü, ondan gizli doktorunu arayıp sormuştum: Figen'ciğim, bu çocuk böyle oldu diyor!

Gayet doğal diyerek gülmüştü...

"Yapmam gereken bir şey var mı?" diye sorduğumda da gülmüştü; normal davran yeter!

******


Mesela, ben oğlumu ne kendimden sakındım ne de karşı cinsten!

Bu nedenle kadınlar plajına yanında erkek çocuklarını götürüp de üstsüz güneşlenen ya da denize girenlerden rahatsız olabilen anneleri anlayamıyorum...

Burada bir samimiyetsizlik var!

Ya kıskançlık ya da kendi gibi olmayanlara tahammülsüzlük!

******

Şartlar ortada; "Yeni" denilerek tüm yapılmış devrimleri, inşa edilmiş kültürü, mirası, öz sözleri yok edip, yeni bir devlet ideali söz konusu...

Çok sinir oluyor insan!

Zıvanadan çıksam diyor; mantık işte... Eline "Pala" mı alacaksın, küfür  mü edeceksin? Yoksa insan mı doğrayacaksın?

Mantık oturtuyor şekerim, vicdan oturtuyor; yoksa "evde zor tutulanlardan" değilsin, muhtemelen...


Yapılacaklar listeme bazı şeyleri aldım:

* Çok zorda kalmadıkça "Yeni Türkiye" demeyeceğim! (Atıfta bulunmak için kullanıyordum ama kanıksanmasında da payım olsun istemiyorum! Benim için Türkiye Cumhuriyeti vardır ve kurucusu da Mustafa Kemal Atatürk'tür!)

* Annelerimizin-babalarımızın kızlı-erkekli fotoğraflarına gözüm gibi bakacağım! (O fotoğraflar ki karalanan bir dönemin ışık saçan tanıklarıdır!)

* Kendi fotoğraflarıma da gözüm gibi bakacağım: Yüzü gülen, saçlarında papatya tokalar ve kişiliği var olsun diye uğraşılan eğitimin birer minik neferi olarak...

* Onurun ne kadar kıymetli bir şey olduğunu öğreten anne-babamın kıymetini hep bilerek; onların bu değerlere sahip olmasında hakkı geçen herkese teşekkürlerim baki olarak...

* Unutturulmak istenen "Mustafa Kemal Atatürk'ün ne muazzam öngörüsü olduğunu; kişisel hiç bir kazanç peşinde koşmayıp, yalnızca "Çağdaş bir vatan" kurma amacında olup bunu da başardığını ulaşabileceğim tüm nesillere aktarmam gerektiğini... (Yoksa, bugün kitaplardan çıkartılıyor, andımız kaldırılıyor, marşımız da her an değişebilir ve tüm bunlar içinde asla ve asla "Mustafa Kemal Atatürk'ün" ne adı ne de ilkeleri gözetilmeksizin uygulamaya konulacaktır!)

* Sinirlenmemek, sabırla beklemek gibi bir düstur edinmek... (Yaşanacaklar çileden çıkartacaklar; her bir çıkışımız engellenmek istenecek; gereksiz yere içeriye atılmanın da anlamı yok! Dışarıda olduğumuz sürece daha etkili oruruz!

* Elektrik, su faturalarını öde; internet, telefon falan...

* Nasıl ödeyeceğin konusunda kredi kartlarının limitlerine ve son ödeme taihlerine bak!

* Kaş-bıyık aldırmayı fazla erteledin, ihmal etme!

* Düşen diş dolgunu da önemsememezlik etme; diş sızlamama içki ne kadar dayanır?

* İçki dedim de, içki de, sigara da anasının nikahı ama kafa yapan sentetik ilaçlar üç kuruşa satılıyor; 30, 40, 50 yaşına varmışları korumayı bıraksalar da gençleri korumaya çalışsınlar diye ısrar et! (Israr ettik de ne oldu deme, vaz geçme!!)

* Cumhuriyet kadını annen ve babandan aldığın öğretileri, mesela onur, mesela çağdaş, efendime söyleyeyim sağduyulu, kin ve nefretten uzak olma durumunu ne unut, ne de unuttur!

* Herşey bitti artık diye de düşünebilirsin; ben de öyle düşünüyorum bazen ama "Mustafa Kemal Atatürk" geliyor o an aklıma; biz boşuna "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" demiyoruz!

* Son söz: Umudun biitiği anda destan yazmak kaçınılmazdır!

 

 

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster